Türkiye’de ceza infaz kurumunda bulunan yabancı uyruklu kişilerin tahliye edilmesi veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle ceza infaz kurumundan ayrılması sonrasında karşılaştıkları en önemli hukuki sorunlardan biri, kişinin doğrudan serbest bırakılmayarak geri gönderme merkezine gönderilmesidir.
Uygulamada yabancı uyruklu bir kişi ceza infaz kurumundan tahliye edildiğinde veya denetimli serbestlik hükümlerinden yararlandırıldığında, ceza infaz kurumu çıkışında kolluk görevlilerine teslim edilerek İl Göç İdaresi Müdürlüğü nezdinde işlem yapılmak üzere götürülebilmektedir. Yapılan değerlendirme sonucunda yabancı hakkında sınır dışı etme ve idari gözetim kararı alınması hâlinde kişi geri gönderme merkezine sevk edilebilmektedir.
Ancak önemle belirtmek gerekir ki ceza infaz kurumundan tahliye edilen veya denetimli serbestliğe ayrılan her yabancının otomatik olarak geri gönderme merkezine gönderilmesi hukuken mümkün değildir.
CEZAEVİNDEN TAHLİYE OLMAK OTOMATİK SINIR DIŞI SEBEBİ MİDİR?
Yabancılar hakkında sınır dışı etme işlemleri, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında yürütülmektedir.
6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinde, haklarında sınır dışı etme kararı alınabilecek yabancılar düzenlenmiştir. Özellikle 54-1-a-d bentleri verilen sınır dışı kararların gerekçesini oluşturmaktadır. Bunlar Türk Ceza Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilen yabancılar ile kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu değerlendirilen yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınması gündeme gelebilmektedir.
Dolayısıyla yabancı bir kişinin Türkiye’de bir suçtan dolayı mahkûm olması, Göç İdaresi tarafından yabancının durumunun ayrıca değerlendirilmesine neden olabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Ceza mahkûmiyetinin bulunması ile kişinin otomatik olarak sınır dışı edilmesi veya geri gönderme merkezinde tutulması aynı şey değildir.
İdarenin yabancının kişisel durumunu, işlenen suçun niteliğini, mahkûmiyetin içeriğini, kişinin Türkiye’deki aile ve sosyal bağlarını, Türkiye’deki yasal kalış durumunu ve sınır dışı edilmesi hâlinde karşılaşabileceği riskleri somut olay özelinde değerlendirmesi gerekir. Uygulamada ise yabancı kişi çoğunlukla hakkında belirtilen bentlerden haklarında sınır dışı kararı alınmak suretiyle GGM’ye gönderilmektedir. O yüzden sizin bu hususta hazırlıklı olmanız elzemdir.
DENETİMLİ SERBESTLİĞE AYRILAN YABANCI GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLEBİLİR Mİ?
Denetimli serbestlik, cezanın infazına ilişkin bir kurumdur. Bir yabancının denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanarak ceza infaz kurumundan ayrılması, kişinin ceza hukuku ve infaz hukuku bakımından cezaevinden çıkmasını sağlar. Bunun şartları 5275 Sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinde belirtilmektedir. Bu kanuna göre kişi Salı verildiği zaman, denetimli serbestliğe ayrılma talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içerisinde müracaat etmesi gerekmektedir. Kişi buraya beş gün içerisinde müracaat ettiği zaman kişi için denetimli serbestlik planı düzenlenir ve kişinin buna uyması gerekmektedir. Aksi durumda kişi denetimli serbestlik ihlalinde bulunmuş olur ve cezanın infazı için tekrardan ceza İnfaz kurumuna alınabilir. Yabancı kişi ceza İnfaz kurumundan denetimli serbest bırakıldı zaman elinde belirtilen evraklar bulunur.
Ancak kişinin yabancı olması hâlinde göç hukuku bakımından ayrıca işlem yapılabilir. Bu nedenle uygulamada denetimli serbestliğe ayrılan yabancı, ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra doğrudan serbest bırakılmayarak kolluk birimlerine teslim edilebilmekte ve yabancının durumu İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından değerlendirilebilmektedir.
Yabancı hakkında daha önceden verilmiş bir sınır dışı etme kararı bulunması veya yapılan değerlendirme sonucunda 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesi kapsamında sınır dışı etme kararı alınması hâlinde, idari gözetim süreci gündeme gelebilir. Ancak denetimli serbestliğe ayrılmış olmak tek başına geri gönderme merkezine gönderilme sebebi değildir.
TAHLİYE EDİLEN YABANCI DOĞRUDAN GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLEBİLİR Mİ?
Bir yabancının geri gönderme merkezinde tutulabilmesi için 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesi kapsamında idari gözetim kararı alınması gerekir.
Kanuna göre hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılardan;
- Kaçma veya kaybolma riski bulunanlar,
- Türkiye’ye giriş veya Türkiye’den çıkış kurallarını ihlal edenler,
- Sahte veya asılsız belge kullananlar,
- Kendilerine tanınan sürede Türkiye’den çıkmayanlar,
- Kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu değerlendirilenler
hakkında idari gözetim kararı alınması gündeme gelebilir.
Dolayısıyla ceza infaz kurumundan tahliye edilmiş olmak, tek başına idari gözetim kararı verilmesi için yeterli değildir. Fakat şunu önemle belirtelim ki uygulamada izah edildiği üzere kişi hakkında genelde 6458 sayılı yasanın 54-1-a veya d bendi gereği sınır dışı karar verilir ve kişi kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğu gerekçesiyle idari gözetim altına alınmaktadır.
Ancak yalnızca geçmiş tarihli bir mahkûmiyet kararının varlığı üzerinden otomatik ve soyut bir değerlendirme yapılması hukuki açıdan tartışmalıdır. Özellikle yabancının cezasını infaz etmiş olması, koşullu salıverilmesi veya denetimli serbestlik hükümlerinden yararlandırılması hâlinde kişinin güncel olarak kamu düzeni açısından oluşturduğu iddia edilen tehdidin somutlaştırılması önem taşımaktadır. Şunu da önemle belirtmek gerekir ki yukarıda da belirtilen 5275 sayılı yasa gereği kişi iyi halde olmak şartıyla zaten denetimli serbest ayrılmaktadır. Yani esasen denetimli serbestliğe ayrılan yabancı zaten iyi halli birisidir. Bu sebeple ilgili kişinin kamu düzeni için bir tehdit oluşturacağı savı da çürütürmektedir.
Yeni önemle belirtmek gerekir ki, yabancı kişi denetimli serbestliğe ayrıldığı zaman denetimli serbestlikte uyuması gereken yükümlülükler kişinin idari gözetimi alternatif yükümlülüklerinden çok daha ağır bir yükümlülüktür. Bu yükümlülüklere uyulmadığı zaman kişi daha ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Yabancı hakkında her ne kadar sınır dışı kararı verilebilecekse de idari gözetim kararı şart olmamalıdır. İdare, idari gözetim kararının neden gerekli olduğunu ve yabancının neden idari gözetime alternatif yükümlülüklerle takip edilemeyeceğini somut olay kapsamında değerlendirmelidir.
İDARİ GÖZETİMDE GEÇERİLECEK SÜREYE İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME
Yabancı kişi denetimli serbestlik sonrası hakkında sınır dışı kararı verilip idari gözetim altına alınmışsa kişi için başkaca sorunlar meydana gelebilmektedir. Bu sebeple kişinin özellikle hem ceza hem de göç hukuk alanında uzman bir avukat ile hareket etmesi gerekmektedir. Kişi için idare Mahkemesi süresi içinde sınır dışı davası açılıp ilgili sınır dışı işlemlerin durdurulması yanında yabancı kişinin idari gözetim altında olduğunun özellikle denetimli serbestliğini başlatacağı denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirimin temel sebebi bazen yabancı kişi idari gözetim altında iken denetimli serbestlik müdürlüğünün bu durumdan haberdar olmamasıdır.
Yukarıda da izah edildiği üzere kişi ceza İnfaz kurumundan denetimli serbestlik ayrıldıktan sonra beş gün içerisinde ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuru yapması gerekmektedir. Başvuru yapılmadığı taktirde kişi denetimli serbestliği ihlal eder ve kişi yeniden ceza İnfaz kurumuna alınabilecektir. Bu sebeple yabancı kişinin idari gözetimde olduğu durumunun ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirilmesi suretiyle herhangi bir ihlalin yapılmadığın sağlanması gerekmektedir.
Esasen denetimli serbestlik müdürlüğü ile geri gönderme merkezleri arasında işbirliğinin sağlanması ve yabancının mağduriyetine yol açabilecek uygulamaların önüne geçilmesi gerekmektedir. Daha önce karşılaştığımız somut bir olayda müvekkilin Hürriyet hakkı ciddi bir şekilde ihlal edilmiştir. Söz konusu somut olay şu şekildeydi; müvekkil hırsızlık suçundan 2 Yıl 1 Ay hapis cezasına hükmedilmişti. Müvekkil buna istinaden ceza İnfaz kurumuna girmiş ve birkaç gün içinde denetimli serbestliğe ayrılmıştır. Müvekkil kamu düzenini tehdit gerekçesiyle doğrudan hakkın sınır dışı kararı verilip idari gözetim altına alınmıştı. Müvekkil yaklaşık dokuz ay idari gözetim altında kaldıktan sonra hakkında bu sefer denetimli serbestliği ihlal ettiği gerekçesiyle ilgili infaz hakimliği kararı ile müvekkil yeniden ceza İnfaz Kurumu’na alınmıştı. Bu sürede tarafımızca, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 28.06.2024 Tarih ve 2024/4104 Esas ve 2024/4805 Karar sayılı ilamı ile yabancı kişinin geri gönderme merkezine alınması sebebiyle denetimli serbestlik müdürlüğüne gidemediği ve bu sebeple herhangi bir denetim ihlalinde bulunmadigi şeklindeki kararı da sunularak müvekkil kısa sürede yine ilgili infaz hakimliğini kararı ile salıverilmişti. Müvekkil, salıverildiği gibi ilgili göç idaresi tarafından yine aynı gerekçeyle idari gözetim kararı verilerek geri gönderme merkezine alındı. Tarafımızca söz konusu bu süreçler en başından itibaren detaylı bir şekilde idari gözetim itirazında bulunurken ilgili Sulh ceza hakimliğine açıklanmışsa da müvekkilin idari gözetimi herhangi bir şekilde kaldırılmamıştır. Nihai olarak müvekkil 21 ay idari gözetim altında kaldıktan sonra alternatif yükümlülük ile salıverilmişti. Söz konusu bu durum müvekkili ciddi bir şekilde mağdur etmişti. Sizin de bu tür mağduriyetleri yaşamamanız için ilgili durumu denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirmeniz elzemdir.
GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLEN YABANCI NE YAPABİLİR?
Ceza infaz kurumundan tahliye edildikten veya denetimli serbestliğe ayrıldıktan sonra geri gönderme merkezine gönderilen yabancı hakkında öncelikle hangi idari kararların alındığının tespit edilmesi gerekir. Akabinde yukarıda belirttiğimiz şekilde denetimli serbestlik müdürlüğüne her ihtimale karşı yabancı kişinin idari gözetim altında olduğunun bildirilmesi gerekmektedir. Daha sonra yabancı hakkında idari gözetim kararına karşı 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesi kapsamında sulh ceza hâkimliğine başvurularak idari gözetim kararına itiraz edilebilir.
Sulh ceza hâkimliğine yapılacak başvuruda yabancının sabit adresi, aile bağları, Türkiye’deki yaşam düzeni, kaçma riskinin bulunmaması ve idari gözetime alternatif yükümlülüklerin yeterli olup olmayacağı özellikle değerlendirilmelidir. Ayrıca yabancı hakkında sınır dışı etme kararı verilmiş ise sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür.
Sınır dışı etme kararına karşı açılacak davada yabancının gönderileceği ülkede karşılaşabileceği riskler, aile hayatı, çocukların üstün yararı, sağlık durumu ve 6458 sayılı Kanun’un 4. ve 55. maddeleri kapsamında sınır dışı edilmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
SONUÇ
Ceza infaz kurumundan tahliye edilen veya denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanarak cezaevinden ayrılan yabancıların doğrudan ve otomatik olarak geri gönderme merkezine gönderilmesi gerektiğine ilişkin genel bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.
Bununla birlikte yabancının ceza infaz kurumundan ayrılmasının ardından Göç İdaresi tarafından göç hukuku bakımından durumu değerlendirilebilir. Yabancı hakkında sınır dışı etme ve idari gözetim kararı alınması hâlinde kişi geri gönderme merkezine sevk edilebilir.
Ancak idari gözetim kararının 6458 sayılı Kanun’da belirtilen sebeplere dayanması, kişinin bireysel durumunun değerlendirilmesi ve tedbirin gerekli ve ölçülü olması gerekir. Özellikle cezasını tamamlayan veya denetimli serbestliğe ayrılan yabancının yalnızca geçmiş mahkûmiyeti gerekçe gösterilerek geri gönderme merkezinde tutulması hâlinde, idari gözetim kararının hukuka uygunluğu ayrıntılı olarak incelenmelidir.
Geri gönderme merkezinde bulunan yabancılar bakımından idari gözetim kararına itiraz ve sınır dışı etme kararına karşı iptal davası süreleri ile uygulanacak hukuki yollar birbirinden farklıdır. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre hukuki sürecin ayrıca değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin Korkmaz) olarak bu konuda tarafınıza gerekli hukuki hizmet sağlanabilecektir.
Avukat Mehmet Şirin Korkmaz
(Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişiklik gösterebilir.)


Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.