Etiket: İzmir Göç Avukatı

  • Türkiye’ye Giriş Yasağı (Tahdit) Kodları Nedir? Nasıl Kaldırılır? (2026 Güncel Kapsamlı Rehber)- İzmir Göç Avukatı Mehmet Şirin KORKMAZ

    Türkiye’de yabancılar hakkında uygulanan tahdit kodları; kişinin Türkiye’ye giriş-çıkışını denetleyen, vize ve ikamet izni işlemlerini, çalışma izinlerini, sınır dışı edilme süreçlerini ve vatandaşlık başvurularını doğrudan etkileyen idari kısıtlama verileridir.

    Uygulamada her tahdit kodu aynı hukuki sonucu doğurmaz ve her kod yabancının Türkiye’ye kesin olarak giremeyeceği anlamına gelmez. Bir kısmı doğrudan icrai ve yasaklayıcı nitelikte iken, bir kısmı idari bildirim veya ön izin şartı ihtiva eder. Bir yabancı hakkında tahdit kaydı bulunduğunda; yalnızca kodun harf ve numarasına değil, kaydın hangi somut gerekçeyle tesis edildiğine, giriş yasağı veya sınır dışı (deport) kararı bulunup bulunmadığına ve tebligat durumuna bütüncül olarak bakılmalıdır.

    Tahdit Kodu, Türkiye’ye Giriş Yasağı ve Sınır Dışı (Deport) Kararı Arasındaki Fark

    • Tahdit Kodu: Göç İdaresi Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü veya ilgili kamu kurumları tarafından sisteme işlenen alfanümerik idari kısıtlama/takip verisidir.
    • Türkiye’ye Giriş Yasağı: 6458 sayılı YUKK’un 9. maddesi uyarınca tesis edilen ve yabancının ülkeye girişini belirli bir süre veya süresiz olarak engelleyen idari işlemdir.
    • Sınır Dışı (Deport) Kararı: 6458 sayılı Kanun’un 52 ve devamı maddeleri gereğince valilikler tarafından alınan, yabancının menşe ülkesine veya güvenli üçüncü bir ülkeye gönderilmesini emreden icrai işlemdir.

    A’dan Z’ye Tahdit Kodları, Hukuki Nitelikleri ve Giriş Yasağı Süreleri

    1. Ç Serisi Tahdit Kodları (Vize İhlali, Yasa Dışı Faaliyet ve İdari Yaptırımlar)

    • Ç-101 (10 Gün – 3 Ay Arası İhlal): Vize/ikamet/çalışma iznini 10 gün ila 3 ay arasında ihlal eden yabancılara konulur; 3 ay süreyle giriş yasağı getirir.
    • Ç-102 (3 Ay – 6 Ay Arası İhlal): İhlal süresi 3 ila 6 ay arasında olan yabancılara uygulanır; 6 ay süreyle giriş yasağı ve deport kararı doğurur.
    • Ç-103 (6 Ay – 1 Yıl Arası İhlal): İhlal süresi 6 ay ila 1 yıl arasında olan yabancılara konulur; 1 yıl süreyle giriş yasağı uygulanır.
    • Ç-104 (1 Yıl – 2 Yıl Arası İhlal): Yasal kalış süresini 1 ila 2 yıl arasında ihlal eden yabancılara 2 yıl süreyle giriş yasağı getirir.
    • Ç-105 (2 Yıldan Fazla İhlal): Yasal kalış süresini 2 yıldan fazla ihlal eden yabancılara 5 yıl süreyle giriş yasağı uygulanır.
    • Ç-113 (Yasa Dışı Giriş-Çıkış Yapanlar): Sınırları gayriyasal yollarla aşan veya teşebbüs edenlere uygulanır; 2 yıl süreyle giriş yasağı doğurur.
    • Ç-114 (Hakkında Adli İşlem Yapılanlar): Türkiye’de adli bir soruşturma/kovuşturmaya maruz kalan yabancılara konulur; vize/ikamet iptal edilerek 2 yıl süreyle giriş yasağı uygulanır.
    • Ç-115 (Cezaevinden Tahliye Olanlar): Herhangi bir suçtan cezaevinde kalıp tahliye edilen yabancılara uygulanır; 2 yıl süreyle giriş yasağı ve deport kararı içerir.
    • Ç-116 (Gayrimeşru Kazanç / Fuhuş): Geçimini meşru olmayan yollardan sağladığı veya fuhuş yaptığı değerlendirilen yabancılara konulur; 5 yıl süreyle giriş yasağı getirir.
    • Ç-117 (Kaçak Çalışanlar): Çalışma izni olmaksızın çalıştığı tespit edilen yabancılara konulur; 1 yıl süreyle giriş yasağı ve idari para cezası öngörür.
    • Ç-118 (Kamu Sağlığını Tehdit Eden Bulaşıcı Hastalık): Bulaşıcı hastalık taşıdığı doktor raporuyla tespit edilen yabancılara uygulanır; 5 yıl süreyle giriş yasağı doğurur.
    • Ç-119 (Kaçak Çalışanların Para Cezasını Ödememesi): Kaçak çalışma idari para cezasını ödemeden çıkan yabancılara uygulanır; 5 yıl süreyle ülkeye girişi engeller.
    • Ç-120 (Vize/İkamet Para Cezasını Ödemeyenler): Vize/ikamet ihlali kaynaklı para cezalarını ödemeyen yabancılara konulur; 5 yıl süreyle giriş yasağı içerir.
    • Ç-135 (YUKK İdari Para Cezası Ödemeyenler): 6458 sayılı Kanun’un 102. maddesindeki para cezalarını ödemeyenlere konulur; 5 yıl süreyle giriş engeli oluşturur.
    • Ç-136 (Sınır Dışı Seyahat Masraflarını Ödemeyenler): Sınır dışı masrafları Hazinece karşılanan ve bu borcu ödemeyen yabancılara konulur; masraf ödenene kadar giriş engeli sürer.
    • Ç-137 (Terke Davet Edilip Çıkmayanlar): Kendisine tanınan 15-30 günlük terke davet süresinde çıkış yapmayan yabancılara uygulanır; 5 yıl süreyle giriş yasağı doğurur.
    • Ç-138 (İnad Yolcu / Kabul Edilmeyen Yolcu): Hakkında giriş yasağı bulunmasına rağmen sınırdan girmeye çalışan yabancılara uygulanır; 5 yıl süreyle giriş engeli getirir.
    • Ç-141 (Uluslararası Güvenlik Açısından Sakıncalı): Terör veya uluslararası güvenlik tehdidi şüphesi taşıyanlara konulur; 5 yıl süreyle giriş yasağı doğurur ve Türkiye’ye giriş İçişleri Bakanlığı iznine bağlanır.
    • Ç-149 (Kamu Güvenliği Açısından Sakıncalı / Risk Analizi): Çatışma bölgelerine geçiş şüphesi taşıyan yabancılara hudut kapılarında konulur; 5 yıl süreyle giriş yasağı içerir.
    • Ç-150 (Sahte Belge Kullananlar): Sahte pasaport veya belgeyle giriş-çıkış yapmaya çalışan yabancılara konulur; 5 yıl süreyle giriş engeli getirir.
    • Ç-151 (Göçmen Kaçakçısı / İnsan Taciri): Göçmen kaçakçılığı veya insan ticareti suçundan hüküm giyen yabancılara uygulanır; 5 yıl süreyle giriş yasağı koyar.
    • Ç-152 (İhtiyaten Girişi Engellenenler): Türkiye’ye girişi tedbiren/ihtiyaten sakıncalı görülen yabancılara konulur; 1 yıl süreyle giriş yasağı öngörür.
    • Ç-166 (Maddi İmkanı Bulunmayan / Girişini Haklı Nedene Dayandırmayan): Kalış amacını ispatlayamayan veya ekonomik yeterliliği olmayanlara konulan ret kodudur.
    • Ç-167 (3-6 Ay İhlal Edip Para Cezasından Yararlananlar): 3 ila 6 ay ihlali bulunup sınır kapısında para cezasını ödeyerek çıkan yabancılara uygulanır; 1 ay süreyle giriş yasağı getirir.
    • Ç-179 (Organ ve Doku Ticareti): Organ veya doku ticareti suçu sebebiyle sınır dışı edilen yabancılara konulur; 5 yıl süreyle giriş engeli oluşturur.

    2. G Serisi Tahdit Kodları (Kamu Düzeni, Güvenlik ve Ağır Suçlar)

    • G-26 (Yasa Dışı Örgüt Faaliyetleri): Yasa dışı terör veya suç örgütleriyle irtibatlı görülen yabancılara uygulanır; süresiz / idarece belirlenen sürede giriş yasağı ve deport kararı doğurur.
    • G-34 (Belgede Sahtecilik): Resmi veya özel belgede sahtecilik suçu şüphesi taşıyan yabancılara konulur; süresiz / 5 yıla kadar giriş engeli getirir.
    • G-42 (Uyuşturucu Madde Suçları): Uyuşturucu madde imal, sevk veya ticareti suçuna karışanlara konulur; deport ve süresiz giriş yasağı içerir.
    • G-43 (Kaçakçılık Suçları): 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu veya TCK kapsamındaki kaçakçılık (sigara, tütün, emtia, akaryakıt) suçlarına karışanlara uygulanır; deport ve süresiz giriş yasağı doğurur.
    • G-48 (Fuhşa Aracılık ve Yer Temini): Fuhşa aracılık eden veya yer temin eden yabancılara konulur; sınır dışı ve giriş yasağı içerir.
    • G-58 (Öldürme Suçları): Kasten veya taksirle öldürme suçunu işleyen ya da şüphesi bulunan yabancılara konulur; deport ve giriş yasağı doğurur.
    • G-64 (Tehdit), G-65 (Hırsızlık), G-66 (Gasp-Yağma), G-67 (Dolandırıcılık): İlgili suçları işleyen veya şüphelisi olan yabancılara konulur; sınır dışı ve giriş yasağı kararı doğurur.
    • G-78 (Bulaşıcı Hastalık): Fuhuş veya diğer kontrollerde bulaşıcı hastalık taşıdığı saptanan yabancılara konulur; tedavi raporu sunulana dek süresiz giriş yasağı yaratır.
    • G-82 (Milli Güvenlik Aleyhine Faaliyet): Milli güvenliği tehdit ettiği değerlendirilen yabancılara konulur; sınır dışı ve giriş yasağı uygulanır.
    • G-87 (Genel Güvenlik Açısından Tehlikeli Yabancılar): MİT ve emniyet istihbarat verileriyle genel güvenlik açısından tehlikeli görülen yabancılara konulur; süresiz giriş yasağı ve deport kararı doğurur.
    • G-89 (Yabancı Terörist Savaşçı – YTS): Terör örgütleri bünyesinde savaştığı değerlendirilen kişilere konulur; sınır dışı ve kesin giriş yasağı doğurur.

    3. N, M ve K Serisi Tahdit Kodları (Ön İzin ve İnterpol Bildirimleri)

    • K Kodları (Kaçakçılıktan Arananlar): Kaçakçılık suçu şüphesiyle aranan yabancıların yakalanması amacıyla konulur; giriş-çıkış kontrolü sağlar.
    • M-67 (İnterpol Dolandırıcılık): İnterpol tarafından dolandırıcılık suçundan aranan yabancılara konulur; Türkiye’ye giriş İçişleri Bakanlığı ön iznine bağlanır.
    • N-82 (İstihzan / Ön İzin Kodu): Yabancının Türkiye’ye girişini Göç İdaresi Başkanlığı’nın ön iznine bağlar. İzin talepleri fiilen reddedildiğinden süresiz giriş engeli gibi sonuç doğurur.
    • N-99 (İnterpol Kırmızı Bülten Kodu): İnterpol bülteniyle uluslararası düzeyde aranan yabancılara konulur; ülkeye giriş ön izne bağlanır ve sınır dışı/iade süreci işletilir.
    • Mali N Kodları (N-95, N-96, N-97, N-119, N-120, N-135, N-168, N-169, N-170, N-171, N-172): İlgili idari para cezalarının, terke davet ihlallerinin veya seyahat masraflarının ödenmemesi durumlarında girişin Göç İdaresi ön iznine bağlanmasını sağlayan mali kısıtlama kodlarıdır.

    4. V ve O Serisi Tahdit Kodları (İkamet, Adres, Koruma ve Yargı Kayıtları)

    • V-68 (Bakanlık İznine Tabi İkamet): İkamet izni verilmesi İçişleri Bakanlığı onayına bağlanan yabancılara işlenir.
    • V-69 (İkamet İzni İptal Edilenler): İkamet izni iptal edilenlere konulur; 5 yıl süreyle yeni ikamet izni verilmez.
    • V-70 (Sahte Evlilik): Vatandaşlık veya ikamet için formalite evlilik yaptığı iddia edilen yabancılara konulur; ikamet iptal edilerek 5 yıl süreyle giriş yasağı uygulanır.
    • V-71 (Adreste Bulunamayan / Sahte Adres): Bildirdiği ikametgah adresinde oturmadığı tespit edilen yabancılara konulur; ikamet başvurusu reddedilir.
    • V-87 (Gönüllü Geri Dönüş Yapan Geçici Koruma Sahibi): Ülkesine gönüllü dönüş yapan Suriye vatandaşlarına işlenir.
    • V-137 (Terke Davet Edilenler): İkamet/çalışma ihlali nedeniyle terke davet edilen yabancıların takibi amacıyla konulur.
    • V-144 (YUKK 57/A Kapsamında Serbest Bırakılanlar): Menşe ülkesinde işkence veya ölüm tehlikesi bulunması sebebiyle sınır dışı edilemeyip insani ikamet verilen yabancılara konulur.
    • V-153 (AYM Tedbir Kararı) & V-155 (AİHM Tedbir Kararı): Anayasa Mahkemesi veya AİHM tarafından tedbir kararı verilen yabancıların sınır dışı edilmesini durdurmak için işlenir.
    • V-154 (Sınır Dışı Kararına Karşı Dava Açanlar): Deport kararına karşı İdare Mahkemesinde iptal davası açıldığında konulur ve dava sonuna kadar sınır dışı işlemini durdurur.
    • O-100 (Semti Meçhul / Başvurudan Vazgeçen Sığınmacı): Koruma başvurusunu geri çeken veya adresinde bulunamayan sığınmacılara konulur; 1 yıl süreyle giriş yasağı doğurur.
    • O-176 (3 Yıl) ve O-177 (5 Yıl): Uluslararası koruma talebi olumsuz değerlendirilen veya iptal edilen yabancılara uygulanan giriş yasağı kodlarıdır.

    Tahdit Kodu Nasıl Kaldırılır? (Tüm Hukuki Yollar)

    1. İdareye İtiraz Başvurusu (İYUK m. 11)

    Tahdit kodunun öğrenilmesinden itibaren 60 gün içinde işlemi tesis eden kuruma (Göç İdaresi Başkanlığı veya Valilik) gerekçeli bir dilekçeyle itiraz edilebilir:

    • Sürenin Durması: Yapılan itiraz dava açma süresini durdurur.
    • Cevap Verme Süresi ve Kalan Süre: İdare 30 gün içinde yanıt vermelidir. İdarenin 30 gün içinde cevap vermemesi (zımni ret) veya başvuruyu reddetmesi halinde, 60 günlük süreden geriye kalan süre içinde İdare Mahkemesinde iptal davası açılır.
    •  
    • Bu yolun küçümsenmemesi gerekiyor. Çünkü bazı sorunlar en kısa yoldan bu şekilde çözülebilecektir. Mahkemelerde dava açma her zaman daha çetrefilli ve vakit alan bir yoldur.

    2. İptal Davası (Görevli ve Yetkili Mahkeme, Süre ve Yürütmenin Durdurulması)

    • Görevli ve Yetkili Mahkeme: Tahdit kodunun ve giriş yasağının iptali davalarında yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemeleridir. Doğrudan valilik tarafından alınan sınır dışı (deport) kararlarının iptalinde ise kararı veren valiliğin bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesi yetkilidir. Şayet birden fazla koda karşı Ankara veya ilgili Valilik İdare mahkemelerinde dava açılırsa mahkeme tarafından talebin somutlaştrılması vb. Için süre verilebilir, nihayetinde ise yetkisizlik kararı ile ilgili davaya bakmaya yetkili mahkemeye dosyayı gönderir.
    • Dava Açma Süresi: Tahdit kodunun ve giriş yasağının iptali için süre tebliğden itibaren 60 gündür. Ancak yabancı hakkında aynı zamanda Sınır Dışı (Deport) Kararı tesis edilmişse dava açma süresi kesin ve hak düşürücü olarak 7 gündür.
    • Yürütmenin Durdurulması (YD): Tahdit kodu iptal davaları yürütmeyi kendiliğinden durdurmaz. 2577 sayılı İYUK’un 27. maddesi uyarınca işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi imkansız zararlar doğurması şartları mevcut olduğundan, dava dilekçesinde ‘Savunma Alınmaksızın Yürütmenin Durdurulması’ talep edilmelidir. Son zamanlarda mahkemeler tarafından özellike Ankara 26. İdare Mahkemesi tarafından Yürütmenin Durdurulması talepleri reddedilmektedir. Bu sebeple ilgili başvurular daha çok detaylandırılmalı, mağduriyet somut bir şekilde gösterilmeye çalışılmalıdır.
    • İstinaf Yolu: İdare Mahkemesi kararına karşı tebliğden itibaren 30 gün içinde Bölge İdare Mahkemesine (İstinaf) başvurulabilir. (Sınır dışı davalarında ilk derece mahkemesinin kararı kesindir).

    3. Meşruhatlı Vize Başvurusu

    Giriş yasağı süresi dolmadan Türkiye’ye yasal olarak gelmesi gereken yabancılar; Aile Birleşimi (Türk vatandaşı eş/çocuk), Çalışma İzni, Eğitim veya Sağlık Tedavisi gerekçeleriyle Türk Konsolosluklarına Meşruhatlı Vize (Özel Açıklamalı Vize) başvurusunda bulunabilirler. Meşruhatlı vize kodu sistemden silmez, ancak giriş yasağını aşarak yasal giriş sağlar.

    Tahdit Kodu Kaldırma Süresi ve Dava Masrafları

    • Dava Süresi: Tahdit kodu iptal davaları mahkemenin dosya yoğunluğuna, Emniyet ve MİT istihbarat yazışmalarının tamamlanmasına bağlı olarak ortalama 6 ay ila 1 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Bunun çok daha fazla aşıldığı zamanlar da bulunmaktadır. Bilindiği üzere ilgili davalar İstinaf Kanun yoluna tabidir. Bu durumda  2 seneyi de bulabilir. Yürütmenin Durdurulması Kabul edildiğinde veya ilk derece mahkemesince bir iptal kararı verildiğinde idare ilgili kodu kaldırabilir.
    • Dava Masrafları: İdare Mahkemesi başvuru harcı, karar harcı, yürütmeyi durdurma harcı ve tebligat/posta giderleri dahil dava açılış masrafları yaklaşık 4.000 TL – 5.000 TL bandındadır. Adli yardım talepli olarak açıldığı durumda adli yardım talebi kabul edildiğinde herhangi bir masraf ödenmemektedir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    • Tahdit kodu sorgulaması e-Devlet üzerinden yapılabilir mi? Hayır. Tahdit kodları gizli idari kayıtlar olup e-Devlet veya UYAP üzerinden görünmez. Resmi tespit ancak bir avukat veya kişi aracılığıyla kurumlara yapılacak başvuruyla sağlanır.
    • Ceza davasında beraat etmek Ç-114 veya G-43 kodunu otomatik siler mi? Hayır. Beraat veya takipsizlik kararları sisteme kendiliğinden işlemez. Bu mahkeme kararları delil gösterilerek idareye başvuru yapılmalı veya İdare Mahkemesinde iptal davası açılmalıdır.
    • Türkiye’de bulunmadan yurt dışından dava açılabilir mi? Evet. Bulunulan ülkedeki Türk Konsolosluğu veya yetkili noterlikler aracılığıyla Türkiye’deki bir avukata vekaletname verilerek tüm dava süreci uzaktan yürütülebilir.

    Ablakat Hukuk Bürosu Olarak Hizmetlerimiz

    Tahdit kodları ve sınır dışı işlemleri, 7 günlük ve 60 günlük kesin hak düşürücü sürelere tabi olan, uzmanlık gerektiren teknik süreçlerdir.

    Ablakat Hukuk Bürosu – Av. Mehmet Şirin Korkmaz(İzmir Göç Avukatı) olarak;

    • 1. Tahdit kodunun ve konuluş gerekçesinin resmi makamlardan tespiti,
    • 2. Göç İdaresi Başkanlığı nezdinde İdareye İtiraz (İYUK m. 11) süreçlerinin yürütülmesi,
    • 3. Ankara İdare Mahkemelerinde yürütmenin durdurulması istemli iptal davalarının ikame edilmesi ve takibi,
    • 4. Meşruhatlı vize müracaatlarının yönetilmesi,
    • 5. Geri Gönderme Merkezi (GGM) idari gözetim ve sınır dışı kararlarına karşı ivedi hukuki başvurularda

    müvekkillerimize profesyonel, güvenilir ve sonuç odaklı avukatlık hizmeti sunmaktayız.

  • Vizesiz Giriş Yapan Göçmenlerin Süre Bitiminde İkamet İznine Geçiş Prosedürü- İzmir Yabancılar Hukuku Avukatı Av. Mehmet Şirin KORKMAZ

    Türkiye ile imzalanan vize muafiyeti anlaşmaları tahtında ülkeye giriş icra eden yabancılar; uyruklarına bağlı olarak 30, 60 veya 90 günlük yasal barınma hakkına malik olurlar. Ancak söz konusu muafiyet eşiğinden daha uzun müddetle mukim olmak, mülk edinmek veya ticari faaliyetlerde bulunmak isteyen şahısların, mevcut yasal süreleri hitam bulmadan evvel hukuki statülerini İkamet İznine (Oturma İzni) tahvil etmeleri kanuni bir mecburiyettir.

    Vizesiz giriş rejiminden ikamet statüsüne geçiş süreci, Göç İdaresi Başkanlığı nezdinde katı şekil şartlarına ve idari usullere tabi kılınmıştır. Bu aşamada vuku bulacak usuli hatalar, talebin reddine sebebiyet verebileceği gibi kişinin vize ihlali (overstay) statüsüne düşerek sınır dışı (deport) edilmesiyle sonuçlanabilir.

    İkamet İznine Geçişte “Süre” Kriteri ve Yasal Koruma Mekanizmaları

    Bir yabancı şahsın Türkiye içerisinden ikamet izni müracaatında bulunabilmesi için riayet etmesi gereken en temel doktrin, başvuru işleminin vize muafiyeti süresi (30, 60 veya 90 gün) sona ermeden e-İkamet sistemi üzerinden tescil edilmesidir.

    • Yasal Süre İçinde Müracaatın Hukuki Tesiri: Vize muafiyetinin sona ermesine çok kısa bir süre kala dahi online sistem üzerinden müracaatın tamamlanması, şahsa randevu tarihine değin yasal barınma hakkı sağlayan bir “İkamet İzni Müracaat Belgesi” temin eder. Bu yasal zırh sayesinde, vize süresi dolsa bile randevu gününe kadar Türkiye’de kaçak duruma düşmeksizin yasal bekleyiş sürdürülebilir.
    • Süre Tecavüzü Sonrası Müracaat: Yasal kalış süresinin hitamından sonra icra edilmeye çalışılan müracaatlar, sistem tarafından engellenebileceği gibi kabul edilse dahi “vize ihlali” gerekçesiyle Göç İdaresi tarafından esasa girilmeksizin reddedilmektedir.

    Vizesiz Giriş Statüsündekilerin Başvurabileceği İkamet İzni Nevileri

    Vizesiz giriş yapan göçmenler, Türkiye’de kalış nedenlerini tevsik etmek kaydıyla “Kısa Dönem İkamet İzni” altındaki şu kategorilere yönelebilirler:

    1. 1. Turizm Amaçlı İkamet İzni: Sıklıkla başvurulan bu tür, güncel mevzuat değişiklikleri neticesinde en sıkı denetime tabi tutulan kategoridir. Göçmenlerin detaylı seyahat planlarını ve mali yeterliliklerini (banka mizanları) somut delillerle ispatlamaları şarttır.
    2. 2. Taşınmaz (Gayrimenkul) Edinimi Amaçlı İkamet İzni: Kanuni alt sınırların üzerinde konut edinenlerin başvurduğu ve kabul ihtimali en yüksek olan türdür. Mülkiyetin (tapu) doğrudan yabancının şahsına ait olması hukuki zorunluluktur.
    3. 3. Ticari İrtibat ve İş Kurma Amaçlı İkamet İzni: Yatırım, şirket kuruluşu veya ticari müzakereler için gelen şahıslara yöneliktir. Dosyaya resmi davetiyeler veya şirket tezyin belgeleri eklenmelidir.
    4. 4. Aile İkamet İzni: Muafiyet statüsündeyken bir Türk vatandaşıyla yasal evlilik birliği kuran göçmenler, bu statüye doğrudan intikal edebilirler.
    5. 5. Tedavi Amaçlı İkamet İzni: Sağlık turizmi kapsamında şifa bulmak amacıyla gelenlere, yetkili hastane yönetimlerinden alınacak onaylı belgeler mukabilinde tahsis edilir.

    Adım Adım Geçiş Prosedürü ve Operasyonel Süreç

    İkamet iznine intikal süreci birbirini takip eden üç ana safhada tekemmül eder:

    A. e-İkamet Portalı Üzerinden Online Müracaat: Göç İdaresi’nin resmi portalında form tanzim edilir. Yabancı adına tanzim edilmiş sağlık sigortası ve biyometrik verilerin sisteme derci zorunludur. İşlem neticesinde “Randevu Günü ve Saati” tahsis olunur.

    B. Randevu Dosyasının ve Kanuni Evrakların İkmali: Belirlenen tarihe kadar, müracaat türüne uygun dosya hazırlanır. Asgari evrak listesi şunları ihtiva eder:

    • Pasaport aslı ve giriş meşruhatlı sayfaların suretleri,
    • ICAO standartlarına uygun güncel biyometrik fotoğraflar,
    • Yürürlükte olan Özel Sağlık Sigortası poliçesi,
    • Adres teyit belgeleri (noter tasdikli kira mukavelesi veya nüfus kaydı),
    • Yeterli maddi imkana malik olunduğunu gösterir banka dökümleri,
    • İkamet harcı ve değerli kağıt bedeli ödeme makbuzları.

    C. İdare Nezdinde Evrak Teslimi ve Mülakat: Randevu vaktinde yabancının şahsen hazır bulunması elzemdir. Dosyanın tetkiki neticesinde değerlendirme süreci başlar ve netice 30 ila 90 güüracaat Süreçlerinde Karşılaşılan Kritik Hukuki Hatalar

    • Sahte Adres ve Beyanlar: Gayriresmi yollarla temin edilen kira sözleşmeleri, kolluk kuvvetlerinin adres tahkikatı ile süratle tespit edilmektedir. Bu fiil “resmi belgede sahtecilik” cürmünü teşkil ederek deport sebebi sayılır.
    • İzin Belgesiz Çıkış Yapmak: Randevu safhasında vize süresi dolan şahsın, Göç İdaresi’nden gerekli izin belgesini almaksızın ülkeden ayrılması, müracaatın iptaline ve para cezasına yol açar.

    İkamet izni reddi kararları, yabancıya on gün içerisinde Türkiye’yi terk mükellefiyeti yükler. Dosyanızın mevzuata uygunluğu ve hak kayıplarının önlenmesi noktasında göç hukuku departmanımızdan profesyonel destek talep edebilirsiniz.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – İkamet İznine (Oturma İzni) Geçiş Prosedürü

    1. Randevu tarihini beklerken vize muafiyeti sürem hitam bulursa vize ihlali (overstay) statüsüne düşer miyim?

    Hayır, hukuki bir yaptırımla karşılaşmazsınız. Yasal vizesiz kalış hakkınız sona ermeden evvel e-İkamet portalı üzerinden müracaatınızı tescil ettirdiyseniz, sistem tarafından üretilen “İkamet İzni Müracaat Belgesi” randevu gününe ve nihai karara değin Türkiye’de yasal olarak barınmanıza imkan tanır. Bu süreçte şahsınız kaçak statüsünde addedilmez ve idari para cezası tahakkuk ettirilmez.

    2. Müracaatımı tamamladım ancak randevu vaktine kadar yurt dışına çıkış-giriş yapabilir miyim?

    Vize süreniz dolmuşsa ve randevu gününü beklemekteyseniz, kural olarak Türkiye hudutları içerisinde bulunmanız elzemdir. Lakin mücbir sebeplerin varlığı halinde; ikamet harcı ve değerli kağıt bedellerini vergi dairesine yatırıp makbuzlarınızla birlikte İl Göç İdaresi’nden onay almanız kaydıyla, şahsınıza azami 15 gün süreyle yurt dışına çıkış ve tekrar giriş selahiyeti bahşedilir. Bu 15 günlük yasal eşiğin aşılması müracaatınızın geçersiz sayılmasına sebebiyet verir.

    3. Vize muafiyetiyle giriş yapıp noter tasdikli kira mukavelesi sunarak “turistik ikamet izni” almam kesin midir?

    Hayır, herhangi bir garanti bulunmamaktadır. Göç İdaresi Başkanlığı’nın güncel uygulama politikaları gereği, yalnızca kira sözleşmesine dayalı ilk turistik ikamet müracaatları yüksek oranda retle neticelenmektedir. Göçmenlerin somut seyahat rotalarını, kalış amaçlarını ve banka mizanları ile desteklenmiş güçlü bir mali yeterliliği idareye ispat etmeleri hukuki bir mecburiyettir.

    4. Kendi ülkemden temin ettiğim yurt dışı seyahat sağlık sigortası müracaat dosyasında kabul edilir mi?

    Hayır, söz konusu poliçeler geçersizdir. Türkiye hudutları içerisindeki ikamet taleplerinde (istisnai uluslararası SGK konvansiyonları hariç) yabancı menşeli sigortalar işleme alınmaz. Kanuni şekil şartlarını yerine getirmek maksadıyla, Türkiye’de mukim ve yetkili bir sigorta şirketinden “Yabancılar İçin Özel Sağlık Sigortası” tanzim ettirmeniz yasal bir zorunluluktur.

    5. Taşınmaz (gayrimenkul) iktisabı yoluyla ikamet izni alabilmek için mülk bedelinde bir alt sınır mevcut mudur?

    Evet, mevzuat uyarınca kritik bir mali eşik belirlenmiştir. Taşınmaz amaçlı kısa dönem ikamet iznine hak kazanabilmek için, edinilen gayrimenkulün tapu satış bedeli ve resmi ekspertiz raporundaki değerinin tüm iller bazında en az 200.000 USD (Amerikan Doları) mukabili Türk Lirası olması şarttır. Bu meblağın altındaki tapu kayıtları taşınmaz amaçlı statü değişikliğine imkan tanımaz.

    6. Vizesiz giriş statüsündeyken bir Türk vatandaşıyla evlenmem durumunda aile ikametine geçebilir miyim?

    Evet, bu yasal olarak mümkündür. Vize muafiyeti periyodunuz dahilinde Türkiye’de resmi nikah akdini tekemmül ettirmeniz halinde, vize süresinin hitamını beklemeksizin doğrudan “Aile İkamet İzni” müracaatında bulunabilir ve statünüzü hukuken tahvil edebilirsiniz.

    7. Göç İdaresi nezdindeki mülakat safhasına şahsım yerine yalnızca vekilim/avukatım iştirak edebilir mi?

    Hayır, bu usulen mümkün değildir. İkamet izni randevu süreçlerinde yabancı şahsın biyometrik verilerinin (parmak izi vb.) sisteme derci ve başvuru formunun ıslak imza ile tevsik edilmesi kanuni bir şarttır. Bu sebeple yabancının idare makamları önünde bizzat hazır bulunması elzemdir. Avukatınız hukuki danışmanlık ve güvence maksadıyla mülakata refakat edebilir ancak şahsınız yerine imza ve veri girişi yapamaz.

    8. İkamet izni müracaat belgesine malik olmam Türkiye hudutları dahilinde çalışma hakkı doğurur mu?

    Kesinlikle hayır. Söz konusu belge veya onaylanmış ikamet kartı, yabancıya hiçbir surette çalışma selahiyeti bahşetmez. Türkiye’de yasal statüde çalışabilmek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kanalıyla münferit bir “Çalışma İzni” iktisap edilmesi zorunludur; aksi yöndeki fiiller ikamet izninin iptali ve sınır dışı gerekçesidir.

    9. Müracaatımın reddedilmesi durumunda farklı bir evrak tanzim ederek derhal yeniden başvurabilir miyim?

    İkamet talebi olumsuz neticelenen yabancılar, kural olarak aynı müracaat nevinde (örneğin turistik amaçlı) ret tebliğinden itibaren 6 ay müddetle yeni bir başvuru gerçekleştiremezler. Ancak farklı bir ikamet gerekçesinin (örneğin aile birleşimi) hasıl olması durumunda bu süre beklenmeksizin başvuru yapılabilir. Ayrıca ret kararına karşı 60 günlük yasal süre içerisinde İdare Mahkemelerinde iptal davası açma hakkınız saklıdır.

    10. Değerlendirme süreci devam ederken ikametgahımı değiştirip farklı bir adrese taşınabilir miyim?

    Dosyanız tetkik safhasındayken veya onay sonrasında adres değişikliği yapmanız halinde, bu durumu 20 iş günü zarfında hem Nüfus Müdürlüğü’ne hem de İl Göç İdaresi’ne resmi belgelerle (yeni kira mukavelesi, faturalar vb.) bildirmekle mükellefsiniz. Adres tescilinin ihmal edilmesi idari para cezası ve ikamet izninin iptaliyle sonuçlanabilir. Olumlu sonuçlanan ikamet kartları PTT kanalıyla beyan edilen adrese veya SMS ile gönderilir.

  • Türkiye’de Vize Muafiyeti ve 180/90 Gün Kuralı Nedir? – İzmir Yabancılar Hukuku Avukatı Av. Mehmet Şirin KORKMAZ

    Türkiye, uluslararası ticareti ve turizmi canlandırmak amacıyla birçok ülke vatandaşına vize muafiyeti (vizesiz giriş hakkı) tanımaktadır. Bu düzenleme sayesinde muafiyet kapsamındaki yabancılar, konsolosluktan vize veya e-Vize alma zorunluluğu bulunmaksızın yalnızca geçerli pasaportlarıyla Türkiye sınır kapılarından giriş yapabilirler.

    Ancak vizesiz giriş hakkı, yabancıya Türkiye’de sınırsız kalma, çalışma veya eğitim görme hakkı tanımaz. Vizesiz kalışın yasal çerçevesi 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) uyarınca “180/90 gün kuralı” ile kesin olarak belirlenmiştir.

    Vize ihlali, sınır dışı (deport) kararları ve idari para cezaları ile karşılaşmamak adına vizesiz kalış sürelerinin doğru yönetilmesi kritik önem taşır. Ablakat Hukuk Bürosu olarak, Türkiye’deki yabancıların vize ve ikamet süreçlerini Yabancılar Hukuku alanındaki uzmanlığımızla yürütmekteyiz.

    Göç Hukukunda 180/90 Gün Kuralı Nasıl Hesaplanır?

    Vizesiz gelen yabancıların Türkiye’deki yasal kalış süreleri uluslararası standartlara uygun olarak denetlenmektedir.

    180/90 gün kuralının özü şudur: Vize muafiyetinden yararlanan bir yabancı, Türkiye’de bulunduğu tarihten geriye doğru sayılan son 180 günlük hareketli periyot içinde toplamda 90 günden fazla kalamaz.

    Bu kuralın uygulanmasında sıkça yapılan ve hak kayıplarına yol açan hatalar şunlardır:

    • Takvim Yılı Esas Alınmaz: 90 günlük kalış hakkı, 1 Ocak – 31 Aralık arasındaki sabit takvim yılına göre hesaplanmaz. Hesaplama, yabancının ülkeden ayrılacağı veya kontrolden geçeceği günden geriye doğru sayılan dinamik (hareketli) 180 gün üzerinden yapılır.
    • Kalış Süreleri Kümülatif (Toplam) Olarak Hesaplanır: Tanınan 90 günlük hakkın tek bir seferde kullanılması zorunlu değildir. 180 günlük zaman diliminde Türkiye’ye parçalı şekilde giriş-çıkış yapılabilir; ancak tüm bu girişlerdeki kalış günlerinin toplamı 90 günü aşmamalıdır.

    (Süre hesaplamanızda tereddüt yaşıyorsanız, ceza ve deport riskiyle karşılaşmamak adına Ablakat Hukuk Bürosu Yabancılar Hukuku departmanımızdan profesyonel hukuki danışmanlık alabilirsiniz.)

    Tek Girişte 30 Gün ve 60 Günlük Özel Muafiyet Rejimleri

    Genel kural 90 gün olmakla birlikte, Türkiye’nin taraf olduğu ikili anlaşmalar gereğince bazı ülke vatandaşlarının “tek girişteki azami kalış süresi” kısıtlanmıştır.

    • Tek Girişte 60 Gün Rejimi: Örnek olarak; Rusya Federasyonu vatandaşları vizesiz girişle tek seferde en fazla 60 gün kalabilirler. Kalan 30 günlük bakiye haklarını kullanabilmek için ülkeden çıkış-giriş prosedürünü işletmeleri gerekir.
    • Tek Girişte 30 Gün Rejimi: Kazakistan, Özbekistan gibi bazı Asya ve Orta Doğu ülkesi vatandaşları tek girişte en fazla 30 gün barınabilirler. Bu kişiler 90 günlük genel limitlerini 30’ar günlük periyotlar halinde kullanmak durumundadır.

    Avukat Uyarısı: Uyruğunuza tanınan tek seferlik kalış limitinin ihlal edilmesi durumunda tarafınıza kaçak duruma düşmeniz sebebiyle idari para cezası ve tahdit kodu (giriş yasağı) uygulanabilir. Seyahat öncesinde yasal durumunuzu büromuz aracılığıyla teyit etmeniz tavsiye edilir.

    Vizesiz Giriş Hakkının Yasal Sınırları ve Yasaklar

    Vize muafiyeti, yabancı uyruklu kişilere yalnızca turistik geziler, ticari görüşmeler (toplantı, pazar araştırması vb.) veya transit geçiş amaçlarıyla ülkede bulunma hakkı sağlar.

    Vizesiz statünün yasal sınırları şunlardır:

    1. Çalışma Yasağı: Vize muafiyetiyle Türkiye’ye girip çalışmak kesinlikle yasaktır. Kaçak çalışma tespiti halinde idari para cezası kesilmekte ve derhal sınır dışı (deport) işlemleri tesis edilmektedir.
    2. Eğitim Sınırı: Uzun süreli dil kursları veya üniversite programlarına vizesiz statüyle devam edilemez. Eğitim alacak yabancıların Öğrenci İkamet İzni alması zorunludur.

    Vize Muafiyeti Süresi Bitenler Ne Yapmalı? (İkamet İznine Geçiş)

    Türkiye’de vize muafiyetiyle tanınan yasal süreden (30, 60 veya 90 gün) daha uzun süre kalmak isteyen yabancıların, yasal süreleri dolmadan Göç İdaresi Başkanlığı’na İkamet İzni (Oturma İzni) başvurusunda bulunmaları kanuni bir zorunluluktur.

    İkamet izni müracaatının yabancının yasal kalış hakkı devam ederken sisteme işlenmesi şarttır. Süre dolduktan sonra yapılan başvurular doğrudan reddedilmekte, kişi “vize ihlali” statüsüne düşerek sınır dışı riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

    Ablakat Hukuk Bürosu Yabancılar Hukuku Hizmetlerimiz: İkamet izni başvurularının reddedilmesi, vize ihlali cezaları, tahdit kodlarının kaldırılması (Ç, G, V kodları) ve deport kararlarına karşı İdare Mahkemelerinde dava açılması süreçlerinde müvekkillerimize uzman avukatlık hizmeti sunmaktayız.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Avukat Yanıtlıyor

    1. 180 günde 90 gün kuralı sabit bir takvim yılına göre mi hesaplanır?

    Hayır. Hesaplama sabit takvim yılına dayanmaz. Türkiye’den ayrılacağınız ya da denetimin yapıldığı tarihten geriye doğru sayılan son 180 günlük hareketli blok esas alınır.

    2. Vize muafiyeti kapsamındaki 90 günlük hakkım bitti. Türkiye’ye yeniden ne zaman giriş yapabilirim?

    Son 180 gün içindeki 90 günlük yasal sınırınızı doldurduysanız, vize muafiyetiyle tekrar girebilmeniz için çıkış yaptığınız tarihten itibaren en az 90 gün boyunca Türkiye dışında kalmanız gerekir. Bu süreyi beklemeden giriş yapabilmek için Avukatınız aracılığıyla dış temsilciliklerden durumunuza uygun meşruhatlı vize (özel amaçlı vize) başvurusu yapılması gerekmektedir.

    3. Vizesiz kalış hakkımı tek bir seferde ve blok halinde mi kullanmam gerekir?

    Hayır. Vatandaşı olduğunuz ülkenin tek seferlik kalış limiti uygunsa, 90 günlük genel hakkınızı 180 gün içerisinde parçalı olarak ve çoklu giriş-çıkış yaparak kullanabilirsiniz.

    4. Uyruğum için “Tek girişte azami 30 gün” rejimi uygulanıyor. 90 günlük limitimi nasıl kullanabilirim?

    30. gün dolmadan Türkiye’den çıkış yapıp yeniden giriş yapmanız gerekir. Bu prosedürü tekrarlayarak 180 gün içinde toplamda 90 gün eşiğine kadar kalış sağlayabilirsiniz.

    5. Vize muafiyetiyle komşu ülkelere kısa süreli “gir-çık” yapmak (Visa Run) 90 günlük genel süreyi sıfırlar mı?

    Hayır, sıfırlamaz. Çıkış-giriş işlemi sadece tek girişteki 30 veya 60 günlük periyodik limitleri yeniler; 180 gün içindeki kümülatif 90 günlük üst sınırı uzatmaz.

    6. Vize muafiyeti statüsüyle ülkeye girdikten sonra ikamet izni (oturma izni) müracaatı yapabilir miyim?

    Evet, yapabilirsiniz. Yasal süreniz sona ermeden evvel Göç İdaresi birimlerine ikamet izni başvurusunda bulunmanız mümkündür. Ancak dosyanızın reddedilmemesi ve hatalı başvuru yapılmaması adına sürecin bir Yabancılar Hukuku Avukatı ile yürütülmesi tavsiye edilir.

    7. İkamet iznimin iptal edilmesi veya süresinin bitmesi durumunda vize muafiyeti otomatik devreye girer mi?

    Hayır. İkamet izni ile vize muafiyeti hukuken ayrı statülerdir. İkamet izni biten yabancının muafiyetten yararlanabilmesi için kural olarak önce Türkiye’den çıkış yapıp, sınır kapısından vize muafiyetiyle yeniden giriş yapması gerekmektedir.

    8. Vizesiz giriş yapıp Türkiye’de gayrimenkul satın almam kalış süremi uzatır mı?

    Taşınmaz satın almanız vizesiz kalış sürenizi kendiliğinden uzatmaz. Tapu devri tamamlandıktan sonra yasal süreniz bitmeden “Taşınmaz Amaçlı Kısa Dönem İkamet İzni” için avukatınız aracılığıyla başvuru yapmanız gerekir.

    9. Vize muafiyetiyle Türkiye’de “deneme süreci” adı altında veya stajyer olarak çalışabilir miyim?

    Kesinlikle hayır. Vize muafiyeti hiçbir isim altında (gönüllü çalışma, staj, deneme dahil) çalışma hakkı vermez. Kaçak çalışma tespiti halinde idari para cezası verilir ve sınır dışı (deport) kararı alınır.

    10. Vizesiz giriş yapabilmek için pasaportumun geçerlilik süresi ne kadar olmalıdır?

    YUKK mevzuatı uyarınca pasaportunuzun, tanınan vize muafiyeti süresine ilaveten en az 60 gün daha geçerli olması şarttır. Örneğin; 90 günlük muafiyetiniz varsa pasaport sürenizin en az 150 gün geçerliliği bulunmalıdır.

    Hukuki Danışmanlık ve İletişim: Türkiye’de ikamet izni başvuruları, vize ihlalleri, sınır dışı (deport) kararlarına itiraz ve tahdit kodlarının kaldırılması süreçlerinde hukuki destek almak için Ablakat Hukuk Bürosu – Av. Mehmet Şirin Korkmaz (İzmir Göç Avukatı- İzmir Yabancı Avukatı) ile iletişime geçebilirsiniz.

  • Geçici Koruma Statüsü: Suriye Uyruklular İçin Uygulanan Özel Rejim ve Yasal Haklar-İzmir Göç Avukatı-Av. Mehmet Şirin Korkmaz

    Geçici Koruma Statüsü: Suriye Uyruklular İçin Uygulanan Özel Rejim ve Yasal Haklar-İzmir Göç Avukatı-Av. Mehmet Şirin Korkmaz

    Mülteci, Şartlı Mülteci ve İkincil Koruma statüleri, kişilerin bireysel olarak zulüm veya ölüm korkusu yaşadıklarını ispatladıkları ve tek tek mülakatlardan geçtikleri bir sistemdir. Ancak bir ülkede savaş çıktığında ve yüz binlerce insan aynı anda sınır kapılarına dayandığında, her bir kişiyle saatlerce mülakat yapmak ve bireysel risk değerlendirmesi yapmak fiziksel olarak imkansız hale gelir.

    İşte tam bu noktada, Türk Yabancılar Hukuku’na (6458 sayılı YUKK Madde 91) ve uluslararası hukuka dayanan yepyeni bir “kitlesel sığınma” kalkanı devreye girer: Geçici Koruma (Temporary Protection).

    Nisan 2011’de Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınan Suriye uyruklu yabancılar ile Suriye’den gelen vatansızlar ve mülteciler, bireysel iltica sistemine dahil edilmezler. Bu kişiler, doğrudan ve toplu olarak “Geçici Koruma” statüsü altına alınmışlardır.

    Ablakat Hukuk Bürosu olarak (İzmir Göç Avukatı, İzmir İkamet İzni Avukatı ve İzmir Ceza Avukatı Av. Mehmet Şirin KORKMAZ tarafından) bu yazıda Geçici Koruma Statüsü ve karşılaşılan sorunlara hangi hukuki yolların kullanılabileceği açıklanmaktadır.

    Geçici Koruma ile Bireysel İltica (Şartlı Mültecilik) Arasındaki Kritik Farklar

    Suriye uyruklular için uygulanan bu özel rejimin, diğer sığınmacı gruplarından (Afgan, İranlı, Iraklı vb.) çok net usul farklılıkları vardır:

    • İspat Yükü Yoktur: Geçici koruma kapsamına girmek için kişinin “Suriye’de şahsen devlet veya terör örgütleri tarafından hedef alındığını” tek tek ispatlamasına gerek yoktur. Suriye’deki genel savaş durumu, bu korumanın verilmesi için yeterli kabul edilir.
    • Saatler Süren Mülakatlar Yapılmaz: Kayıt esnasında kimlik, parmak izi ve güvenlik araştırması yapılır ancak kişinin hikayesini didik didik eden o ağır “statü belirleme mülakatlarına” girilmez.
    • Üçüncü Ülkeye Yerleştirme (BMMYK) Beklentisi Yoktur: Şartlı mülteciler Kanada veya ABD’ye gitmeyi bekleyen transit yolcularken; Geçici Koruma sahipleri, Suriye’deki savaş bitene ve “gönüllü olarak” ülkelerine dönene kadar Türkiye’nin güvencesi altındadırlar.

    Geçici Koruma Sahibi Suriyelilerin Temel Yükümlülükleri (Uygulamadaki Tuzaklar)

    Türkiye Cumhuriyeti, geçici koruma altındaki kişilere barınma, sağlık ve eğitim gibi temel hakları sağlarken çok sıkı denetim ve bildirim yükümlülükleri getirmiştir. Bu yükümlülüklerin ihlali, statünün iptaline ve sınır dışı (deport) kararlarına yol açan en yaygın sebeplerdir:

    1. Kayıtlı Olunan İlde Yaşama ve Yol İzin Belgesi Zorunluluğu

    Geçici koruma kapsamındaki bir yabancı, Türkiye’de dilediği şehre yerleşemez. Kendisine kimlik verilen “Kayıtlı Olduğu İlde” yaşamak zorundadır.

    • Eğer İstanbul’da kayıtlı bir Suriyeli, Göç İdaresi’nden “Yol İzin Belgesi” almadan İzmir’e veya Ankara’ya gider ve kolluk kuvvetlerinin denetimine takılırsa, kendisine idari para cezası kesilir. Bu ihlalin tekrarlanması halinde kamu düzeni gerekçesiyle sınır dışı işlemleri başlatılır.

    2. Adres Kaydı ve V-71 (Adreste Bulunamama) Tehlikesi

    Son yıllarda en çok mağduriyet yaratan hukuki durum budur. Yabancının, Nüfus Müdürlüğüne ve Göç İdaresine bildirdiği ikametgah adresinde fiilen yaşıyor olması şarttır.

    • Polis ekiplerinin yaptığı çat kapı adres denetimlerinde kişinin beyan ettiği adreste yaşamadığı tespit edilirse, sistemine derhal V-71 Tahdit Kodu (Adreste Bulunamama) işlenir.
    • Yabancıya adresini güncellemesi için kısa bir süre tanınır (genellikle askıya alma süreci). Eğer verilen sürede adres güncellenmezse, kişinin Geçici Koruma Kimliği (99’lu kimlik) tamamen iptal edilir. Kimliği iptal edilen kişi sağlık hizmetlerinden yararlanamaz ve sınır dışı edilmek üzere Geri Gönderme Merkezi’ne (GGM) alınır.

    3. “Seyreltme Projesi” ve Kapalı Mahalleler

    Demografik yoğunluğu dengelemek amacıyla İçişleri Bakanlığı tarafından uygulanan kota sistemidir. Bir mahalledeki yabancı nüfusu, toplam nüfusun %20’sini aşıyorsa o mahalle (veya ilçe) yabancıların yeni adres kaydına kapatılır. Geçici koruma sahibinin yeni kiraladığı ev “kapalı mahallede” ise adres kaydı yapamaz ve yasal statüsü riske girer.

    Geçici Koruma Kimliği “İkamet İzni” Yerine Geçer Mi?

    Hayır, geçici koruma kimlik belgesi hukuki anlamda bir “İkamet (Oturma) İzni” değildir. Bu belge Türkiye’de yasal olarak kalma hakkı verir ancak Türk vatandaşlığına geçiş sürecinde “5 yıllık kesintisiz ikamet süresi” hesaplanırken, geçici koruma altında geçirilen yıllar dikkate alınmaz. (İstisnai vatandaşlık süreçleri hariçtir). Ayrıca bu belge doğrudan çalışma hakkı vermez; yabancının çalışabilmesi için işvereni aracılığıyla “Geçici Koruma Çalışma İzni” alması zorunludur.

    Geçici Koruma Sahibi Suriyeliler Sınır Dışı (Deport) Edilebilir Mi?

    Kamuoyundaki en büyük yanlış bilgi, “Suriyelilerin hiçbir şekilde sınır dışı edilemeyeceği” yönündeki efsanedir. Geçici Koruma statüsü, suç işleme veya kuralları ihlal etme özgürlüğü vermez.

    Aşağıdaki durumlarda geçici koruma statüsü İdare tarafından derhal iptal edilir ve yabancı sınır dışı edilir:

    • Terör örgütleriyle bağlantısı olduğu tespit edilenler.
    • Türkiye’de adli bir suça (hırsızlık, uyuşturucu, kasten yaralama, cinsel suçlar vb.) karışanlar.
    • Kamu düzenini ve güvenliğini tehdit eden eylemlerde bulunanlar (örneğin; sokak kavgalarına karışmak, ruhsatsız silah taşımak, yasa dışı protestolara katılmak).

    “Gönüllü Geri Dönüş” (V-87) İmzası Tehlikesi: Suça karışmamış olsa bile basit bir ihlalden dolayı Geri Gönderme Merkezi’ne (GGM) alınan geçici koruma sahiplerine çoğu zaman “Gönüllü Geri Dönüş Formu” imzalatılmaya çalışılmaktadır. Yabancı bu formu kendi rızasıyla (veya baskı/korku altında) imzaladığı an, geçici koruma statüsünden feragat etmiş sayılır ve V-87 (Gönüllü Geri Dönüş) kodu işlenerek Suriye’ye gönderilir.

    Geçici Koruma Kimliği İptal Edildiğinde Başvurulabilecek Hukuki Yollar

    Geçici koruma kimlik belgesinin iptal edilmesi, yabancının Türkiye’deki hukuki statüsünü doğrudan etkileyen ağır bir idari işlemdir. Ancak İl Göç İdaresi Müdürlüğü veya Göç İdaresi Başkanlığı tarafından tesis edilen her iptal işlemi hukuka uygun olmayabilir. Hukuka aykırı olarak verilen iptal kararlarına karşı idari ve yargısal başvuru yolları bulunmaktadır.

    Özellikle V-71 (adreste bulunamama) kodunun hatalı uygulanması, adres değişikliğinin zamanında bildirilmesine rağmen kayıtların güncellenmemesi, teknik kayıt hataları veya somut olay değerlendirilmeden tesis edilen işlemler bakımından hukuki denetim mümkündür.

           Bu gibi durumlarda öncelikle idareye yeniden değerlendirme başvurusunda bulunulabilir. İdarenin işlemi geri almaması hâlinde görevli İdare Mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür. Geçici koruma statüsünün iptaliyle birlikte sınır dışı kararı da verilmişse, 6458 sayılı Kanun kapsamında sınır dışı kararının iptali ve yürütmenin durdurulması talep edilebilir. İdari gözetim uygulanıyorsa Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz yoluna da başvurulabilir.

           Özellikle V-71 koduna dayalı işlemlerde kira sözleşmesi, abonelik kayıtları, muhtarlık belgeleri, okul kayıtları ve benzeri deliller büyük önem taşımaktadır. Her dosya, iptal gerekçesine göre ayrı değerlendirilmelidir.

    Geçici Koruma; adres kayıtlarındaki (V-71) küçük bir hatanın bile kimlik iptaline ve deport sürecine yol açabildiği, GGM’lerde atılan yanlış bir imzanın kişinin statüsünü tamamen bitirdiği son derece katı ve denetimli bir idari rejimdir. Haksız yere iptal edilen geçici koruma kimliklerinin İdare Mahkemesi kararlarıyla geri kazanılması, V-71 gibi tahdit kodlarının silinmesi ve sınır dışı işlemlerinin 7 günlük kesin süreler içinde durdurulması hususlarında sürecin sıfır hata ile yürütülmesi hayati önem taşır. Yabancıların yasal haklarının ve Türkiye’deki yasal kalışlarının tam korunması için uzman bir göç hukuku avukatına başvurabilir; sürecin başından sonuna kadar güvenle yönetilmesi için doğrudan profesyonel ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

    Geçici Koruma Statüsü İptal Edildikten Sonra Yeniden Başvuru Yapılabilir mi?

           Geçici koruma statüsünün iptal edilmesi, her durumda yeniden kayıt yaptırılamayacağı anlamına gelmez. Yeniden kayıt imkânı, iptal gerekçesine göre değişmektedir.

           Adres bildirim yükümlülüğünün ihlali, kayıt bilgilerindeki eksiklikler veya teknik nedenlerle kaydın pasif hâle getirilmesi gibi durumlarda eksikliklerin giderilmesi sonrasında idarece yeniden değerlendirme yapılması mümkün olabilmektedir.

           Buna karşılık gönüllü geri dönüş işlemlerinin usulüne uygun şekilde tamamlanması, kamu düzeni veya kamu güvenliği gerekçeleri, terör örgütleriyle bağlantı tespiti ya da ağır suçlara dayalı işlemlerde yeniden kayıt süreci çok daha sınırlıdır ve her somut olay kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

           Bu nedenle yeniden başvuru imkânı hakkında genel bir sonuca varmak doğru değildir. Hukuka aykırı olduğu düşünülen iptal işlemlerinde, yeniden kayıt girişiminden önce işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi ve gerektiğinde yargı yoluna başvurulması hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.



    Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Geçici Koruma Statüsü ve Bu Kapsamdaki Göçmenlerin Hakları

    1. Geçici koruma (temporary protection) statüsü nedir ve hangi yabancılara tahsis edilir? Suriye Arap Cumhuriyeti’nde vuku bulan iç karışıklıklar nedeniyle toplu olarak Türkiye hudutlarına sığınan Suriye tebaası, vatansızlar ve mültecilere yönelik tesis edilen istisnai bir rejimdir. Bireysel statü belirleme süreçlerinden (şartlı mültecilikten) farklı olarak, kitlesel akın durumlarında ivedilikle uygulanan kolektif bir koruma zırhıdır.

    2. Suriye uyruklu yabancılar “Şartlı Mülteci” veya “Mülteci” statüsü iktisap edebilir mi? Hayır. Suriye kaynaklı kitlesel sığınma vakaları hasebiyle bu kişiler, münferit mülakatlara dayalı “bireysel iltica” statülerine (mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma) müracaat hakkına malik değildir; yasal olarak doğrudan Geçici Koruma rejimi kapsamına dahil edilirler.

    3. Geçici koruma kimlik belgesi (99 serili kimlik) hukuken “İkamet İzni” yerine geçer mi? Hayır. Söz konusu belge yabancıya Türkiye hudutları dahilinde yasal barınma, temel eğitim ve kamu sağlığı hizmetlerinden istifade selahiyeti bahşetmekle birlikte, teknik anlamda bir “İkamet İzni” vasfı taşımaz. Bu doğrultuda, vatandaşlık kazanımında aranan 5 yıllık kesintisiz ikamet süresinin hesabında geçici koruma altındaki süreler dikkate alınmaz.

    4. Geçici koruma kimliğine malik olmam Türkiye genelinde serbest dolaşım ve çalışma hakkı doğurur mu? Kesinlikle hayır. Geçici koruma sahipleri, yasal kayıtlarının bulunduğu “İkamet İli” sınırları içerisinde ikamet etmekle mükelleftir. Turistik seyahat veya insani gerekçelerle dahi il dışına çıkış yapmadan evvel Göç İdaresi makamlarından “Yol İzin Belgesi” temin edilmesi kanuni bir zorunluluktur.

    5. Yol izin belgesi iktisap edilmeksizin il dışına çıkılmasının hukuki müeyyidesi nedir? İzinsiz seyahatlerin kolluk denetimlerinde tespiti halinde şahsa idari para cezası tahakkuk ettirilerek kayıtlı olduğu ile sevki icra edilir. İhlalin süreklilik arz etmesi veya idari ihtarların dikkate alınmaması durumunda, “kamu düzenini bozmak” gerekçesiyle statünün iptali ve sınır dışı (deport) prosedürünün işletilmesi mümkündür.

    6. V-71 tahdit kodu (adreste bulunamama) hangi durumlarda tesis edilir? İdareye beyan edilen yerleşim yerinde mukim olunmadığının emniyet tahkikatı ile subut bulması halinde şahsın siciline V-71 kodu işlenir. Adres güncellenmesi için tanınan askıya alma süresi içinde bildirim mükellefiyetinin yerine getirilmemesi, kimlik belgesinin tamamen iptali ve statü kaybı ile neticelenir.

    7. Mesken kiralama aşamasında karşılaşılan “Kapalı Mahalle” kısıtlamasının mahiyeti nedir? “Seyreltme Projesi” uyarınca yabancı nüfusun %20 eşiğini aştığı bölgeler yeni ikamet tescillerine kapatılmıştır. Kapalı mahallelerde kiralanan konutlar üzerinden resmi adres kaydı yapılamayacağından, yasal statünün muhafazası adına mülkiyet veya kira ilişkisi tesisinden evvel e-Devlet portalları üzerinden bölge statüsü teyit edilmelidir.

    8. Geçici koruma kimlik belgesi yabancıya doğrudan sigortalı çalışma hakkı bahşeder mi? Hayır. Kimlik belgesi tek başına çalışma selahiyeti vermez. Yasal istihdam için işverenin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezdinde “Geçici Koruma Çalışma İzni” dosyası açması elzemdir. Kayıt dışı faaliyetlerin tespiti, hem yabancı hem de işveren adına ağır idari yaptırım ve deport riski teşkil eder.

    9. Geçici koruma altındaki yabancılar hakkında sınır dışı (deport) kararı alınması hukuken mümkün müdür? Evet. Statünün dokunulmazlık bahşettiği yönündeki algı hatalıdır. Adli bir suça (müessir fiil, hırsızlık vb.) iştirak edilmesi, terör iltisakı tespiti veya toplumsal infial yaratarak kamu düzeninin sarsılması hallerinde, geçici koruma statüsü İdarece resmen fesh edilerek sınır dışı işlemleri tatbik olunur.

    10. GGM süreçlerinde tebliğ edilen “Gönüllü Geri Dönüş İstek Formu” (V-87) imzalanırsa ne olur? Belgenin tevsikiyle birlikte şahıs, Türkiye’nin sağladığı hukuki korumadan hür iradesiyle feragat etmiş addedilir. Bu durumda derhal V-87 kodu tesis edilerek, yargı mercileri nezdindeki durdurma talepleri konusuz kalır ve yabancı ivedilikle menşe ülkesine sevk edilir. Formun baskı altında imzalanmaması statü güvenliği açısından hayati ehemmiyet arz eder.

    Av. Mehmet Şirin KORKMAZ

  • Türkiye’ye giriş, vize başvuru süreçleri, meşruhatlı vize, vize reddi iptal davası ve yasal haklarınız

    Türkiye’ye giriş, vize başvuru süreçleri, meşruhatlı vize, vize reddi iptal davası ve yasal haklarınız

    Türkiye’ye Giriş, Vize Süreçleri ve Yabancıların Yasal Hakları

    Türkiye; stratejik konumu, ekonomik dinamikleri ve kültürel zenginliğiyle her yıl milyonlarca yabancı uyruklu kişiye turizm, ticaret, çalışma ve eğitim gibi farklı amaçlarla ev sahipliği yapmaktadır. Yabancı bir ülke vatandaşının Türkiye Cumhuriyeti ile kurduğu ilk hukuki temas, sınır kapılarında veya kendi ülkesindeki Türk konsolosluklarında vize süreciyle başlar.

    Türkiye’ye geliş amacınız ne olursa olsun, ülkeye yasal yollardan ve doğru vize statüsü ile giriş yapmak; ileride gerçekleştirmek isteyeceğiniz ikamet izni, çalışma izni veya Türk vatandaşlığı gibi süreçlerin hukuki temelini oluşturur. Örneğin; ülkeye yalnızca kısa süreli turistik e-vize ile giriş yapan bir yabancının, Türkiye içinden doğrudan çalışma iznine başvurması yasal olarak mümkün değildir.

    Bu nedenle, sürecin en başında doğru vize türünü seçmek ve yasal kalış sürelerine (vize muafiyet sınırlarına) titizlikle uymak; ileride yaşanabilecek yüksek para cezalarının, sınır dışı (deport) kararlarının ve Türkiye’ye giriş yasaklarının önüne geçecektir. İzmir’de faaliyet gösteren Avukat Mehmet Şirin Korkmaz, yabancıların Türkiye’ye giriş ve ikamet süreçlerinde profesyonel hukuki danışmanlık sunarak olası hak kayıplarının önüne geçmektedir.

    Türkiye Vize Türleri ve Vize Başvuru Süreçleri

    Yabancı uyruklu kişilerin Türkiye’ye yasal olarak giriş yapabilmeleri için kural olarak pasaportlarında geçerli bir vize bulunması veya Türkiye ile vize muafiyeti (vizesiz giriş) anlaşması olan bir ülkenin vatandaşı olmaları gerekir. Türkiye Cumhuriyeti, yabancıların geliş amaçlarına göre farklı vize kategorileri uygulamaktadır. Başvurulan vize türü, kişinin Türkiye’deki haklarını ve yasal statüsünü doğrudan belirler.

    Türkiye’deki Temel Vize Kategorileri

    Göç İdaresi ve Dışişleri Bakanlığı mevzuatı uyarınca, yabancılara verilen temel vize türleri şunlardır:

    • 1. Turistik ve Ticari Vizeler: Türkiye’ye seyahat, tatil, ticari görüşme, fuar ziyareti veya kültürel etkinlik amacıyla gelen kişilere verilen kısa süreli vizedir. Bu vize türü, sahibine Türkiye’de çalışma hakkı veya kalıcı olarak yerleşme hakkı vermez.
    • 2. Çalışma Vizesi: Türkiye’de bir işveren yanında yasal olarak çalışmak isteyen yabancıların alması gereken vizedir. Çalışma vizesi süreci iki ayaklıdır; yabancı kişi kendi ülkesindeki Türk temsilciliğine başvururken, Türkiye’deki işveren de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na eşzamanlı başvuru yapar. Onaylanan çalışma vizesi, aynı zamanda ikamet (oturma) izni yerine de geçer.
    • 3. Eğitim ve Öğrenci Vizesi: Türkiye’deki üniversitelerde eğitim görecek, Erasmus programına katılacak veya resmi dil kurslarında (TÖMER vb.) eğitim alacak yabancılara verilir. Bu vize ile ülkeye giriş yapan öğrencilerin, yasal süre içinde mutlaka “Öğrenci İkamet İzni”ne başvurmaları zorunludur.
    • 4. Özel Amaçlı (Meşruhatlı) Vizeler:
      • Tedavi (Sağlık) Vizesi: Türkiye’ye sağlık turizmi kapsamında tedavi olmak için gelen yabancılara verilir.
      • Aile Birleşimi Vizesi: Türk vatandaşıyla evlenen veya Türkiye’de yasal olarak ikamet eden yabancı eşinin/ailesinin yanına gelmek isteyenlere verilir.
      • Transit Vize: Türkiye üzerinden üçüncü bir ülkeye geçiş yapacak yabancıların kullandığı vizedir.

    Türkiye Vize Başvurusu Nasıl Yapılır?

    Türkiye Cumhuriyeti vize başvurularında, yabancının uyruğuna göre iki farklı sistem işletmektedir:

    A. Elektronik Vize (e-Vize) Sistemi

    Türkiye’nin belirlediği şartları taşıyan belirli ülke vatandaşları, konsolosluğa gitmelerine gerek kalmadan doğrudan internet üzerinden evisa.gov.tr adresi aracılığıyla e-vize alabilirler. Ancak e-Vize uygulaması sadece turizm ve ticaret amaçlı seyahatler için geçerlidir; çalışma veya uzun süreli eğitim için e-vize kullanılamaz.

    B. Konsolosluk / Büyükelçilik Üzerinden Fiziki Başvuru

    e-Vize hakkı bulunmayan veya çalışma, eğitim, aile birleşimi gibi uzun süreli amaçlarla Türkiye’ye gelmek isteyen yabancılar şu prosedürü izler:

    1. Ön Başvuru ve Randevu: İnternet üzerinden (konsolosluk.gov.tr) veya yetkili aracı kurumlar üzerinden ön başvuru formu doldurularak randevu alınır.
    2. Evrak Teslimi: Randevu günü pasaport, biyometrik fotoğraf, seyahat sağlık sigortası, gelir/meslek durumu belgeleri ve vize türüne özel zorunlu evraklar (iş sözleşmesi, üniversite kabul belgesi, davetiye vb.) yetkili makama teslim edilir.
    3. İnceleme ve Karar: Dış temsilciliklerimiz dosyayı inceler ve gerek görmesi halinde yabancıyı mülakata çağırır.

    Vize Başvurusunda Dikkat Edilmesi Gereken Hukuki Noktalar

    • Pasaport Geçerlilik Süresi: Başvuru yapabilmek için pasaportun geçerlilik süresi, talep edilen vizenin bitiş tarihinden itibaren en az 60 gün daha uzun olmalıdır; aksi takdirde başvuru reddedilir.
    • Davetiye Mektubunun Önemi: Ticari seyahatlerde veya özel ziyaretlerde, Türkiye’deki kişi veya kurumdan alınacak noter onaylı bir “davetiye mektubu” vizenin onaylanma ihtimalini önemli ölçüde artırır.
    • Vize Reddi ve Hukuki Yollar: Vize başvurusu reddedilirse, kişi eksik evraklarını tamamlayarak yeniden başvuru yapabilir. Ancak haksız gerekçelerle veya “giriş yasağı (tahdit kodu)” nedeniyle verilen ret kararlarına karşı, idare mahkemelerinde iptal davası açılması gerekmektedir. Bu tür karmaşık idari davaların takibinde bir uzman desteği hayati önem taşır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Türkiye’ye Giriş ve Vize Süreçleri

    1. Turistik vize veya e-Vize ile Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra çalışma izni alabilir miyim?

    Kural olarak, sadece turistik vize veya elektronik vize (e-Vize) ile Türkiye’ye giriş yapan yabancıların doğrudan Türkiye içinden çalışma iznine başvurmaları mümkün değildir. Çalışma izni alabilmek için kişinin kendi ülkesindeki Türk konsolosluğundan “Çalışma Vizesi” başvurusu yapması veya Türkiye’de halihazırda en az 6 aylık geçerli bir ikamet (oturma) iznine sahip olması gerekmektedir.

    2. Türkiye e-Vize (Elektronik Vize) her seyahat amacı için kullanılabilir mi?

    Hayır. e-Vize sistemi yalnızca turizm ve ticaret amaçlı kısa süreli seyahatler için geçerlidir. Eğitim, çalışma, staj, sağlık veya aile birleşimi gibi uzun süreli veya özel amaçlarla Türkiye’ye gelmek isteyen yabancılar e-Vize kullanamazlar; bu kişilerin dış temsilciliklerimizden fiziki “Özel Amaçlı Vize” başvurusunda bulunmaları zorunludur.

    3. Vize başvurum reddedildi. Karara itiraz edebilir miyim veya tekrar başvurabilir miyim?

    Vize başvurunuz eksik evrak veya hatalı form doldurma gibi basit idari nedenlerle reddedildiyse, eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvuru yapabilirsiniz. Ancak başvurunuz bir “giriş yasağı (tahdit kodu)” veya haksız bir idari kararla reddedildiyse, bu karara karşı Türk idare mahkemelerinde iptal davası açılması veya “Meşruhatlı Vize” prosedürünün başlatılması gerekir.

    4. Türkiye vizesi başvurusu için Türkiye’den davetiye mektubu almak zorunlu mudur?

    Her vize türü için zorunlu olmamakla birlikte; turistik, ticari veya aile ziyareti amaçlı vize başvurularında Türkiye’deki bir yakından veya şirketten “noter onaylı davetiye mektubu” alınması, vizenin onaylanma ihtimalini büyük ölçüde artırır. Davetiyede; davet edenin T.C. kimlik numarası, ikamet adresi ve yabancının seyahat masraflarını karşılayıp karşılamayacağı açıkça belirtilmelidir.

    5. Türkiye’ye vize başvurusu yaparken pasaportumun geçerlilik süresi ne kadar olmalıdır?

    Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) gereğince, Türkiye’ye giriş yapmak isteyen yabancıların pasaport veya pasaport yerine geçen belgelerinin geçerlilik süresi, talep ettikleri vize süresinin veya vize muafiyet süresinin bitiminden itibaren en az 60 gün daha uzun olmak zorundadır. Aksi halde vize başvurusu reddedilir veya sınır kapısından giriş izni verilmez.

    6. Meşruhatlı vize nedir ve hangi durumlarda alınması gerekir?

    Meşruhatlı vize; hakkında Türkiye’ye giriş yasağı (tahdit kodu) bulunan veya daha önce sınır dışı (deport) edilmiş kişilerin, yasak süresi dolmadan Türkiye’ye yasal olarak giriş yapabilmelerini sağlayan özel izinli bir vize türünür. Genellikle evlilik, eğitim, çalışma veya acil sağlık sebepleriyle, Dışişleri Bakanlığı ile Göç İdaresi’nin özel onayına tabi olarak verilir.

    7. Ülkemin Türkiye ile vize muafiyeti (vizesiz giriş) anlaşması var. Yine de e-Vize almalı mıyım?

    Hayır. Eğer vatandaşı olduğunuz ülke Türkiye’nin vize muafiyeti listesinde ise, belirlenen süreler dahilinde (örneğin 180 gün içinde 90 gün kuralı) seyahat etmek şartıyla herhangi bir vize veya e-Vize almanıza gerek yoktur. Sınır kapısında pasaportunuza sadece giriş damgası vurularak ülkeye giriş yapabilirsiniz.

    8. Havalimanında uçak altı bagajımı almadan sadece aktarma yapacağım. Türkiye transit vizesi almam gerekir mi?

    Eğer Türkiye’deki havalimanında “uluslararası transit (aktarma) salonundan” çıkmayacaksanız ve pasaport kontrolünden geçmeyecekseniz transit vize almanıza gerek yoktur. Ancak pasaport polisinden geçip Türkiye topraklarına adım atmanız gerekiyorsa (örneğin uçak değiştirmek için farklı bir havalimanına geçmeniz veya bagajınızı kendiniz alıp yeniden vermeniz), durumunuza uygun bir vize almanız zorunludur.

    9. Vizemin onaylanmış olması Türkiye’ye kesin giriş yapabileceğim anlamına gelir mi?

    Hayır, vize alınmış olması kesin giriş garantisi vermez. Vizeniz pasaportunuza işlenmiş olsa dahi, ülkeye giriş yapıp yapamayacağınıza sınır kapılarındaki pasaport polisi karar verir. Kişinin kamu güvenliği için tehdit oluşturduğu şüphesi doğarsa, kalış masraflarını karşılayacak parası yoksa veya vize türü ile geliş amacı uyuşmuyorsa kişi sınırdan geri çevrilebilir (İnadmissible yolcu işlemi).

    10. Türkiye dış temsilciliklerinden yapılan vize başvuruları ne kadar sürede sonuçlanır?

    Başvuru yapılan ülkedeki konsolosluğun yoğunluğuna, sunulan evrakların niteliğine ve talep edilen vize türüne göre değişiklik göstermekle birlikte, fiziki vize başvuruları ortalama 15 ila 30 gün içinde sonuçlanmaktadır. Olası ek evrak veya mülakat talepleri göz önüne alınarak, planlanan seyahat tarihinden en az 1 ay önce başvuru yapılması tavsiye edilir.

    İzmir Göç ve Yabancılar Hukuku Danışmanlığı

    Türkiye Cumhuriyeti’nin güncel vize mevzuatı, idari uygulamaları ve uluslararası anlaşmaları sürekli olarak güncellenmektedir. Sınır dışı edilme riskleri, haksız vize reddi kararları, tahdit kodlarının kaldırılması veya meşruhatlı vize alımı gibi teknik ve hukuki uzmanlık gerektiren konularda hak kaybı yaşamamak adına profesyonel bir avukatla çalışmanız önem arz eder.

    Vize süreçlerinizin yasal mevzuata uygun şekilde, eksiksiz ve hızlıca tamamlanması için İzmir’de faaliyet gösteren Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin Korkmaz ) ile iletişime geçerek yabancılar ve göç hukuku alanında profesyonel danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.

  • YABANCI GÖZALTINA ALINIRSA NE OLUR?SINIR DIŞI EDİLİR Mİ?

    YABANCI GÖZALTINA ALINIRSA NE OLUR?SINIR DIŞI EDİLİR Mİ?

    Türkiye’de bulunan yabancı uyruklu kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri, gözaltına alınmaları hâlinde sınır dışı edilip edilmeyecekleridir. Uygulamada yabancının karakola götürülmesi, hakkında ceza soruşturması başlatılması veya gözaltına alınması ile sınır dışı süreci çoğu zaman aynı işlemmiş gibi değerlendirilmektedir. Oysa ceza soruşturması ile göç hukuku işlemleri farklı makamlar tarafından, farklı kanuni şartlara dayanılarak yürütülür. Bu nedenle bir yabancının gözaltına alınması, tek başına suçlu olduğu veya otomatik şekilde Türkiye’den çıkarılacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte ceza soruşturması sırasında elde edilen bilgiler, yabancının Göç İdaresi tarafından kamu düzeni ve kamu güvenliği yönünden ayrıca değerlendirilmesine yol açabilir.

    Ablakat Hukuk Bürosu olarak (İzmir Göç Avukatı ve İzmir Ceza Avukatı Av. Mehmet Şirin KORKMAZ tarafından) bu yazıda gözaltına alınan yabancının hangi haklara sahip olduğu, gözaltı sonrasında hangi kararların verilebileceği, yabancının geri gönderme merkezine götürülüp götürülemeyeceği ve sınır dışı kararlarına karşı hangi hukuki yolların kullanılabileceği açıklanmaktadır.

    1. Gözaltı nedir?

    Gözaltı, bir ceza soruşturması kapsamında uygulanan geçici bir koruma tedbiridir. Bir kişinin gözaltına alınması, hakkında suç şüphesi bulunduğunu ve soruşturma işlemlerinin sürdürüldüğünü gösterir; ancak bu kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunduğu anlamına gelmez. Masumiyet karinesi gereğince, kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadıkça suçlu kabul edilemez.

    Yabancı uyruklu kişiler bakımından da gözaltı tedbirinin niteliği değişmez. Yabancı kişi, Türk vatandaşıyla aynı ceza muhakemesi güvencelerinden yararlanır. Yabancı olması, kolluğun veya savcılığın temel usul güvencelerini uygulamamasına gerekçe oluşturamaz.

    2. Gözaltına alınan yabancı otomatik olarak sınır dışı edilir mi?

    Hayır. Gözaltına alınmak ile sınır dışı edilmek birbirinden farklı hukuki sonuçlardır. Ceza soruşturması Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür. Sınır dışı etme kararı ise 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında yetkili idari makamlar tarafından alınır.

    Bir yabancı gözaltına alındıktan sonra ifade işlemlerinin ardından serbest bırakılabilir, adli kontrol altına alınabilir, sulh ceza hâkimliğince tutuklanabilir veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir. Bu ihtimallerden hiçbiri tek başına sınır dışı kararının zorunlu olarak verileceği anlamına gelmez.

    Bununla birlikte yabancı hakkında yürütülen soruşturmanın konusu, isnat edilen fiilin niteliği, kişinin Türkiye’deki yasal kalış durumu, hakkında daha önce verilmiş kararlar ve kamu düzenine ilişkin değerlendirmeler Göç İdaresi tarafından ayrıca dikkate alınabilir. Dolayısıyla gözaltı otomatik sınır dışı sebebi değildir; ancak göç hukuku bakımından ayrı bir idari incelemeyi tetikleyebilir.

    3. Ceza soruşturması ile göç hukuku süreci nasıl ayrılır?

    Ceza muhakemesinde temel soru, yabancının isnat edilen suçu işleyip işlemediğidir. Göç hukuku bakımından ise yabancının Türkiye’de kalmaya devam edip edemeyeceği, sınır dışı sebeplerinden birinin bulunup bulunmadığı ve sınır dışı işleminin kişisel durumu bakımından hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilir.

    Bu iki süreç birbirinden bağımsız olmakla birlikte birbirini etkileyebilir. Örneğin bir ceza dosyasında beraat veya takipsizlik kararı verilmesi, yabancı hakkında daha önce tesis edilen sınır dışı kararını kendiliğinden ortadan kaldırmayabilir. Ancak bu kararlar, sınır dışı işleminin dayanağını ciddi biçimde zayıflatabilir ve idare mahkemesinde açılacak iptal davasında önemli delil oluşturabilir.

    Tersine, ceza soruşturmasının devam ediyor olması da yabancının mutlaka tutuklanacağı veya sınır dışı edileceği anlamına gelmez. Her işlem kendi kanuni şartları içinde ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

    4. Gözaltından sonra hangi ihtimaller ortaya çıkabilir?

    Gözaltı sürecinin sonunda yabancı hakkında farklı kararlar verilebilir. Cumhuriyet savcısı yabancıyı doğrudan serbest bırakabilir. Sulh ceza hâkimliği adli kontrol uygulanmasına veya tutuklamaya karar verebilir. Soruşturma ilerleyen aşamada takipsizlikle sonuçlanabilir ya da kamu davası açılabilir.

    Ceza soruşturmasının yanı sıra yabancının İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilmesi de gündeme gelebilir. Bu teslim işlemi, tek başına kişinin geri gönderme merkezinde tutulabileceği anlamına gelmez. Geri gönderme merkezinde tutulabilmesi için kanuni şartları taşıyan ayrıca bir idari gözetim kararının bulunması gerekir.

    Uygulamada özellikle yabancının yasal kalış hakkının bulunmaması, hakkında geçerli bir sınır dışı kararı olması, kaçma ve kaybolma riskinin değerlendirilmesi veya kamu düzeni bakımından tehdit oluşturduğu kanaatine varılması hâllerinde göç hukuku işlemleri başlatılabilmektedir.

    5. Yabancı gözaltından sonra geri gönderme merkezine götürülebilir mi?

    Evet, götürülebilir; ancak bu sonuç otomatik değildir. Geri gönderme merkezleri ceza infaz kurumları değildir. Burada tutulma, ceza mahkûmiyetinin infazı değil, 6458 sayılı Kanun kapsamında uygulanan idari gözetim tedbiridir.

    İdari gözetim kararı verilebilmesi için yabancı hakkında sınır dışı sürecinin bulunması ve Kanunda belirtilen sebeplerden birinin somut olayda mevcut olması gerekir. Kaçma veya kaybolma riski, Türkiye’ye giriş ya da çıkış kurallarının ihlali, sahte belge kullanılması, verilen sürede çıkış yapılmaması veya kamu düzeni, kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit değerlendirmesi bu kapsamda gündeme gelebilir.

    Anayasa Mahkemesi kararlarında da hakkında sınır dışı etme kararı bulunmayan bir yabancının sınır dışı amacıyla idari gözetim altında tutulmasının kanuni dayanak sorunu doğurabileceği vurgulanmıştır. Bu nedenle kolluğun yabancıyı Göç İdaresine teslim etmesi ile yabancının geri gönderme merkezinde hukuka uygun biçimde tutulması aynı şey değildir.

    6. İdari gözetim kararına karşı ne yapılabilir?

    İdari gözetim, kişinin özgürlüğünü doğrudan sınırlayan bir tedbirdir. Bu nedenle kararın kanuni gerekçesinin bulunması, kişisel durumun değerlendirilmesi ve tedbirin gerekli ve ölçülü olması gerekir.

    Yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Başvuruda yabancının sabit adresi, aile bağları, düzenli yaşamı, kaçma riskinin bulunmaması, sağlık durumu, çocukların üstün yararı ve idari gözetime alternatif yükümlülüklerin yeterli olup olmayacağı ortaya konulmalıdır.

    6458 sayılı Kanunda idari gözetime alternatif yükümlülükler de düzenlenmiştir. Belirli bir adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, teminat veya elektronik izleme gibi tedbirler somut olayın şartlarına göre değerlendirilebilir. İdari gözetimin devamında zaruret kalmaması hâlinde tedbirin sonlandırılması gerekir.

    7. Sınır dışı kararına karşı hangi hukuki yol vardır?

    Yabancı hakkında sınır dışı etme kararı verilmesi hâlinde, kararın gerekçesi ve tebliğ tarihi dikkatle incelenmelidir. Sınır dışı kararına karşı, kanunda öngörülen süre içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Güncel düzenlemeye göre bu süre kararın tebliğinden itibaren yedi gündür.

    Dava dilekçesinde yalnızca ceza soruşturmasının sonucu değil; yabancının aile hayatı, Türkiye’de bulunan eşi ve çocukları, sağlık durumu, gönderileceği ülkede karşılaşabileceği riskler, geri gönderme yasağı, çocukların üstün yararı ve kişinin Türkiye’deki sosyal bağları birlikte değerlendirilmelidir.

    Ceza dosyasında takipsizlik veya beraat kararı verilmişse bu karar sınır dışı davasına sunulmalıdır. İsnadın ceza hukuku bakımından ispatlanamaması, özellikle sınır dışı işlemi yalnızca aynı isnada dayanıyorsa idari işlemin gerekçesini önemli ölçüde etkileyebilir.

    8. Gözaltına alınan yabancının ceza muhakemesindeki hakları nelerdir?

    Yabancı uyruklu kişi, gözaltı sırasında avukat yardımından yararlanma, susma hakkını kullanma, isnadı öğrenme, yakınlarına veya belirlediği kişiye haber verilmesini isteme, sağlık kontrolünden geçirilme ve hukuka aykırı işlemlere karşı başvuru yapma haklarına sahiptir.

    Yabancının Türkçe bilmemesi hâlinde tercüman görevlendirilmesi savunma hakkının temel unsurudur. Şüpheli veya sanık, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa, kendisine yöneltilen suçlamayı ve haklarını anlayabileceği dilde öğrenebilmelidir. Tercüme yalnızca şekli bir işlem olarak görülmemeli; kişinin beyanının doğru ve eksiksiz biçimde alınmasını sağlamalıdır.

    Yabancıya anlamadığı dilde hazırlanmış bir tutanağın imzalatılması, tercümanın yetersiz olması veya müdafi yardımına erişimin engellenmesi savunma hakkı bakımından ciddi sorunlar doğurabilir. Bu nedenle gözaltı tutanakları, ifade belgeleri ve tercüman bilgileri dikkatle incelenmelidir.

    9. Adli kontrol kararı ile sınır dışı işlemi birlikte uygulanabilir mi?

    Ceza soruşturmasında verilen adli kontrol kararı ile göç hukuku kapsamında tesis edilen sınır dışı işlemi farklı hukuki alanlara aittir. Bu nedenle teorik olarak aynı kişi hakkında iki süreç birlikte yürüyebilir.

    Ancak yabancının belirli günlerde imza vermesi, belirli bir adreste bulunması veya yurt dışına çıkmaması şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri ile sınır dışı işlemi arasında uygulamada çelişki doğabilir. Hatta bunlardan yurt dışı çıkış yasaı ve belirli bir adreste bulunması (ev hapsi gibi) adli control şartları sınır dışı işlemlerini adeta durdurabilir, kişiyi idari gözetim altından çıkartabilir. Bu durumda ceza soruşturmasını yürüten makamlarla Göç İdaresi arasındaki koordinasyon önem taşır.

    Yabancının geri gönderme merkezinde tutulması sebebiyle adli kontrol yükümlülüğünü yerine getirememesi hâlinde, durumun ilgili savcılık, mahkeme veya denetimli serbestlik birimine derhâl bildirilmesi gerekir. Aksi takdirde kişinin kendi iradesi dışında meydana gelen bir durum, yükümlülük ihlali olarak değerlendirilebilir.

    10. Takipsizlik veya beraat kararı sınır dışı işlemini nasıl etkiler?

    Takipsizlik veya beraat kararı, yabancının sınır dışı kararını otomatik olarak kaldırmaz. Çünkü ceza yargılaması ile idari yargılama farklı değerlendirme alanlarına sahiptir. Bununla birlikte sınır dışı kararının temel gerekçesi ceza soruşturmasındaki suç isnadı ise, isnadın ortadan kalkması idari işlemin hukuki temelini zayıflatabilir.

    Özellikle kamu düzeni tehdidi değerlendirmesinin yalnızca soruşturma kaydına veya soyut istihbari bilgiye dayandırıldığı hâllerde, kişisel ve güncel bir değerlendirme yapılması gerekir. İdare, yabancının güncel olarak neden kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğunu somutlaştırmalıdır.

    Bu nedenle takipsizlik veya beraat kararından sonra mevcut sınır dışı ve tahdit işlemlerinin ayrıca incelenmesi; gerekirse idari başvuru, iptal davası veya yeni hukuki durumun mahkemeye sunulması gerekir. Eğer kesinleşen bir mahkeme kararı da var ise bu durum göç idaresine sunulmak suretiyle hukuka aykırı karardan vazgeçilmesi sağlanabilir veya ilgili mahkemeye yargılamanın yenilenmesi ve benzeri yola başvurulup ilgili adaletsizlik giderileblilecektir.

    11. Hangi durumlar sınır dışı riskini artırabilir?

    Yabancının Türkiye’de yasal kalış hakkının bulunmaması, sahte belge kullanması, daha önce verilmiş bir giriş yasağı veya sınır dışı kararının bulunması, kimliğinin tespit edilememesi, kaçma riskinin somut şekilde ortaya konulması veya ciddi suç isnatları göç hukuku bakımından risk değerlendirmesini ağırlaştırabilir.

    Ancak suçun adı tek başına yeterli değildir. Soruşturmanın aşaması, deliller, yabancının kişisel durumu, aile bağları ve sınır dışı edilmesi hâlinde karşılaşacağı sonuçlar birlikte ele alınmalıdır. Her uyuşturucu, yaralama, dolandırıcılık veya benzeri suç soruşturması aynı hukuki sonucu doğurmaz.

    Özellikle henüz mahkûmiyet bulunmayan bir soruşturma aşamasında, masumiyet karinesi ile idarenin kamu düzenini koruma yetkisi arasında ölçülü bir değerlendirme yapılmalıdır.

    12. Avukat desteği neden iki alanda birlikte yürütülmelidir?

    Yabancıların karıştığı ceza soruşturmalarında yalnızca ceza dosyasına odaklanılması yeterli olmayabilir. Kişi ceza soruşturmasında serbest bırakılsa bile Göç İdaresi tarafından geri gönderme merkezine sevk edilebilir. Tersine, göç hukuku bakımından serbest kalan kişinin ceza dosyasındaki adli kontrol veya duruşma yükümlülükleri devam edebilir.

    Bu nedenle ceza dosyasındaki ifade, delil, tutuklama ve adli kontrol süreçleri ile göç hukukundaki sınır dışı, idari gözetim, tahdit kodu ve ikamet izni işlemleri eş zamanlı takip edilmelidir. İki alan arasında kurulacak doğru bağlantı, çelişkili kararların ve telafisi güç hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olur.

    13. Sık sorulan sorular

    Gözaltına alınan her yabancı geri gönderme merkezine gönderilir mi?

    -Hayır. Bunun için ayrıca göç hukuku kapsamında işlem yapılması ve gerekli görülürse idari gözetim kararı alınması gerekir.

    Yabancı serbest bırakıldıktan sonra sınır dışı edilebilir mi?

    -Evet. Ceza soruşturmasında serbest bırakılma, idari makamların ayrıca değerlendirme yapmasına engel değildir.

    Takipsizlik alan yabancı kesin olarak Türkiye’de kalabilir mi?

    -Hayır. Ancak takipsizlik kararı, özellikle sınır dışı işleminin suç isnadına dayandığı dosyalarda önemli bir lehe delildir.

    Beraat kararı sınır dışı kararını kendiliğinden kaldırır mı?

    -Kural olarak hayır. Mevcut sınır dışı kararına karşı ayrıca hukuki işlem yapılması gerekebilir.

    Geri gönderme merkezi cezaevi midir?

    -Hayır. Geri gönderme merkezinde tutulma ceza infazı değil, idari gözetim tedbiridir.

    Türkçe bilmeyen yabancıya tercüman verilmesi zorunlu mudur?

    -Kişi meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa savunma hakkının etkili kullanılabilmesi için tercüman görevlendirilmelidir.

    14. Sonuç

    Bir yabancının gözaltına alınması, otomatik olarak sınır dışı edileceği anlamına gelmez. Ceza soruşturması ile sınır dışı ve idari gözetim süreçleri farklı hukuki dayanaklara sahiptir. Bununla birlikte uygulamada bu süreçler çoğu zaman aynı anda ilerlediği için, ceza dosyasındaki her gelişmenin göç hukuku bakımından da değerlendirilmesi gerekir.

    Gözaltına alınan yabancının avukat ve tercüman hakkının korunması, hakkında sınır dışı veya idari gözetim kararı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, tebliğ tarihlerinin kaçırılmaması ve gerekli yargısal başvuruların süresinde yapılması büyük önem taşır.

    Her somut olayda suç isnadı, yabancının yasal kalış durumu, aile bağları, sağlık durumu, gönderileceği ülkeye ilişkin riskler ve kamu düzeni değerlendirmesi birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle ceza hukuku ile göç hukukunun kesiştiği dosyalarda iki sürecin eş zamanlı ve koordineli biçimde takip edilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından belirleyicidir.

    Av. Mehmet Şirin Korkmaz

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişebilir.

  • CEZA İNFAZ KURUMUNDAN TAHLİYE EDİLEN VEYA DENETİMLİ SERBESTLİĞE AYRILAN YABANCI GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLİR Mİ?

    CEZA İNFAZ KURUMUNDAN TAHLİYE EDİLEN VEYA DENETİMLİ SERBESTLİĞE AYRILAN YABANCI GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLİR Mİ?

    Türkiye’de ceza infaz kurumunda bulunan yabancı uyruklu kişilerin tahliye edilmesi veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle ceza infaz kurumundan ayrılması sonrasında karşılaştıkları en önemli hukuki sorunlardan biri, kişinin doğrudan serbest bırakılmayarak geri gönderme merkezine gönderilmesidir.

    Uygulamada yabancı uyruklu bir kişi ceza infaz kurumundan tahliye edildiğinde veya denetimli serbestlik hükümlerinden yararlandırıldığında, ceza infaz kurumu çıkışında kolluk görevlilerine teslim edilerek İl Göç İdaresi Müdürlüğü nezdinde işlem yapılmak üzere götürülebilmektedir. Yapılan değerlendirme sonucunda yabancı hakkında sınır dışı etme ve idari gözetim kararı alınması hâlinde kişi geri gönderme merkezine sevk edilebilmektedir.

    Ancak önemle belirtmek gerekir ki ceza infaz kurumundan tahliye edilen veya denetimli serbestliğe ayrılan her yabancının otomatik olarak geri gönderme merkezine gönderilmesi hukuken mümkün değildir.

    CEZAEVİNDEN TAHLİYE OLMAK OTOMATİK SINIR DIŞI SEBEBİ MİDİR?

    Yabancılar hakkında sınır dışı etme işlemleri, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında yürütülmektedir.

    6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinde, haklarında sınır dışı etme kararı alınabilecek yabancılar düzenlenmiştir. Özellikle 54-1-a-d bentleri verilen sınır dışı kararların gerekçesini oluşturmaktadır. Bunlar Türk Ceza Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilen yabancılar ile kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu değerlendirilen yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınması gündeme gelebilmektedir.

    Dolayısıyla yabancı bir kişinin Türkiye’de bir suçtan dolayı mahkûm olması, Göç İdaresi tarafından yabancının durumunun ayrıca değerlendirilmesine neden olabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Ceza mahkûmiyetinin bulunması ile kişinin otomatik olarak sınır dışı edilmesi veya geri gönderme merkezinde tutulması aynı şey değildir.

    İdarenin yabancının kişisel durumunu, işlenen suçun niteliğini, mahkûmiyetin içeriğini, kişinin Türkiye’deki aile ve sosyal bağlarını, Türkiye’deki yasal kalış durumunu ve sınır dışı edilmesi hâlinde karşılaşabileceği riskleri somut olay özelinde değerlendirmesi gerekir. Uygulamada ise yabancı kişi çoğunlukla hakkında belirtilen bentlerden haklarında sınır dışı kararı alınmak suretiyle GGM’ye gönderilmektedir. O yüzden sizin bu hususta hazırlıklı olmanız elzemdir.

    DENETİMLİ SERBESTLİĞE AYRILAN YABANCI GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLEBİLİR Mİ?

    Denetimli serbestlik, cezanın infazına ilişkin bir kurumdur. Bir yabancının denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanarak ceza infaz kurumundan ayrılması, kişinin ceza hukuku ve infaz hukuku bakımından cezaevinden çıkmasını sağlar. Bunun şartları 5275 Sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinde belirtilmektedir. Bu kanuna göre kişi Salı verildiği zaman, denetimli serbestliğe ayrılma talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içerisinde müracaat etmesi gerekmektedir. Kişi buraya beş gün içerisinde müracaat ettiği zaman kişi için denetimli serbestlik planı düzenlenir ve kişinin buna uyması gerekmektedir. Aksi durumda kişi denetimli serbestlik ihlalinde bulunmuş olur ve cezanın infazı için tekrardan ceza İnfaz kurumuna alınabilir. Yabancı kişi ceza İnfaz kurumundan denetimli serbest bırakıldı zaman elinde belirtilen evraklar bulunur.

    Ancak kişinin yabancı olması hâlinde göç hukuku bakımından ayrıca işlem yapılabilir. Bu nedenle uygulamada denetimli serbestliğe ayrılan yabancı, ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra doğrudan serbest bırakılmayarak kolluk birimlerine teslim edilebilmekte ve yabancının durumu İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından değerlendirilebilmektedir.

    Yabancı hakkında daha önceden verilmiş bir sınır dışı etme kararı bulunması veya yapılan değerlendirme sonucunda 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesi kapsamında sınır dışı etme kararı alınması hâlinde, idari gözetim süreci gündeme gelebilir. Ancak denetimli serbestliğe ayrılmış olmak tek başına geri gönderme merkezine gönderilme sebebi değildir.

    TAHLİYE EDİLEN YABANCI DOĞRUDAN GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLEBİLİR Mİ?

    Bir yabancının geri gönderme merkezinde tutulabilmesi için 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesi kapsamında idari gözetim kararı alınması gerekir.

    Kanuna göre hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılardan;

    • Kaçma veya kaybolma riski bulunanlar,
    • Türkiye’ye giriş veya Türkiye’den çıkış kurallarını ihlal edenler,
    • Sahte veya asılsız belge kullananlar,
    • Kendilerine tanınan sürede Türkiye’den çıkmayanlar,
    • Kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu değerlendirilenler

    hakkında idari gözetim kararı alınması gündeme gelebilir.

    Dolayısıyla ceza infaz kurumundan tahliye edilmiş olmak, tek başına idari gözetim kararı verilmesi için yeterli değildir. Fakat şunu önemle belirtelim ki uygulamada izah edildiği üzere kişi hakkında genelde 6458 sayılı yasanın 54-1-a veya d bendi gereği sınır dışı karar verilir ve kişi kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğu gerekçesiyle idari gözetim altına alınmaktadır.

                Ancak yalnızca geçmiş tarihli bir mahkûmiyet kararının varlığı üzerinden otomatik ve soyut bir değerlendirme yapılması hukuki açıdan tartışmalıdır. Özellikle yabancının cezasını infaz etmiş olması, koşullu salıverilmesi veya denetimli serbestlik hükümlerinden yararlandırılması hâlinde kişinin güncel olarak kamu düzeni açısından oluşturduğu iddia edilen tehdidin somutlaştırılması önem taşımaktadır. Şunu da önemle belirtmek gerekir ki yukarıda da belirtilen 5275 sayılı yasa gereği kişi iyi halde olmak şartıyla zaten denetimli serbest ayrılmaktadır. Yani esasen denetimli serbestliğe ayrılan yabancı zaten iyi halli birisidir. Bu sebeple ilgili kişinin kamu düzeni için bir tehdit oluşturacağı savı da çürütürmektedir.

    Yeni önemle belirtmek gerekir ki, yabancı kişi denetimli serbestliğe ayrıldığı zaman denetimli serbestlikte uyuması gereken yükümlülükler kişinin idari gözetimi alternatif yükümlülüklerinden çok daha ağır bir yükümlülüktür. Bu yükümlülüklere uyulmadığı zaman kişi daha ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Yabancı hakkında her ne kadar sınır dışı kararı verilebilecekse de idari gözetim kararı şart olmamalıdır. İdare, idari gözetim kararının neden gerekli olduğunu ve yabancının neden idari gözetime alternatif yükümlülüklerle takip edilemeyeceğini somut olay kapsamında değerlendirmelidir.

    İDARİ GÖZETİMDE GEÇERİLECEK SÜREYE İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME

    Yabancı kişi denetimli serbestlik sonrası hakkında sınır dışı kararı verilip idari gözetim altına alınmışsa kişi için başkaca sorunlar meydana gelebilmektedir. Bu sebeple kişinin özellikle hem ceza hem de göç hukuk alanında uzman bir avukat ile hareket etmesi gerekmektedir. Kişi için idare Mahkemesi süresi içinde sınır dışı davası açılıp ilgili sınır dışı işlemlerin durdurulması yanında yabancı kişinin idari gözetim altında olduğunun özellikle denetimli serbestliğini başlatacağı denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirimin temel sebebi bazen yabancı kişi idari gözetim altında iken denetimli serbestlik müdürlüğünün bu durumdan haberdar olmamasıdır.

    Yukarıda da izah edildiği üzere kişi ceza İnfaz kurumundan denetimli serbestlik ayrıldıktan sonra beş gün içerisinde ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuru yapması gerekmektedir. Başvuru yapılmadığı taktirde kişi denetimli serbestliği ihlal eder ve kişi yeniden ceza İnfaz kurumuna alınabilecektir. Bu sebeple yabancı kişinin idari gözetimde olduğu durumunun ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirilmesi suretiyle herhangi bir ihlalin yapılmadığın sağlanması gerekmektedir.

    Esasen denetimli serbestlik müdürlüğü ile geri gönderme merkezleri arasında işbirliğinin sağlanması ve yabancının mağduriyetine yol açabilecek uygulamaların önüne geçilmesi gerekmektedir. Daha önce karşılaştığımız somut bir olayda müvekkilin Hürriyet hakkı ciddi bir şekilde ihlal edilmiştir. Söz konusu somut olay şu şekildeydi; müvekkil hırsızlık suçundan 2 Yıl 1 Ay hapis cezasına hükmedilmişti. Müvekkil buna istinaden ceza İnfaz kurumuna girmiş ve birkaç gün içinde denetimli serbestliğe ayrılmıştır. Müvekkil kamu düzenini tehdit gerekçesiyle doğrudan hakkın sınır dışı kararı verilip idari gözetim altına alınmıştı. Müvekkil yaklaşık dokuz ay idari gözetim altında kaldıktan sonra hakkında bu sefer denetimli serbestliği ihlal ettiği gerekçesiyle ilgili infaz hakimliği kararı ile müvekkil yeniden ceza İnfaz Kurumu’na alınmıştı. Bu sürede tarafımızca, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 28.06.2024 Tarih ve 2024/4104 Esas ve 2024/4805 Karar sayılı ilamı ile yabancı kişinin geri gönderme merkezine alınması sebebiyle denetimli serbestlik müdürlüğüne gidemediği ve bu sebeple herhangi bir denetim ihlalinde bulunmadigi şeklindeki kararı da sunularak müvekkil kısa sürede yine ilgili infaz hakimliğini kararı ile salıverilmişti. Müvekkil, salıverildiği gibi ilgili göç idaresi tarafından yine aynı gerekçeyle idari gözetim kararı verilerek geri gönderme merkezine alındı. Tarafımızca söz konusu bu süreçler en başından itibaren detaylı bir şekilde idari gözetim itirazında bulunurken ilgili Sulh ceza hakimliğine açıklanmışsa da müvekkilin idari gözetimi herhangi bir şekilde kaldırılmamıştır. Nihai olarak müvekkil 21 ay idari gözetim altında kaldıktan sonra alternatif yükümlülük ile salıverilmişti. Söz konusu bu durum müvekkili ciddi bir şekilde mağdur etmişti. Sizin de bu tür mağduriyetleri yaşamamanız için ilgili durumu denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirmeniz elzemdir.

    GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLEN YABANCI NE YAPABİLİR?

    Ceza infaz kurumundan tahliye edildikten veya denetimli serbestliğe ayrıldıktan sonra geri gönderme merkezine gönderilen yabancı hakkında öncelikle hangi idari kararların alındığının tespit edilmesi gerekir. Akabinde yukarıda belirttiğimiz şekilde denetimli serbestlik müdürlüğüne her ihtimale karşı yabancı kişinin idari gözetim altında olduğunun bildirilmesi gerekmektedir.  Daha sonra yabancı hakkında idari gözetim kararına karşı 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesi kapsamında sulh ceza hâkimliğine başvurularak idari gözetim kararına itiraz edilebilir.

    Sulh ceza hâkimliğine yapılacak başvuruda yabancının sabit adresi, aile bağları, Türkiye’deki yaşam düzeni, kaçma riskinin bulunmaması ve idari gözetime alternatif yükümlülüklerin yeterli olup olmayacağı özellikle değerlendirilmelidir. Ayrıca yabancı hakkında sınır dışı etme kararı verilmiş ise sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür.

    Sınır dışı etme kararına karşı açılacak davada yabancının gönderileceği ülkede karşılaşabileceği riskler, aile hayatı, çocukların üstün yararı, sağlık durumu ve 6458 sayılı Kanun’un 4. ve 55. maddeleri kapsamında sınır dışı edilmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

    SONUÇ

    Ceza infaz kurumundan tahliye edilen veya denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanarak cezaevinden ayrılan yabancıların doğrudan ve otomatik olarak geri gönderme merkezine gönderilmesi gerektiğine ilişkin genel bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.

    Bununla birlikte yabancının ceza infaz kurumundan ayrılmasının ardından Göç İdaresi tarafından göç hukuku bakımından durumu değerlendirilebilir. Yabancı hakkında sınır dışı etme ve idari gözetim kararı alınması hâlinde kişi geri gönderme merkezine sevk edilebilir.

    Ancak idari gözetim kararının 6458 sayılı Kanun’da belirtilen sebeplere dayanması, kişinin bireysel durumunun değerlendirilmesi ve tedbirin gerekli ve ölçülü olması gerekir. Özellikle cezasını tamamlayan veya denetimli serbestliğe ayrılan yabancının yalnızca geçmiş mahkûmiyeti gerekçe gösterilerek geri gönderme merkezinde tutulması hâlinde, idari gözetim kararının hukuka uygunluğu ayrıntılı olarak incelenmelidir.

    Geri gönderme merkezinde bulunan yabancılar bakımından idari gözetim kararına itiraz ve sınır dışı etme kararına karşı iptal davası süreleri ile uygulanacak hukuki yollar birbirinden farklıdır. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre hukuki sürecin ayrıca değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin Korkmaz) olarak bu konuda tarafınıza gerekli hukuki hizmet sağlanabilecektir.  

    Avukat Mehmet Şirin Korkmaz

    (Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişiklik gösterebilir.)

  • Deport (Sınır Dışı) Kararının Kaldırılma Yöntemleri

    Deport (Sınır Dışı) Kararının Kaldırılma Yöntemleri

    Deport (sınır dışı etme) kararı, yabancı uyruklu kişilerin Türkiye’den çıkarılmasına yönelik idari bir işlemdir ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu madde 54’de, a)5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler

    b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar

    c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

    ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar

    d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

    e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler

    f) İkamet izinleri iptal edilenler

    g) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenler

    ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler

    h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler

    ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler

    i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar

    j) İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar

    k)  Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler.” Şeklinde düzenlenmektedir. Ancak bu kararların hukuka uygunluğu her zaman yargı denetimine açıktır ve belirli yöntemlerle iptali sağlanabilir.

    Aşağıda deport kararlarının kaldırılma yöntemleri detaylı şekilde açıklanmıştır.


    1.    İdari İtiraz Yolu

    Göç hukukunda işler karmaşık hale getirilmeden önce bazen kolay bir şekilde çözümlenebilir. Deport kararına karşı ilk aşamada idari başvuru yapılabilir.

    Bu kapsamda:

    • Kararı veren Göç İdaresi Müdürlüğü’ne veya ilgili valiliğe başvuru yapılabilir. Konu ile ilgili başvuru yaptığınız yer, başvuru sayısı ve tarihi verir. Bu sayı ve tarih, daha sonraki süreçte ilgili başvurunuzu takip etmede önemli olacaktır. Başvurunuzun sonucunu sormak istediğinizde ilgili memurlarca Göç İdaresi Başkanlığına bildirdikleri ve halen yanıt bekledikleri(Ankara’dan haber bekliyoruz) söylenebilir. Bu durumda siz kendiniz de doğrudan Göç idaresi Başkanlığına başvuru yapabilirsiniz.
    • Kararın yeniden değerlendirilmesi talep edilir .
    • Yeni delil veya belgeler sunularak hatalı değerlendirme olduğu ileri sürülebilir .
    • İdarenin kendi içinde kararı geri alma veya düzeltme yetkisi bulunmaktadır.

    İdari itiraz, yargı yoluna gitmeden önce kullanılan hızlı çözüm yollarından biridir.


    2.    İptal Davası Açılması

    Deport kararına karşı en etkili hukuki yol idari yargıda iptal davası açılmasıdır.

    Bu süreçte:

    • Göç İdaresi tarafından verilen karar idare mahkemesinde dava konusu edilir
    • İlgili dava sınır dışı kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde açılması gerekmetedir. Söz konusu süre önemlidir. Çünkü bazı durumlarda kişinin durumu ne kadar vahim olursa da sırf süre kaçırıldığı için dava reddedilebilecektir. Yabancı Geri Gönderme Merkezinde ise ilgili karar orada kendilerine tebliğ edilmektedir. Uygulamada son zamanlarda yabancı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu veya hükümlü iken de haklarında sınır dışı kararı verilip ilgili karar tebliğ edilmeye çalışılmaktadır. Bazı yabancılar bu uygulamaya kendilerinin cezalarını infaz etmeden sınır dışı edileceği düşüncesi ile hareket ediyorsa da böyle bir durum söz konusu değildir. İlgili kişi cezasını infaz ettikten sonra veya koşullu salıverilme ile denetime çıktıktan sonra sınır dışı etme prosedürü başlamaktadır. Uygulamada kişi 5275 Sayılı Yasanın 105/A gereği Denetimli Serbestliğe ayrılırken ilgili Jandarma tarafında yabancı Genelge gereği doğrudan Göç İdaresine teslim edilir. Göç İdaresi tarafından ise ilgili kişi hakkında sınır dışı işlemleri başlatılır, bu amaçla kişi Geri Gönderme Merkezine alınmaktadır.
    • İlgili kararın Kanuna uygun olması her zaman adil olacağı anlamına da gelmemektedir. Özellikle somut olaya göre Aile birliğinin korunması, Çocukların üstün yararı, Sağlık durumunun ciddi risk oluşturması, Zulüm veya kötü muamele riski bulunan ülkelere gönderilme durumları Mahkemeye bildirildiği takdirde Sınır dışı kararı iptal edilebilir.
    • Mahkeme, işlemin gerekçesini ve delillerini inceler
    • Sınır dışı davası açıldığı takdirde, işlemin yürütmesi 6458 Sayılı Kanunun 53/3. Bendi gereği kendiliğinden durur. Fakat burada önemli olan husus, davanın açıldığını mutlaka kuruma mail vasıtası veya fiziki olarak(kişi geri gönderme merkezinde ise oraya diğer durumlarda ilgili Valiliğe) sunulması gerekmektedir. Özellikle kişi geri gönderme merkezinde İdari Gözetim altındayken dava açılış formunun fiziki olarak oaraya verilmesi önemlidir. Aksi durumda kişi davası açılmış olmasına ragmen sınır dışı edilebilecektir.

    İptal davası sonucunda mahkeme, işlemi hukuka aykırı bulursa deport kararı tamamen ortadan kaldırılır.



    3.    Yeni Delil ve Durum Değişikliği

    Deport kararının kaldırılmasında yeni gelişmeler de önemli rol oynayabilir.

    Bu kapsamda:

    • Kişinin kamu güvenliği açısından risk oluşturmadığının ortaya konulması(Ceza Mahkemesinde beraat alma, Savcılık aşamasında Kovuşturmaya Yer Olmadığına İlişkin Karar Alma)
    • Yeni oturma izni, çalışma izni veya hukuki statü kazanılması
    • Aile birliği veya insani durumların değişmesi
    • Yanlış bilgi veya hatalı değerlendirme olduğunun ispatlanması

    Bu tür durumlar idarenin kararı geri almasına veya mahkemenin iptal kararı vermesine neden olabilir.


    4.    SINIR DIŞI ETME KARARI ALINMAYACAKLAR

    Bazı durumlarda Yabancı hakkında sınır dışı kararı verilemez. Söz konusu bu husus, 6458 Sayılı Yasanın 55. Maddesinde, b) Ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler

    c) Hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar

    ç) Mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti mağdurları

    d) Tedavileri tamamlanıncaya kadar, psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları”

    şeklinde düzenlenmiştir. Bu kişiler hakkında sınır dışı kararı alınırsa, ivedi bir şekilde deliller ile beraber hem kuruma başvuru yapılmalı hem de sınır dışı davası açılmalıdır. Bunlardan bazıların tespiti (Hamilelik gibi) kolay bir şekilde mümkündür. Bazıları deliller ile beraber başvuru yapılması gerekmektedir.



    Sonuç

    Deport (sınır dışı) kararları, kesin ve değiştirilemez işlemler değildir. İdari ve yargısal yollarla denetlenebilir ve hukuka aykırılık, insani durumlar veya yeni gelişmeler doğrultusunda kaldırılabilir. Özellikle kuruma başvuru ve iptal davası, bu süreçte en etkili hukuki mekanizmalar arasında yer almaktadır.

    Bu nedenle her sınır dışı kararının bireysel olarak değerlendirilmesi ve profesyonel hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır. Bu konuda tarafınızca alınacak yanlış bir karar, sizin ve ailenizin hayatını önemli ölçüde zorlaştırabilir.

  • BİR YABANCI KİŞİNİN KARAKOLDA ŞÜPHELİ OLARAK İFADESİ ALINDIĞI ZAMAN GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLİR Mİ?

    BİR YABANCI KİŞİNİN KARAKOLDA ŞÜPHELİ OLARAK İFADESİ ALINDIĞI ZAMAN GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLİR Mİ?

    Bu soruya mevzuat hükümleri ile uygulamadaki fiilî durum bakımından iki farklı cevap vermek gerekir. Hukuken, bir yabancının yalnızca şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmış olması, tek başına Geri Gönderme Merkezine gönderilmesi için yeterli bir sebep değildir. Bununla birlikte özellikle son yıllardaki uygulamada, herhangi bir adli olaya şüpheli sıfatıyla karışan yabancıların ifadelerinin alınmasının ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildiği ve haklarında 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54/1-d maddesi kapsamında “kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu” gerekçesiyle sınır dışı etme işlemleri başlatıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu uygulamanın gerekçesi ilgili kolluk görevlilerine sorulduğu zaman İç İşleri Bakanlığı tarafından verilen Genelge gereği denilmektedir.  Bu tabi ki de adil bir yaklaşım değildir ve kanaatimizce fevkalade yanlıştır. Kanaatimizce salt bir ceza soruşturmasının varlığı, yabancının YUKK m.54/1-d anlamında kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğunun kabulü için tek başına yeterli görülmemelidir. Zira soruşturma makamlarınca henüz suçluluğu tespit edilmemiş bir kişi hakkında, yalnızca şüpheli sıfatına dayanılarak ‘kamu düzeni tehdidi’ kabulü yapılması; işlemin sebep unsuru, ölçülülük ilkesi ve bireyselleştirilmiş değerlendirme yükümlülüğü bakımından ciddi hukuki tartışmalar doğurmaktadır.

     Bu sebeple kişinin ifadesi alındıktan sonra ilgili Cumhuriyet Başsavcısı ile yapılacak görüşme sonrasında kişinin Göç İdaresine verilmeksizin salıverilmesi gerekmektedir. Yabancının Göç İdaresine teslimi de, “Adli olay → Göç İdaresine bildirim/değerlendirme → m.54 kapsamında sınır dışı değerlendirmesi → sınır dışı kararı → m.57 şartlarının ayrıca değerlendirilmesi → idari gözetim → GGM” şeklindeki bir yol haritası izlenmesi gerekiyorken uygulamada ise bu bireyselleştirilmiş değerlendirme çoğu zaman yalnızca yabancı hakkında bir ceza soruşturması bulunmasına indirgenmekte; soruşturmanın niteliği, delil durumu ve yabancının gerçekten kamu düzeni açısından güncel ve somut bir tehdit oluşturup oluşturmadığı yeterince tartışılmadan YUKK m.54/1-d kapsamında işlem tesis edilebilmektedir.

              Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bazen kişi mevcutlu olarak adliyeye getirtilip itham edildiği suça, işleniş şekline ve somut delillere göre 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 100 ve devamı gereği Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından karar verilmek üzere kişi Tutuklama veya Adli Kontrol Talebiyle sevki yapılabilir. İlgili Sulh ceza Hakimliği tarafından kişi hakkında Tutuklama kararı veya CMK madde 109 gereği bir belirli yerlere imza atmak, elektronik kelepçe, yurt dışına çıkış yasağı vb. adli kontrol şartları verilebilir. Burada yabancı için önemli olan tabi ki de yurt dışına çıkış yasağı kararıdır. Aksi durumda ise Yabancı kişi hakkında tutuklama kararı verilmesi durumunda zaten kişi ceza infaz kurumuna(Cezaevi) gönderilir, diğer adli kontrol durumlarında kişi yine Göç İdaresine teslim edilir ve nihayetinde geri gönderme merkezine gönderilir.

              Yazımızın başında kişinin bazı istisnai durumlar ile geri gönderme merkezine gönderilmeksizin salıverilmesini belirtmiştik. Bunlar kısaca;

    • Kişi hakkında hakimlikçe verilen Yurt Dışı Çıkış Yasağı olması durumunda kişi Göç İdaresince ya geri gönderme merkezine gönderilmeksizin salıverilmesi veya geri gönderme merkezine gönderildikten sonra salıverilmesidir. Yabancı hakkında CMK m.109 kapsamında yurt dışına çıkış yasağı bulunması, sınır dışı kararının fiilen uygulanması bakımından önemli bir hukuki engel ve kurumlar arası yetki çatışması doğurabilir. Uygulamada bu durum, yabancının derhâl sınır dışı edilmesini engelleyebilmekte; sınır dışı kararını kendiliğinden hukuka aykırı veya hükümsüz hâle gelmemekle beraber icrası yapılamadığı için kişi çoğunlukla salıverilmektedir.
    • İlgili Göç İdaresi tarafından bazen kişinin uyruğu, ikamet süreci vb. sebepler ile hakkında 6458 Sayılı Yasanın 56. Maddesi gereği kişi 15-30 gün içinde Türkiye’yi Terke Davet edebilir. Normal şartlarda ilgili madde gereği kamu düzenini bozma durumlarında ülkeyi terke davet kararı verilmemesi gerekmektedir. Fakat ilgili Göç İdaresi tarafından bazen böyle kararlar verilebilmektedir.
    • Bununla birlikte kolluk birimleri ile İl Göç İdaresi Müdürlükleri arasındaki bildirim ve sevk uygulamalarının iller ve somut olaylar bakımından yeknesak olmadığı uygulamada gözlemlenmektedir. Bu sebeple bazen kişinin şüpheli olarak ifadesi alındığı zaman Göç İdaresine haber verilmeksizin salıverilme yapılabilmektedir.

    SONUÇ VE TAVSİYE:

              Nihai olarak yabancı bir kişi haksız ithamlar ile veya taksiren ya da kasten işlediği eylemler ile bir ceza soruşturmasına tabi tutulabilecektir. Burada önemli olan Göç Hukukunu ihmal etmemektir. Bu sebeple hem Göç Hukukuna hem de Ceza Hukukuna vakıf bir avukat ile hareket etmeniz büyük önem taşımaktadır. Belki siz veya aileniz hakim karşısında herhangi bir adli kontrol şartı veya tutuklama kararı olmaksızın salıverilmenize sevinebilirsiniz. Fakat Göç Hukuku sizin bu sevincinizi tümden bitirebilir ve sizi çok daha zor bir duruma düşürebilir. Bir yabancının savcılık veya hâkimlik tarafından serbest bırakılması, yabancı bakımından özgürlüğüne kesin olarak kavuştuğu anlamına gelmeyebilir. Ceza muhakemesi yönünden serbest kalan yabancı hakkında aynı olay gerekçe gösterilerek sınır dışı etme ve idari gözetim süreci başlatılabilir. Bu nedenle yabancıların taraf olduğu ceza soruşturmalarında savunmanın yalnızca ceza hukuku bakımından değil, işlemin olası göç hukuku sonuçları bakımından da eş zamanlı yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin KORKMAZ) olarak bu süreçte sizin yanınızda olabilir, gerekli hukuki hizmeti sağlayabiliriz.

    NOT: Bu yazımız Haziran 2026 Tarihine kadar uygulamalardan ve mevzuatlardan edindiğimiz tecrübelere dayanmaktadır. Göç hukuku dinamik bir alan olduğu için güncel hali için mutlaka alanında uzman bir avukat ile iletişime geçmeniz gerekmektedir.

  • INTERPOL BÜLTENLERİ VE RENK KODLARI NEDİR?

    INTERPOL BÜLTENLERİ VE RENK KODLARI NEDİR?

    MERHABA BEN AVUKAT MEHMET ŞİRİN KORKMAZ(ABLAKAT HUKUK BÜROSU). İZMİR İLİNDE ÖZELLİKLE İZMİR GÖÇ AVUKATI VE CEZA AVUKATI OLARAK HUKUKİ HİZMET VERMEKTEYİM. BU YAZIMDA SON 3-4 SENEDİR  SIKÇA RASTLADIĞIMIZ VE TÜRKİYE’DEKİ YABANCILARI VEYA GELMEK İSTEYEN YABANCILARI YAKINDAN İLGİLENDİREN INTERPOL BÜLTENLERİ, “M” KODLARI, 6458 SAYILI YABANCI KANUNU ÇERÇESİNDEKİ DURUMU, SUÇLULARIN İADESİ (EKSTRADİSYON) SÜRECİ HAKKINDA BİLGİ VERECEĞİZ:

    (İnterpol Kaydı, 6458 Sayılı YUKK ve 6706 Sayılı Yasa Ekseninde Sınır Dışı ve Geri İade Prosedürleri Müvekkil Bilgilendirme Rehberi)

    1. INTERPOL BÜLTENLERİ VE RENK KODLARI NEDİR?

    Interpol (Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı), üye ülkelerin adli makamları arasında suçlu takibini ve bilgi paylaşımını sağlayan uluslararası bir ağdır. Ülkeler aradıkları kişiler için şu temel bültenleri çıkarır:

    • Kırmızı Bülten (Red Notice): Kendi ülkesinde hakkında tutuklama kararı veya kesinleşmiş hapis cezası olan kişilerin, iade edilmek (ekstradisyon) amacıyla dünya genelinde yakalanması için çıkarılan en ciddi bültendir. (Not: Interpol üyesi her devlet, kişi hakkında uygulanacak yakalama veya geçici tutuklama tedbirini kendi iç hukukuna göre değerlendirir.)
    • Mavi Bülten (Blue Notice): Bir suç soruşturması kapsamında şüpheli, tanık veya mağdur olan kişilerin kimlik ve konum bilgilerinin tespiti için yayınlanır.
    • Diffusion (Arama/Yayma Mesajı): Kırmızı Bülten süreçleri bürokratik olarak aylar sürebildiği için, devletlerin Interpol ağı üzerinden diğer ülkelere doğrudan ve hızlıca gönderdiği acil arama mesajıdır. Diffusion, hukuki niteliği bakımından Kırmızı Bülten ile aynı araç değildir. Bununla birlikte uygulamada kişinin Türkiye’de tespit edilmesi, yakalanması ve hakkında uluslararası adli iş birliği sürecinin başlatılması bakımından son derece ciddi sonuçlar doğurabilir.

    2. INTERPOL BAĞLANTILI “M” TAHDİT KODLARI VE ANLAMLARI

    Türkiye Cumhuriyeti, Emniyet ve Göç İdaresi sistemlerinde uluslararası suç şüphesi, iade talepleri veya Interpol kayıtları bulunan yabancıları takip etmek amacıyla pasaport sicillerine “M” (Muhtelif/Müteferrik) serisi tahdit kodları koymaktadır. Uygulamada Interpol kayıtları, yabancı devlet arama talepleri veya uluslararası adli iş birliği süreçleriyle bağlantılı olarak yabancılar hakkında çeşitli tahdit ve veri kodları oluşturulabilmektedir. Kodun yalnızca harf ve numarasından hareketle hukuki sonuç çıkarmak her zaman mümkün değildir. Kodun dayanağı, tesis eden makam ve kodun arkasındaki istihbari veya adli kayıt ayrıca incelenmelidir. Müvekkillerin en çok karşılaştığı “M” kodları şunlardır(diğerleri için de tarafımız ile iletişime geçebilirsiniz):

    • M-26 Tahdit Kodu (İade Talebiyle Arananlar): Hakkında yabancı bir devlet tarafından resmi olarak suçlu iadesi (ekstradisyon) talep edilen veya uluslararası düzeyde arama kaydı bulunan yabancılara konulur. Bu tür kayıtların kolluk sisteminde görülmesi hâlinde kişi hakkında kaydın niteliğine göre yakalama, kimlik ve kayıt incelemesi, adli makamlarla irtibat kurulması veya iade amacıyla geçici tutuklama sürecinin başlatılması gündeme gelebilir.
    •  
    • M-34 Tahdit Kodu (Uluslararası Suç Şüphesi): Kişinin Interpol bültenlerinde, yabancı istihbarat raporlarında veya sınır aşan organize suç örgütleriyle (kara para aklama, kaçakçılık, siber suçlar vb.) ilişkili olabileceğine dair şüphe barındıran kayıtlarda adının geçmesi durumunda konulur.
    •  
    • G-87 Tahdit Kodu (Genel Kamu Güvenliği): Interpol Kırmızı veya Mavi bülteni olan neredeyse her yabancıya Göç İdaresi tarafından kişinin Türkiye için bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu varsayan koddur. Uygulamada genelde Göç İdaresi tarafından Interpol Kırmızı veya Mavi bülteni olan yabancıya otomatik olarak bu kod da konulmaktadır.

    3. 6458 SAYILI YASA (YUKK) KAPSAMINDA HUKUKİ DURUMUNUZ VE RİSKLER

    Hakkınızda bir Interpol bülteni veya “M” serisi tahdit kodu bulunması, Türkiye’deki yasal statünüzü doğrudan ve tamamen 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) kapsamına sokar:

    • Türkiye’ye Giriş Yasağı ve İptaller (YUKK Madde 9): Kamu güvenliği tehdidi gerekçesiyle Türkiye’ye girişinize izin verilmez; ülke içindeyseniz mevcut ikamet izniniz iptal edilir ve vize muafiyetiniz kaldırılır. Eğer Türk bir aileniz var ise, ikametiniz Aile İkameti ise ikametiniz sebepsiz yere iptal ediliyorsa bu konuda yapacağınız ilk şey bir avukatın hizmetinden faydalanıp ilgili Göç İdaresindeki iptal gerekçesini öğrenmeye çalışmanızdır. Aksi durumda geçici tutuklama veya sınır dışı edilmek amacı ile idari gözetim süreçlerine dahil olabilirsiniz. Bu durumda kendinizi savunma süreciniz ciddi bir şekilde aksayabilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken şey Mavi Kimlik sahibi olsanız bile aynı prosedüre tabi tutulacağınızdır. Aynı şekilde yabancı vatandaşlık yanında Türk Vatandaşlığınız da var ise hakkınızdaki bu kodlar vatandaşlığınızın iptal edilmesine bile sebep olacaktır. Buna karşı da aynı zamanda dava açmanız gerekmektedir.
    •  
    • Sınır Dışı Etme (Deport) Kararı (YUKK Madde 54): Valilikler, haklarında Interpol Kırmızı Bülteni olan veya M-26/M-34 kodu bulunan yabancılar hakkında YUKK 54/1-b ve 54/1-d (kamu güvenliği tehdidi) maddeleri uyarınca sınır dışı etme kararı tesis edilmesine dayanak oluşturabilmektedir(genelde uygulanmaktadır). Bilindiği üzere göç hukuku alanı, devletin egemenlik hakkı ile doğrudan bağlantılı olup bu sebeple Göç İdareleri bu konuda oldukça güçlü ve geniş yetkilidir. Örneğin her ne kadar Mavi Bülten ile aranan birisinin sadece yer tespiti gibi bir durumun yapılması isteniyorsa da Göç İdaresi tarafaından kişi doğrudan kamu için bir tehlike sayılabilmekte ve hakkında ivedi bir şekilde sınır dışı prosedürü başlatılabilmektedir. İnterpol kodları ve konuları bunlara istinaden yapılan işlemler ceza hukukunu ve doğal olarak 6706 Sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu’nunu doğrudan ilgilendirmekle beraber bazen 6458 Sayılı Yabancı ve Uluslararası Koruma Kanunu ile beraber ortaya çıkabilmektedir. Bu konuda edindiğimiz tecrübelere dayanarak söyleyebiliriz ki müvekkili Göç İdaresinde, Geri Gönderme Merkezlerinde savunmak Suçluların İadesi sürecinde savunmaktan çok daha zordur. Göç Hukuku, mücadele etmenin çok daha fazla olduğu bir alandır.
    •  
    • İdari Gözetim Kararı ve GGM (YUKK Madde 57): Deport işlemleri tamamlanana kadar yabancılar, Geri Gönderme Merkezlerinde (GGM) idari gözetim altında tutulur. Bu süre en fazla 6+6 ay olabilir. Daha önceki yazılarımızda ayrıntılı bilgiler edinebilirsiniz fakat uygulamada karşılaştığımız hususları burda ayrıca belirtmemiz gerekmektedir. Her ne kadar Kanun gereği idari gözetim süresi 6+6 ay olarak geçiyorsa da uygulamada özellikle İnterpol kodları sebebi ile hakkında sınır dışı ve idari gözetim kararı verilen yabancılar bu süreden çok daha fazla kalabilmektedirler(herkes için olmamakla beraber çoğunlukla karşılanmaktadır). Bu kanunen imkansız olsa bile ne yazık ki Göç İdareleri tarafından bu uygulama çokça yapılmaktadır. Özellikle yabancı kişinin bir senesi dolduktan sonra kişinin ailesi GGM önünde beklemesine rağmen veya avukatı GGM içinde beklemesine rağmen yabancı kişi hastaneye götürülüp salıverileceği bahanesi ile kurumdan çıkartılıyor ve devamında kişiden haber alınamıyor ta ki gönderildiği geri GGM’de avukatını veya ailesini arayana kadar. Kişinin taransfer edildiği geri gönderme merkezinde yeniden oluşturulan dosyası incelendiği zaman ilgili göç idareleri tarafından verilen idari gözetim kararları mantığın Kabul edemeyeceği türlerden olabilmektedir. Örneğin karşılaştığımız bir durumda hem Polonya hem İsveç vatandaşı olan bir müvekkil İsveç vatandaşı olaral hakkında konulan M koduna istinaden bir sene idari gözetim altına alınmış, süresi bittikten sonra ilgili Göç İdaresi tarafından kişi başka bir geri gönderme merkezine transer edildi. İkinci Göç idaresi tarafından bu sefer aynı gerekçe ile müvekkilin Polonya vatandaşlığı üzerinden M kodu olduğu için yeniden idari gözetim kararı verilmişti. Müvekkilin bahsettiğimiz tüm bilgileri Göç İdaresinde olmasına ragmen sırf salıverilmemek için müvekkil böyle bir usule tabi tutulmuştur. Bu konuda benzer durumlarla karşılaşan kişilerin yazımıza yorum yapmalarını rica ederiz.
    •  
    •               İdari gözetimde geçen sürenin yabancının ülkesine sınır dışı veya iade edilmesi halinde gönderildiği ülkedeki cezasından MAHSUP hususunda da açıklama yapmamız gerekmektedir. Her ne kadar yabancının Suçluların İadesi sürecinde Geçici Tutuklama tedbiri ile cezaevinde geçirdiği süre gönderildiği ülkede aldığı cezadan mahsup edilebiliyorsa da geri gönderme merkezinde idari gözetimde geçen sürenin mahsubunun sağlanması zor olabilmektedir. İdari gözetim idari bir tedbir olmasına ragmen gerek Anayasa Mahkemesi gerekse de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından hürriyeti bağlayıcı bir tedbir olarak Kabul edilmektedir. İdari gözetimde geçirilen sürenin, kişinin iade edildiği devlette mahkûm olduğu cezadan mahsup edilip edilmeyeceği, ilgili devletin iç hukukuna göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle Türkiye’deki fiili özgürlükten yoksun bırakma süresinin ve GGM koşullarının belgelendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle kişi idari gözetim altındayken oda arkadaşları vasıtası ile kaldıkları yerin nasıl bir yer olduğu, nasıl bir yaşamları olduğu konusunda bir tutanak tutmaları önemli olacaktır. Aynı şekilde kişi gönderildiği zaman ilgili idareden ne kadar süre ile idari gözetim altında kaldığına ilişkin karekodlu veya ıslak imzalı bir evrak alması elzemdir. Bunlar yapılmamışsa avukatınız vasıtası ile bu eksiklerin tamamlatılması istenebilecektir.

    4. SUÇLULARIN GERİ İADESİ (EKSTRADİSYON) PROSEDÜRÜ NASIL İŞLER?

    Hakkında Kırmızı Bülten ve M-26 tahdit kodu olan bir yabancının karşı karşıya kalacağı en büyük yasal süreç, talep eden ülkeye “Geri İade” (Ekstradisyon) prosedürüdür. Türkiye’de bu süreç, 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu hükümlerine göre ve son derece sıkı hukuki şartlar altında yürütülür:

    A. Geçici Tutuklama ve Adli Sürecin Başlaması

    Kişi Interpol kaydıyla yakalandığında, Adalet Bakanlığı’nın onayıyla iade evrakları gelene kadar yakalandığı yer Sulh Ceza Hakimliği tarafından 40 Güne Kadar “Geçici Tutuklama” kararı verilebilir(Türkiye için). Talep eden devletin iade evraklarını (iddainame, kesinleşmiş hüküm vb.) resmi olarak Türkiye’ye iletmesi için genellikle 40 güne kadar yasal bir süre tanınır.

    B. Ağır Ceza Mahkemesi’nde İade Edilebilirlik Yargılaması

    İade süreci Göç İdaresi’nin yürüttüğü idari deporttan tamamen farklıdır. Kişinin yakalandığı yerdeki Ağır Ceza Mahkemesi, yabancının talep eden ülkeye iade edilip edilemeyeceğine karar vermek üzere bir adli yargılama başlatır. Mahkeme şu yasal şartları denetler:

    • Çifte Cezalandırılabilirlik: İadeye konu olan suçun hem Türkiye hem de talep eden ülke kanunlarında suç teşkil etmesi gerekir.
    • Asgari Ceza Sınırı: Suçun, her iki ülke kanunlarına göre de üst sınırının en az 1 yıl hapis cezası olması şarttır. 6706 m.10 bakımından ayrıca kesinleşmiş mahkûmiyet kararları için hükmolunan cezanın en az dört ay hürriyeti bağlayıcı ceza olması gerekir.
    • Siyasi ve Askeri Suç İstisnası: Sırf siyasi veya askeri nitelikteki suçlar ya da düşünce suçları sebebiyle suçluların iadesi talebi Türkiye tarafından reddedilir.
    • 6706 m.11/4’e göre uzun zamandan beri Türkiye’de bulunma, evli olma gibi kişisel hâller nedeniyle iadenin kişinin kendisini veya ailesini fiilin ağırlığıyla orantısız şekilde mağdur edecek olması hâlinde iade talebi reddedilebilir.

    C. İade Kararının Kesinleşmesi ve Cumhurbaşkanı Onayı

    Ağır Ceza Mahkemesi “iade edilebilir” kararı verirse, bu karara karşı Yargıtay nezdinde temyiz yolu açıktır. Yargıtay kararı onasa dahi, iadenin fiilen gerçekleşebilmesi için son aşamada Cumhurbaşkanı’nın onayı gerekmektedir (6706 sayılı Kanun Md. 19).

    5. GERİ GÖNDERME YASAĞI: İADE VE DEPORT SÜREÇLERİNİN EN MUTLAK SINIRI

    İster Göç İdaresi’nin deport (sınır dışı) süreci olsun, ister Ağır Ceza Mahkemesi’nin yürüttüğü Geri İade (Ekstradisyon) yargılaması olsun; Türk hukukunun çiğneyemeyeceği en üst kalkan YUKK 4. maddesi ve uluslararası sözleşmelerde yer alan Geri Gönderme Yasağı’dır:

    ÖNEMLİ HUKUKİ GÜVENCE: Eğer talep eden ülkeye geri iade edildiğinizde işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı bir muameleye tabi tutulacaksanız, hayati tehlikeniz varsa veya sırf ırkınız, dininiz, etnik kökeniniz veya siyasi fikirleriniz sebebiyle haksız bir yargılamaya maruz kalacaksanız; Ağır Ceza Mahkemesi iade talebini REDDETMEK zorundadır. Hakkınızda Kırmızı Bülten veya M-26 kodu olması bu korumayı ortadan kaldırmaz.

    6. BİLMEDEN VEYA SİYASİ SAİKLERLE BU SÜREÇLER BAŞLATILABİLİR Mİ?

    Evet, uygulamada özellikle insan hakları karnesi zayıf ülkelerin, muhalif iş insanlarını veya siyasi sığınmacıları cezalandırmak amacıyla uydurma adli suç iddialarıyla (dolandırıcılık, kaçakçılık vb.) Interpol üzerinden Kırmızı Bülten çıkardığı ve resmi geri iade talebinde bulunduğu bilinmektedir. Türkiye’deki makamlar ilk aşamada bu taleplerin siyasi arka planını bilmediği için pasaportunuza otomatik olarak M-26/M-34 kodları işlenmekte ve hakkınızda adli iade süreci tetiklenmektedir.

    7. İADE PROSEDÜRÜNE VE DEPORT KARARLARINA KARŞI HUKUKİ ÇÖZÜM YOLLARI

    Karşı karşıya kaldığınız adli ve idari kıskaca karşı eş zamanlı olarak şu profesyonel adımlar atılmalıdır:

    • Ağır Ceza Mahkemesinde Savunma: Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki iade yargılamasında, suçlamaların siyasi nitelikte olduğu, menşe ülkedeki insan hakları ihlalleri ve adil yargılanma yoksunluğu uluslararası raporlarla kanıtlanarak ve Türkiye’deki kalma süresi, aile bütünlüğü gibi durumlar da dile getirilerek iade talebinin reddi istenir.
    •  
    • Deport Kararına Karşı İptal Davası (7 Gün): Valiliğin idari sınır dışı kararına karşı 7 gün içinde İdare Mahkemesinde dava açılır. YUKK m.53/3 uyarınca, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde ve süresinde dava açılması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı işlemi gerçekleştirilemez. Aynı şekilde eğer vatandaşlık da iptal edilmişse kişi için bu iptale karşı da dava açılır ve esas sınır dışı davasında bu durum bekletici mesele yapılabilecektir. Yine ilgili interpol ve Göç İdaresi kodlarının kaldırılması için dava açılmalı ve bu davaların sınır dışı dosyasına bildirilmek suretiyle ilgili davada bekletici mesele yapılması sağlanabilir.
    • İlgili Kodların İptalinin Sağlanması: Öncelikle CCF(Commission for the Control of INTERPOL’s Files; İnterpol Dosyaları Kontrol Komisyonu) Başvurusu (Interpol) Fransa/Lyon’daki komisyona başvurularak, bültenin arkasındaki asılsız iddialar sunulur ve Kırmızı Bültenin Interpol sisteminden tamamen silinmesi talep edilir. Eğer bu talep olumlu görülürse ilgili evraklar hemen Türk Makamlarına bildirilmek suretiyle kişi için sınır dışı kararının geri çekilmesi ve geri gönderme merkezinden çıkarılması sağlanabilecektir. Aynı şekilde Tahdit kodunun hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle İdare Mahkemesinde dava açılmalıdır. Tahdit kaydının kaldırılmasına yönelik davada yetkili idare mahkemesi belirlenirken kodu tesis eden idari makam ve dava konusu işlemin niteliği ayrıca incelenmelidir. Uygulamada Göç İdaresi Başkanlığı merkez işlemlerine karşı Ankara idare mahkemelerinde dava açılması gündeme gelebilmektedir. Dava açma süresi, kodun öğrenilmesinden (Örn: Sınır kapısında kişiye tebliğ edilmesi veya ikamet izni reddinde kodun yazılı olarak bildirilmesi) itibaren 60 gündür. Dava mutlaka “Yürütmeyi Durdurma” talepli açılmalıdır. Kişinin Türkiye’de düzeni, ailesi veya işi varsa, kodun varlığı sebebiyle her an deport edilme veya GGM’ye alınma riski doğacağından, telafisi güç zararların oluşmaması adına mahkemeden acilen yürütmeyi durdurma kararı istenir. Bazen kişi hakkında konulan İnterpol kodları güncelliğini de yitirmiş olabilir, bu durumda ilgili mahkeme kodu kaldırabilecektir.
    •  

    SONUÇ VE UYARI

    Hakkınızda bir Interpol bülteninin, M-26/M-34 kodlarının bulunması veya hakkınızda bir geri iade prosedürünün başlatılması, yasal haklarınızı kaybettiğiniz anlamına gelmez. Böyle bir risk altındaysanız veya adli mercilerce iade işlemleri başlatıldıysa, hürriyetinizi korumak ve iade sürecini durdurmak için vakit kaybetmeden bu alanda uzman bir Göçmenlik ve Ulusal ve Uluslararası Ceza Hukuku Avukatından profesyonel destek almalısınız. Bu konuda Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin Korkmaz) olarak tarafınıza tecrübe ve bilgi ile gerekli hukuki hizmet verileceltir. Ayrıntılı bilgi için tarafımıza ulaşabilirsiniz.

    İnterpol Kodu, İzmir Göç Avukatı, Sınır dışı davaları, Avukat Mehmet Şirin KORKMAZ

Hemen Ara