CEZA YARGILAMASINDA OKUMA YAZMA BİLMEYEN SANIĞA GEREKÇELİ KARAR NASIL TEBLİĞ EDİLİR?

Ceza yargılamasında verilen gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, kanun yolu haklarının kullanılabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle okuma yazma bilmeyen sanıklar bakımından, gerekçeli kararın nasıl tebliğ edileceği ve kanun yolu sürelerinin ne zaman başlayacağı uygulamada sıkça tartışılan konular arasında yer almaktadır.

Peki, okuma yazma bilmeyen bir sanığa gerekçeli karar nasıl tebliğ edilir? Tebligatın usulüne uygun yapılmaması hâlinde hukuki sonuçları nelerdir? Bu yazımızda konuya ilişkin yasal düzenlemeleri ve uygulamadaki esasları ele alacağız.

Gerekçeli Kararın Tebliği Neden Önemlidir?

Ceza mahkemesince verilen hüküm, gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde taraflara tebliğ edilmesiyle birlikte kanun yolu denetimine konu olabilmektedir. İstinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvuru süreleri de kural olarak gerekçeli kararın usulüne uygun tebliği ile işlemeye başlar. Bu nedenle tebligatın hukuka uygun yapılması, sanığın savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden biridir.

Okuma Yazma Bilmeyen Sanığa Tebligat Yapılabilir mi?

Evet. Türk hukukunda okuma yazma bilmeyen kişilere tebligat yapılmasına engel herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak bu kişilere yapılacak tebligatın, Tebligat Kanunu’nda öngörülen özel usule uygun şekilde gerçekleştirilmesi zorunludur.

Dolayısıyla okuma yazma bilmeyen olmak, tebligatın yapılamayacağı anlamına gelmez. Ancak tebligat işlemi, diğer kişilere göre farklı usule tabidir.

Ceza yargılamasında tebligat; şüpheli, sanık veya diğer ilgililerin adli süreçten, haklarındaki suçlamalardan ve kararlardan haberdar edilmesini sağlayan anayasal bir savunma hakkı aracıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 37 uyarınca, ceza davalarında özel hükümler saklı kalmak kaydıyla temel olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca, muhatap okuma yazma bilmiyorsa tebliğ memuru; tebliğ edilen evrakın ne olduğunu açıklar, belgenin bir mahkeme kararı olduğunu bildirir, tebligatın hukuki sonuçlarını sözlü olarak anlatır ve evrakı teslim eder. Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 37. Maddesinde usulü belirtilen, “Kendisine tebliğ yapılacak kimse imza edecek kadar yazı bilmez veya imza edemiyecek durumda bulunursa, komşularından bir kişi huzurunda sol elinin baş parmağı bastırılmak suretiyle tebliğ yapılır” şeklindeki usule göre yapılması gerekmektedir.

Usulsüz Tebligatın Sonuçları

Usulsüz gerçekleştirilen tebligatlar; kanun yolu süresinin başlamaması, adil yargılanma hakkı ihlali ve savunma hakkının kısıtlanması gibi sonuçlar doğurabilir. Söz konusu bu husus sanık veya müdafiilerince fevkalade önemli olmaktadır. Özellikle burada dikkat edilmesi gereken tebligat işleminin gerçekten de kanun ve yönetmelikte belirlenen usule göre yapılıp yapılmadığıdır. Usule aykırı tebligata istinaden Kanun Yolu süresi kaçırılmışsa kişi veya müdafii tarafından Eski Hale Getirme talebi ile ilgili usulsüz tebligat da dile getirilerek Kanun Yoluna başvurulması gerekmektedir. Gerek Yargıtay gerekse de İstinaf Mahkemeleri tarafından iddialarınız haklı görülebilecektir.

Örnek olarak karşılaştığımız bir durumda, çok sanıklı bir uyuşturucu ticareti dosyasında, kendilerini aynı özel avukat tarafından temsil ettiren(menfaat çatışması oldupğu için özel müdafii kocanın müdafiiliğini yapmış, müvekkile de CMK’dan avukat atanmıştı) okuma yazma bilmeyen müvekkil ve kocasına ilk derece mahkemesince yargılama neticesinde ceza verilmiş ilgili gerekçeli karar hem müvekkilin özel müdafisine, hem CMK gereği atanan müdafiiye ve hem de kendisine tebliğ edilmesine rağmen hiçbiri tarafından İstinaf Kanun Yoluna gidilmediği için ilk derece mahkemesinde ilgili karar kesinleştirilmişti. Tarafımızca yapılan inceleme neticesinde okuma yazma bilmeyen müvekkile yapılan Tebligatın kanuna aykırı olduğu kanatine varıldı ve nihayetinde infazı durdurma talepli eski hale getirme talebimiz İzmir 26. Ceza Dairesi 2025/3915 Esas Sayılı dosyada, “Gerekçeli kararın kovuşturmada mahkemece sanık için görevlendirilen  müdafiine tebliğ edildiği, ancak sanık müdafiinin süresinde istinaf talebinde bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2023 tarihli ve 2023/11-49 Esas, 2023/277 Karar sayılı kararında “… kural olarak müdafii ile takip edilen işlerde kanun yollarına başvuruda bulunmak müdafiinin görevi kapsamında olduğu tartışmasız ise de; sadece müdafie tebliğ veya tefhim edilen hükümlere karşı süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurmaması nedeniyle oluşan hukuki sonuçlardan, kendisine yapılan tebligata kadar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinden haberdar olmayan sanığın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 40/2 nci maddesi gereğince kusursuz sayılacağı, müdafinin süresi içinde temyiz yoluna başvurmaması nedeniyle hak kaybına uğraması, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma ilkesi çerçevesinde etkin bir şekilde temyiz kanun yoluna başvurma hakkı ile bağdaşmayacağı da dikkate alındığında; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesince verilen 27.12.2021 tarihli ve 244-1662 sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararının, kamu davasının asli bir süjesi ve tarafı, diğer bir anlatımla cezanın sorumlusu olan sanığa, ayrıca tebliğ edilmesi gerektiğinin…” şeklinde yer alan kabul dikkate alındığında, sanığın yokluğunda verilen kararın usulüne uygun şekilde sanığa da tebliğ edilmesinin gerektiği, ancak, dosyada yer alan, aksi tespit edilmeyen bilgi ve belgelere göre sanığın okur yazar olmadığı, kendisine yapılan gerekçeli karar tebligatını parmak basmak suretiyle tebellüğ ettiği, ancak tebliğ işlemi esnasında 7201 Sayılı yasanın 24/1 maddesi ile Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde komşulardan bir kişinin hazır edilmediği, bu yönüyle tebliğ işleminin usul ve yasaya uygun gerçekleşmediği anlaşıldığından, istinaf aşamasında dosyaya vekaletname sunan sanık müdafiinin talep dilekçesine ekli diğer resmi belgeler de gözetildiğinde, okur yazar olmadığı anlaşılan sanık ile müdafiinin eski hale getirme isteklerinin CMK’nun 40 vd. maddeleri uyarınca kabulü ile, sanığın, hükmün kesinleştirilerek cezaevine alınmasından sonra öğrenme ile yaptığı istinaf başvurusu süresinde kabul edilerek, İleride telafisi mümkün olmayan sonuçların meydana gelmemesi için aşağıda açık kimlik bilgileri yazılı sanık ……… hakkında 04/07/2025 tarih ve 2019/511 Esas, 2025/477 Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün kesinleştirilme işlemlerinin kaldırılarak İNFAZININ DURDURULMASINA,” Şeklindeki karar ile kabul edilmiş ve ilgili ilamın infazı durdurulmuştu.

Av. Mehmet Şirin Korkmaz

Yorumlar

Bir yanıt yazın

Hemen Ara