Etiket: İzmir Deport Avukatı

  • Deport (Sınır Dışı) Kararının Kaldırılma Yöntemleri

    Deport (Sınır Dışı) Kararının Kaldırılma Yöntemleri

    Deport (sınır dışı etme) kararı, yabancı uyruklu kişilerin Türkiye’den çıkarılmasına yönelik idari bir işlemdir ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu madde 54’de, a)5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler

    b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar

    c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

    ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar

    d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

    e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler

    f) İkamet izinleri iptal edilenler

    g) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenler

    ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler

    h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler

    ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler

    i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar

    j) İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar

    k)  Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler.” Şeklinde düzenlenmektedir. Ancak bu kararların hukuka uygunluğu her zaman yargı denetimine açıktır ve belirli yöntemlerle iptali sağlanabilir.

    Aşağıda deport kararlarının kaldırılma yöntemleri detaylı şekilde açıklanmıştır.


    1.    İdari İtiraz Yolu

    Göç hukukunda işler karmaşık hale getirilmeden önce bazen kolay bir şekilde çözümlenebilir. Deport kararına karşı ilk aşamada idari başvuru yapılabilir.

    Bu kapsamda:

    • Kararı veren Göç İdaresi Müdürlüğü’ne veya ilgili valiliğe başvuru yapılabilir. Konu ile ilgili başvuru yaptığınız yer, başvuru sayısı ve tarihi verir. Bu sayı ve tarih, daha sonraki süreçte ilgili başvurunuzu takip etmede önemli olacaktır. Başvurunuzun sonucunu sormak istediğinizde ilgili memurlarca Göç İdaresi Başkanlığına bildirdikleri ve halen yanıt bekledikleri(Ankara’dan haber bekliyoruz) söylenebilir. Bu durumda siz kendiniz de doğrudan Göç idaresi Başkanlığına başvuru yapabilirsiniz.
    • Kararın yeniden değerlendirilmesi talep edilir .
    • Yeni delil veya belgeler sunularak hatalı değerlendirme olduğu ileri sürülebilir .
    • İdarenin kendi içinde kararı geri alma veya düzeltme yetkisi bulunmaktadır.

    İdari itiraz, yargı yoluna gitmeden önce kullanılan hızlı çözüm yollarından biridir.


    2.    İptal Davası Açılması

    Deport kararına karşı en etkili hukuki yol idari yargıda iptal davası açılmasıdır.

    Bu süreçte:

    • Göç İdaresi tarafından verilen karar idare mahkemesinde dava konusu edilir
    • İlgili dava sınır dışı kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde açılması gerekmetedir. Söz konusu süre önemlidir. Çünkü bazı durumlarda kişinin durumu ne kadar vahim olursa da sırf süre kaçırıldığı için dava reddedilebilecektir. Yabancı Geri Gönderme Merkezinde ise ilgili karar orada kendilerine tebliğ edilmektedir. Uygulamada son zamanlarda yabancı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu veya hükümlü iken de haklarında sınır dışı kararı verilip ilgili karar tebliğ edilmeye çalışılmaktadır. Bazı yabancılar bu uygulamaya kendilerinin cezalarını infaz etmeden sınır dışı edileceği düşüncesi ile hareket ediyorsa da böyle bir durum söz konusu değildir. İlgili kişi cezasını infaz ettikten sonra veya koşullu salıverilme ile denetime çıktıktan sonra sınır dışı etme prosedürü başlamaktadır. Uygulamada kişi 5275 Sayılı Yasanın 105/A gereği Denetimli Serbestliğe ayrılırken ilgili Jandarma tarafında yabancı Genelge gereği doğrudan Göç İdaresine teslim edilir. Göç İdaresi tarafından ise ilgili kişi hakkında sınır dışı işlemleri başlatılır, bu amaçla kişi Geri Gönderme Merkezine alınmaktadır.
    • İlgili kararın Kanuna uygun olması her zaman adil olacağı anlamına da gelmemektedir. Özellikle somut olaya göre Aile birliğinin korunması, Çocukların üstün yararı, Sağlık durumunun ciddi risk oluşturması, Zulüm veya kötü muamele riski bulunan ülkelere gönderilme durumları Mahkemeye bildirildiği takdirde Sınır dışı kararı iptal edilebilir.
    • Mahkeme, işlemin gerekçesini ve delillerini inceler
    • Sınır dışı davası açıldığı takdirde, işlemin yürütmesi 6458 Sayılı Kanunun 53/3. Bendi gereği kendiliğinden durur. Fakat burada önemli olan husus, davanın açıldığını mutlaka kuruma mail vasıtası veya fiziki olarak(kişi geri gönderme merkezinde ise oraya diğer durumlarda ilgili Valiliğe) sunulması gerekmektedir. Özellikle kişi geri gönderme merkezinde İdari Gözetim altındayken dava açılış formunun fiziki olarak oaraya verilmesi önemlidir. Aksi durumda kişi davası açılmış olmasına ragmen sınır dışı edilebilecektir.

    İptal davası sonucunda mahkeme, işlemi hukuka aykırı bulursa deport kararı tamamen ortadan kaldırılır.



    3.    Yeni Delil ve Durum Değişikliği

    Deport kararının kaldırılmasında yeni gelişmeler de önemli rol oynayabilir.

    Bu kapsamda:

    • Kişinin kamu güvenliği açısından risk oluşturmadığının ortaya konulması(Ceza Mahkemesinde beraat alma, Savcılık aşamasında Kovuşturmaya Yer Olmadığına İlişkin Karar Alma)
    • Yeni oturma izni, çalışma izni veya hukuki statü kazanılması
    • Aile birliği veya insani durumların değişmesi
    • Yanlış bilgi veya hatalı değerlendirme olduğunun ispatlanması

    Bu tür durumlar idarenin kararı geri almasına veya mahkemenin iptal kararı vermesine neden olabilir.


    4.    SINIR DIŞI ETME KARARI ALINMAYACAKLAR

    Bazı durumlarda Yabancı hakkında sınır dışı kararı verilemez. Söz konusu bu husus, 6458 Sayılı Yasanın 55. Maddesinde, b) Ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler

    c) Hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar

    ç) Mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti mağdurları

    d) Tedavileri tamamlanıncaya kadar, psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları”

    şeklinde düzenlenmiştir. Bu kişiler hakkında sınır dışı kararı alınırsa, ivedi bir şekilde deliller ile beraber hem kuruma başvuru yapılmalı hem de sınır dışı davası açılmalıdır. Bunlardan bazıların tespiti (Hamilelik gibi) kolay bir şekilde mümkündür. Bazıları deliller ile beraber başvuru yapılması gerekmektedir.



    Sonuç

    Deport (sınır dışı) kararları, kesin ve değiştirilemez işlemler değildir. İdari ve yargısal yollarla denetlenebilir ve hukuka aykırılık, insani durumlar veya yeni gelişmeler doğrultusunda kaldırılabilir. Özellikle kuruma başvuru ve iptal davası, bu süreçte en etkili hukuki mekanizmalar arasında yer almaktadır.

    Bu nedenle her sınır dışı kararının bireysel olarak değerlendirilmesi ve profesyonel hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır. Bu konuda tarafınızca alınacak yanlış bir karar, sizin ve ailenizin hayatını önemli ölçüde zorlaştırabilir.

  • BİR YABANCI KİŞİNİN KARAKOLDA ŞÜPHELİ OLARAK İFADESİ ALINDIĞI ZAMAN GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLİR Mİ?

    BİR YABANCI KİŞİNİN KARAKOLDA ŞÜPHELİ OLARAK İFADESİ ALINDIĞI ZAMAN GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLİR Mİ?

    Bu soruya mevzuat hükümleri ile uygulamadaki fiilî durum bakımından iki farklı cevap vermek gerekir. Hukuken, bir yabancının yalnızca şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmış olması, tek başına Geri Gönderme Merkezine gönderilmesi için yeterli bir sebep değildir. Bununla birlikte özellikle son yıllardaki uygulamada, herhangi bir adli olaya şüpheli sıfatıyla karışan yabancıların ifadelerinin alınmasının ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildiği ve haklarında 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54/1-d maddesi kapsamında “kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu” gerekçesiyle sınır dışı etme işlemleri başlatıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu uygulamanın gerekçesi ilgili kolluk görevlilerine sorulduğu zaman İç İşleri Bakanlığı tarafından verilen Genelge gereği denilmektedir.  Bu tabi ki de adil bir yaklaşım değildir ve kanaatimizce fevkalade yanlıştır. Kanaatimizce salt bir ceza soruşturmasının varlığı, yabancının YUKK m.54/1-d anlamında kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğunun kabulü için tek başına yeterli görülmemelidir. Zira soruşturma makamlarınca henüz suçluluğu tespit edilmemiş bir kişi hakkında, yalnızca şüpheli sıfatına dayanılarak ‘kamu düzeni tehdidi’ kabulü yapılması; işlemin sebep unsuru, ölçülülük ilkesi ve bireyselleştirilmiş değerlendirme yükümlülüğü bakımından ciddi hukuki tartışmalar doğurmaktadır.

     Bu sebeple kişinin ifadesi alındıktan sonra ilgili Cumhuriyet Başsavcısı ile yapılacak görüşme sonrasında kişinin Göç İdaresine verilmeksizin salıverilmesi gerekmektedir. Yabancının Göç İdaresine teslimi de, “Adli olay → Göç İdaresine bildirim/değerlendirme → m.54 kapsamında sınır dışı değerlendirmesi → sınır dışı kararı → m.57 şartlarının ayrıca değerlendirilmesi → idari gözetim → GGM” şeklindeki bir yol haritası izlenmesi gerekiyorken uygulamada ise bu bireyselleştirilmiş değerlendirme çoğu zaman yalnızca yabancı hakkında bir ceza soruşturması bulunmasına indirgenmekte; soruşturmanın niteliği, delil durumu ve yabancının gerçekten kamu düzeni açısından güncel ve somut bir tehdit oluşturup oluşturmadığı yeterince tartışılmadan YUKK m.54/1-d kapsamında işlem tesis edilebilmektedir.

              Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bazen kişi mevcutlu olarak adliyeye getirtilip itham edildiği suça, işleniş şekline ve somut delillere göre 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 100 ve devamı gereği Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından karar verilmek üzere kişi Tutuklama veya Adli Kontrol Talebiyle sevki yapılabilir. İlgili Sulh ceza Hakimliği tarafından kişi hakkında Tutuklama kararı veya CMK madde 109 gereği bir belirli yerlere imza atmak, elektronik kelepçe, yurt dışına çıkış yasağı vb. adli kontrol şartları verilebilir. Burada yabancı için önemli olan tabi ki de yurt dışına çıkış yasağı kararıdır. Aksi durumda ise Yabancı kişi hakkında tutuklama kararı verilmesi durumunda zaten kişi ceza infaz kurumuna(Cezaevi) gönderilir, diğer adli kontrol durumlarında kişi yine Göç İdaresine teslim edilir ve nihayetinde geri gönderme merkezine gönderilir.

              Yazımızın başında kişinin bazı istisnai durumlar ile geri gönderme merkezine gönderilmeksizin salıverilmesini belirtmiştik. Bunlar kısaca;

    • Kişi hakkında hakimlikçe verilen Yurt Dışı Çıkış Yasağı olması durumunda kişi Göç İdaresince ya geri gönderme merkezine gönderilmeksizin salıverilmesi veya geri gönderme merkezine gönderildikten sonra salıverilmesidir. Yabancı hakkında CMK m.109 kapsamında yurt dışına çıkış yasağı bulunması, sınır dışı kararının fiilen uygulanması bakımından önemli bir hukuki engel ve kurumlar arası yetki çatışması doğurabilir. Uygulamada bu durum, yabancının derhâl sınır dışı edilmesini engelleyebilmekte; sınır dışı kararını kendiliğinden hukuka aykırı veya hükümsüz hâle gelmemekle beraber icrası yapılamadığı için kişi çoğunlukla salıverilmektedir.
    • İlgili Göç İdaresi tarafından bazen kişinin uyruğu, ikamet süreci vb. sebepler ile hakkında 6458 Sayılı Yasanın 56. Maddesi gereği kişi 15-30 gün içinde Türkiye’yi Terke Davet edebilir. Normal şartlarda ilgili madde gereği kamu düzenini bozma durumlarında ülkeyi terke davet kararı verilmemesi gerekmektedir. Fakat ilgili Göç İdaresi tarafından bazen böyle kararlar verilebilmektedir.
    • Bununla birlikte kolluk birimleri ile İl Göç İdaresi Müdürlükleri arasındaki bildirim ve sevk uygulamalarının iller ve somut olaylar bakımından yeknesak olmadığı uygulamada gözlemlenmektedir. Bu sebeple bazen kişinin şüpheli olarak ifadesi alındığı zaman Göç İdaresine haber verilmeksizin salıverilme yapılabilmektedir.

    SONUÇ VE TAVSİYE:

              Nihai olarak yabancı bir kişi haksız ithamlar ile veya taksiren ya da kasten işlediği eylemler ile bir ceza soruşturmasına tabi tutulabilecektir. Burada önemli olan Göç Hukukunu ihmal etmemektir. Bu sebeple hem Göç Hukukuna hem de Ceza Hukukuna vakıf bir avukat ile hareket etmeniz büyük önem taşımaktadır. Belki siz veya aileniz hakim karşısında herhangi bir adli kontrol şartı veya tutuklama kararı olmaksızın salıverilmenize sevinebilirsiniz. Fakat Göç Hukuku sizin bu sevincinizi tümden bitirebilir ve sizi çok daha zor bir duruma düşürebilir. Bir yabancının savcılık veya hâkimlik tarafından serbest bırakılması, yabancı bakımından özgürlüğüne kesin olarak kavuştuğu anlamına gelmeyebilir. Ceza muhakemesi yönünden serbest kalan yabancı hakkında aynı olay gerekçe gösterilerek sınır dışı etme ve idari gözetim süreci başlatılabilir. Bu nedenle yabancıların taraf olduğu ceza soruşturmalarında savunmanın yalnızca ceza hukuku bakımından değil, işlemin olası göç hukuku sonuçları bakımından da eş zamanlı yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin KORKMAZ) olarak bu süreçte sizin yanınızda olabilir, gerekli hukuki hizmeti sağlayabiliriz.

    NOT: Bu yazımız Haziran 2026 Tarihine kadar uygulamalardan ve mevzuatlardan edindiğimiz tecrübelere dayanmaktadır. Göç hukuku dinamik bir alan olduğu için güncel hali için mutlaka alanında uzman bir avukat ile iletişime geçmeniz gerekmektedir.

  • INTERPOL BÜLTENLERİ VE RENK KODLARI NEDİR?

    INTERPOL BÜLTENLERİ VE RENK KODLARI NEDİR?

    MERHABA BEN AVUKAT MEHMET ŞİRİN KORKMAZ(ABLAKAT HUKUK BÜROSU). İZMİR İLİNDE ÖZELLİKLE İZMİR GÖÇ AVUKATI VE CEZA AVUKATI OLARAK HUKUKİ HİZMET VERMEKTEYİM. BU YAZIMDA SON 3-4 SENEDİR  SIKÇA RASTLADIĞIMIZ VE TÜRKİYE’DEKİ YABANCILARI VEYA GELMEK İSTEYEN YABANCILARI YAKINDAN İLGİLENDİREN INTERPOL BÜLTENLERİ, “M” KODLARI, 6458 SAYILI YABANCI KANUNU ÇERÇESİNDEKİ DURUMU, SUÇLULARIN İADESİ (EKSTRADİSYON) SÜRECİ HAKKINDA BİLGİ VERECEĞİZ:

    (İnterpol Kaydı, 6458 Sayılı YUKK ve 6706 Sayılı Yasa Ekseninde Sınır Dışı ve Geri İade Prosedürleri Müvekkil Bilgilendirme Rehberi)

    1. INTERPOL BÜLTENLERİ VE RENK KODLARI NEDİR?

    Interpol (Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı), üye ülkelerin adli makamları arasında suçlu takibini ve bilgi paylaşımını sağlayan uluslararası bir ağdır. Ülkeler aradıkları kişiler için şu temel bültenleri çıkarır:

    • Kırmızı Bülten (Red Notice): Kendi ülkesinde hakkında tutuklama kararı veya kesinleşmiş hapis cezası olan kişilerin, iade edilmek (ekstradisyon) amacıyla dünya genelinde yakalanması için çıkarılan en ciddi bültendir.
    • Mavi Bülten (Blue Notice): Bir suç soruşturması kapsamında şüpheli, tanık veya mağdur olan kişilerin kimlik ve konum bilgilerinin tespiti için yayınlanır.
    • Diffusion (Arama/Yayma Mesajı): Kırmızı Bülten süreçleri bürokratik olarak aylar sürebildiği için, devletlerin Interpol ağı üzerinden diğer ülkelere doğrudan ve hızlıca gönderdiği acil arama mesajıdır. Türkiye’de pratik sonuçları itibariyle Kırmızı Bülten ile aynı ağırlıktadır.

    2. INTERPOL BAĞLANTILI “M” TAHDİT KODLARI VE ANLAMLARI

    Türkiye Cumhuriyeti, Emniyet ve Göç İdaresi sistemlerinde uluslararası suç şüphesi, iade talepleri veya Interpol kayıtları bulunan yabancıları takip etmek amacıyla pasaport sicillerine “M” (Muhtelif/Müteferrik) serisi tahdit kodları koymaktadır. Müvekkillerin en çok karşılaştığı “M” kodları şunlardır(diğerleri için de tarafımiz ile iletişime geçebilirsiniz):

    • M-26 Tahdit Kodu (İade Talebiyle Arananlar): Hakkında yabancı bir devlet tarafından resmi olarak suçlu iadesi (ekstradisyon) talep edilen veya uluslararası düzeyde arama kaydı bulunan yabancılara konulur. Bu kod sistemde görüldüğü an, kolluk kuvvetleri kişiyi gözaltına almakla yükümlüdür.
    •  
    • M-34 Tahdit Kodu (Uluslararası Suç Şüphesi): Kişinin Interpol bültenlerinde, yabancı istihbarat raporlarında veya sınır aşan organize suç örgütleriyle (kara para aklama, kaçakçılık, siber suçlar vb.) ilişkili olabileceğine dair şüphe barındıran kayıtlarda adının geçmesi durumunda konulur.
    •  
    • G-87 Tahdit Kodu (Genel Kamu Güvenliği): Interpol Kırmızı veya Mavi bülteni olan neredeyse her yabancıya Göç İdaresi tarafından otomatik olarak uygulanan, kişinin Türkiye için bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu varsayan koddur.

    3. 6458 SAYILI YASA (YUKK) KAPSAMINDA HUKUKİ DURUMUNUZ VE RİSKLER

    Hakkınızda bir Interpol bülteni veya “M” serisi tahdit kodu bulunması, Türkiye’deki yasal statünüzü doğrudan ve tamamen 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) kapsamına sokar:

    • Türkiye’ye Giriş Yasağı ve İptaller (YUKK Madde 9): Kamu güvenliği tehdidi gerekçesiyle Türkiye’ye girişinize izin verilmez; ülke içindeyseniz mevcut ikamet izniniz iptal edilir ve vize muafiyetiniz kaldırılır. Eğer Türk bir aileniz var ise, ikametiniz Aile İkameti ise ikametiniz sebepsiz yere iptal ediliyorsa bu konuda yapacağınız ilk şey bir avukatın hizmetinden faydalanıp ilgili Göç İdaresindeki iptal gerekçesini öğrenmeye çalışın. Aksi durumda geçici tutuklama veya sınır dışı edilmek amacı ile idari gözetim süreçlerine dahil olabilirsiniz. Bu durumda kendinizi savunma süreciniz ciddi bir şekilde aksayabilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken şey Mavi Kimlik sahibi olsanız bile aynı prosedüre tabi tutulacağınızdır. Aynı şekilde Türk Vatabdaşı iseniz hakkınızdaki bu kodlar vatandaşlığınızın iptal edilmesine sebep olacaktır. Buna karşı da aynı zamanda dava açmanız gerekmektedir.
    •  
    • Sınır Dışı Etme (Deport) Kararı (YUKK Madde 54): Valilikler, haklarında Interpol Kırmızı Bülteni olan veya M-26/M-34 kodu bulunan yabancılar hakkında YUKK 54/1-b (suç örgütü şüphesi) ve 54/1-d (kamu güvenliği tehdidi) maddeleri uyarınca doğrudan sınır dışı etme kararı alır. Bilindiği üzere göç hukuku alanı devletin egemenlik hakkı ile doğrudan bağlantılı olup bu sebeple Göç İdarelerince bu konuda oldukça güçlü ve geniş yetkilidir. Örneğin her ne kadar yabancı kişi Mavi Bülten ile aranan birisinin sadece yer tespiti gibi bir durumun yapılması isteniyorsa da Göç İdaresi tarafaından kişi doğrudan kamu için bir tehlike sayılmakta ve hakkında ivedi bir şekilde sınır dışı kararı verilmektedir. İnterpol kodları ve konuları bunlara istinaden yapılan işlemler ceza hukukunu ve doğal olarak 6706 Sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu’nunu doğrudan ilgilendirmekle beraber bazen 6458 Sayılı Yabancı ve Uluslararası Koruma Kanunu ile beraber ortaya çıkabilmektedir. Bu konuda edindiğimiz tecrübelere dayanarak net bir şekilde müvekkili Göç İdaresinde, Geri Gönderme Merkezlerinde savunmak Suçluları İadesi sürecinde savunmaktan çok daha zordur. Göç Hukuku mücadele etmenin çok daha fazla olduğu bir alandır.
    •  
    • İdari Gözetim Kararı ve GGM (YUKK Madde 57): Deport işlemleri tamamlanana kadar yabancılar, Geri Gönderme Merkezlerinde (GGM) idari gözetim altında tutulur. Bu süre en fazla 6+6 ay olabilir. Daha önceki yazılarımızda ayrıntılı bilgiler edinebilirsiniz fakat uygulamada karşılaştığımız hususları burda ayrıca belirtmemiz gerekmektedir. Her ne kadar Kanun gereği idari gözetim süresi 6+6 ay olarak geçiyorsa da uygulamada özellikle İnterpol kodları sebebi ile hakkında sınır dışı ve idari gözetim kararı verilen yabancılar bu süreden çok daha fazla kalabilmektedirler(herkes için olmamakla beraber çoğunlukla karşılanmaktadır). Bu kanunen imkansız olsa bile ne yazık ki Göç İdareleri tarafından bu uygulama çokça yapılmaktadır. Özellikleyabancı kişinin bir senesi dolduktan sonra kişinin ailesi GGM önünde beklemesine ragman veya avukatı GGM içinde beklemesine rağmen yabancı kişi hastaneye götürülüp salıverileceği bahanesi ile kurumdan çıkartılıyor ve devamında kişiden haber alınamıyor ta ki gönderildiği geri gönderme merkezinden avukatını veya ailesini arayana kadar. Kişinin taransfer edildiği geri gönderme merkezinde yeniden olşturulan dosyası incelendiği zaman ilgili göç idareleri tarafından verilen idari gözetim kararları mantığın Kabul edemeyeceği türlerdendir. Örneğin karşılaştığımız bir durumda hem Polonya hem İsveç vatandaşı olan bir müvekkil İsveç vatandaşı olaral hakkında konulan M koduna istinaden bir sene idari gözetim altına alınmış, süresi bittikten sonra ilgili Göç İdaresi tarafından kişi başka bir geri gönderme merkezine transer edildi yeni ikinci Göç idaresi tarafından bu sefer aynı gerekçe ile müvekkilin Polonya vatandaşlığı üzerinden M kodu olduğu için yeniden idari gözetim kararı verilmişti. Müvekkilin bahsettiğimiz tüm bilgileri Göç İdaresinde olmasına ragmen sırf salıverilmemek için müvekkil böyle bir usule tabi tutulmuştur. Bu konuda benzer durumlarla karşılaşan kişilerin yazımıza yorum yapmalarını rica ederiz.
    •  
    •               Yazımızın bu kısmının uzadığı bilincindeyiz fakat İdari gözetimde geçen sürenin yabancının ülkesine sınır dışı veya iade edilmesi halinde gönderildiği ülkedeki cezasından MAHSUP hususunda da açıklama yapmamız gerekmektedir. Her ne kadar yabancının Suçluların İadesi sürecinde Geçici Tutuklama tedbiri ile cezaevinde geçirdiği süre gönderildiği ülkeside aldığı cezadan mashup edilebiliyorsa da geri gönderme merkezinde idari gözetimde geçen sürenin mahsubunun sağlanması zor olabilmektedir. İdari gözetim idari bir tedbir olmasına ragmen gerek Anayasa Mahkemesi gerekse de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından hürriyeti bağlayıcı bir tedbir olarak Kabul edilmektedir. Genelde Avrupa ülkelerinde idari gözetimde geçen süre kişinin esas cezasından mashup edilmektedir. Fakat bu sürecin iyi yönetilmesi gerekmektedir. Özellikle kişi idari gözetim altındayken oda arkadaşları vasıtası ile kaldıkları yerşn nasıl bir yer olduğu, nasıl bir yaşamları olduğu konusunda bir tutanak tutmaları önemli olacaktır. Aynı şekilde kişi gönderildiği zaman ilgili idareden ne kadar süre ile idari gözetim altında kaldığına ilişkin karekodlu veya ıslak imzalı bir evrağı alması elzemdir. Bunlar yapılmamışsa avukatınız vasıtası ile bu eksiklerin tamamlatılması istenebilecektir.

    4. SUÇLULARIN GERİ İADESİ (EKSTRADİSYON) PROSEDÜRÜ NASIL İŞLER?

    Hakkında Kırmızı Bülten ve M-26 tahdit kodu olan bir yabancının karşı karşıya kalacağı en büyük yasal süreç, talep eden ülkeye “Geri İade” (Ekstradisyon) prosedürüdür. Türkiye’de bu süreç, 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu hükümlerine göre ve son derece sıkı hukuki şartlar altında yürütülür:

    A. Geçici Tutuklama ve Adli Sürecin Başlaması

    Kişi Interpol kaydıyla yakalandığında, Adalet Bakanlığı’nın onayıyla iade evrakları gelene kadar yakalndığı yer Sulh Ceza Hakimliği tarafından 40 Güne Kadar “Geçici Tutuklama” kararı verilebilir. Talep eden devletin iade evraklarını (iddainame, kesinleşmiş hüküm vb.) resmi olarak Türkiye’ye iletmesi için genellikle 40 güne kadar yasal bir süre tanınır.

    B. Ağır Ceza Mahkemesi’nde İade Edilebilirlik Yargılaması

    İade süreci Göç İdaresi’nin yürüttüğü idari deporttan tamamen farklıdır. Kişinin yakalandığı yerdeki Ağır Ceza Mahkemesi, yabancının talep eden ülkeye iade edilip edilemeyeceğine karar vermek üzere bir adli yargılama başlatır. Mahkeme şu yasal şartları denetler:

    • Çifte Cezalandırılabilirlik: İadeye konu olan suçun hem Türkiye hem de talep eden ülke kanunlarında suç teşkil etmesi gerekir.
    • Asgari Ceza Sınırı: Suçun, her iki ülke kanunlarına göre de üst sınırının en az 1 yıl hapis cezası olması şarttır.
    • Siyasi ve Askeri Suç İstisnası: Sırf siyasi veya askeri nitelikteki suçlar ya da düşünce suçları sebebiyle suçluların iadesi talebi Türkiye tarafından reddedilir.
    • Türkiye’de uzun süre kalmış olmaası, ailesinin olması gibi hususlar da kişinin iade edilmesine engel olabilecektir.

    C. İade Kararının Kesinleşmesi ve Cumhurbaşkanı Onayı

    Ağır Ceza Mahkemesi “iade edilebilir” kararı verirse, bu karara karşı Yargıtay nezdinde temyiz yolu açıktır. Yargıtay kararı onasa dahi, iadenin fiilen gerçekleşebilmesi için son aşamada Cumhurbaşkanı’nın onayı gerekmektedir (6706 sayılı Kanun Md. 19).

    5. GERİ GÖNDERME YASAĞI: İADE VE DEPORT SÜREÇLERİNİN EN MUTLAK SINIRI

    İster Göç İdaresi’nin deport (sınır dışı) süreci olsun, ister Ağır Ceza Mahkemesi’nin yürüttüğü Geri İade (Ekstradisyon) yargılaması olsun; Türk hukukunun çiğneyemeyeceği en üst kalkan YUKK 4. maddesi ve uluslararası sözleşmelerde yer alan Geri Gönderme Yasağı’dır:

    ÖNEMLİ HUKUKİ GÜVENCE: Eğer talep eden ülkeye geri iade edildiğinizde işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı bir muameleye tabi tutulacaksanız, hayati tehlikeniz varsa veya sırf ırkınız, dininiz, etnik kökeniniz veya siyasi fikirleriniz sebebiyle haksız bir yargılamaya maruz kalacaksanız; Ağır Ceza Mahkemesi iade talebini REDDETMEK zorundadır. Hakkınızda Kırmızı Bülten veya M-26 kodu olması bu korumayı ortadan kaldırmaz.

    6. BİLMEDEN VEYA SİYASİ SAİKLERLE BU SÜREÇLER BAŞLATILABİLİR Mİ?

    Evet, uygulamada özellikle insan hakları karnesi zayıf ülkelerin, muhalif iş insanlarını veya siyasi sığınmacıları cezalandırmak amacıyla uydurma adli suç iddialarıyla (dolandırıcılık, kaçakçılık vb.) Interpol üzerinden Kırmızı Bülten çıkardığı ve resmi geri iade talebinde bulunduğu bilinmektedir. Türkiye’deki makamlar ilk aşamada bu taleplerin siyasi arka planını bilmediği için pasaportunuza otomatik olarak M-26/M-34 kodları işlenmekte ve hakkınızda adli iade süreci tetiklenmektedir.

    7. İADE PROSEDÜRÜNE VE DEPORT KARARLARINA KARŞI HUKUKİ ÇÖZÜM YOLLARI

    Karşı karşıya kaldığınız adli ve idari kıskaca karşı eş zamanlı olarak şu profesyonel adımlar atılmalıdır:

    • Ağır Ceza Mahkemesinde Savunma: Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki iade yargılamasında, suçlamaların siyasi nitelikte olduğu, menşe ülkedeki insan hakları ihlalleri ve adil yargılanma yoksunluğu uluslararası raporlarla kanıtlanarak ve Türkiye’deki kalma süresi, aile bütünlüğü gibi durumlar da dile getirilerek iade talebinin reddi istenir.
    •  
    • Deport Kararına Karşı İptal Davası (7 Gün): Valiliğin idari sınır dışı kararına karşı 7 gün içinde İdare Mahkemesinde dava açılır. Bu dava sürerken idare sizi re’sen sınır dışı edemez. Aynı şekilde eğer vatandaşlık da iptal edilmişse kişi için bu iptale karşı da dava açılır ve esas sınır dışı davasında bu durum bekletici mesele yapılabilecektir. Yine ilgili interpol ve Göç İdaresi kodlarının kaldırılması için dava açılmalı ve bu davaların sınır dışı dosyasına bildirilmek suretiyle ilgili davada bekletici mesele yapılabilecektir.
    • İlgili Kodların İptalinin Sağlanması: Öncelikle CCF Başvurusu (Interpol): Fransa/Lyon’daki komisyona başvurularak, bültenin arkasındaki asılsız iddialar sunulur ve Kırmızı Bültenin Interpol sisteminden tamamen silinmesi talep edilir. Eğer bu talep olumlu görülürse ilgili evraklar hemen Türk Makamlarına bildirilmek suretiyle kişi için sınır dışı kararının geri çekjilmesi ve geri gönderme merkezinden çıkarılması sağlanabilecektir. Aynı şekilde Tahdit kodunun hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Ankara İdare Mahkemelerinde (Göç İdaresi Başkanlığının merkezinin Ankara’da olması sebebiyle yetkili mahkeme Ankara’dır) İptal Davası açılmalıdır. Dava Açma Süresi: Kodun öğrenilmesinden (Örn: Sınır kapısında kişiye tebliğ edilmesi veya ikamet izni reddinde kodun yazılı olarak bildirilmesi) itibaren 60 gündür. Yürütmeyi Durdurma (YD) Talebi: Dava mutlaka “Yürütmeyi Durdurma” talepli açılmalıdır. Kişinin Türkiye’de düzeni, ailesi veya işi varsa, kodun varlığı sebebiyle her an deport edilme veya GGM’ye alınma riski doğacağından, telafisi güç zararların oluşmaması adına mahkemeden acilen yürütmeyi durdurma kararı istenir. Bazen kişi hakkında konulan İnterpol kodları güncelliğini de yitirmiş olabilir, bu durumda ilgili mahkeme kodu kaldırabilecektir.
    •  

    SONUÇ VE UYARI

    Hakkınızda bir Interpol bülteninin, M-26/M-34 kodlarının bulunması veya hakkınızda bir geri iade prosedürünün başlatılması, yasal haklarınızı kaybettiğiniz anlamına gelmez. Böyle bir risk altındaysanız veya adli mercilerce iade işlemleri başlatıldıysa, hürriyetinizi korumak ve iade sürecini durdurmak için vakit kaybetmeden bu alanda uzman bir Göçmenlik ve Ulusal ve Uluslararası Ceza Hukuku Avukatından profesyonel destek almalısınız. Bu konuda Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin Korkmaz) olarak tarafınıza tecrübe ve bilgi ile gerekli hukuki hizmet verileceltir. Ayrıntılı bilgi için tarafımıza ulaşabilirsiniz.

    İnterpol Kodu, İzmir Göç Avukatı, Sınır dışı davaları, Avukat Mehmet Şirin KORKMAZ

Hemen Ara