Etiket: Yabancıların Gözaltı Süreci

  • Türkiye’de Vize Muafiyeti ve 180/90 Gün Kuralı Nedir? – İzmir Yabancılar Hukuku Avukatı Av. Mehmet Şirin KORKMAZ

    Türkiye, uluslararası ticareti ve turizmi canlandırmak amacıyla birçok ülke vatandaşına vize muafiyeti (vizesiz giriş hakkı) tanımaktadır. Bu düzenleme sayesinde muafiyet kapsamındaki yabancılar, konsolosluktan vize veya e-Vize alma zorunluluğu bulunmaksızın yalnızca geçerli pasaportlarıyla Türkiye sınır kapılarından giriş yapabilirler.

    Ancak vizesiz giriş hakkı, yabancıya Türkiye’de sınırsız kalma, çalışma veya eğitim görme hakkı tanımaz. Vizesiz kalışın yasal çerçevesi 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) uyarınca “180/90 gün kuralı” ile kesin olarak belirlenmiştir.

    Vize ihlali, sınır dışı (deport) kararları ve idari para cezaları ile karşılaşmamak adına vizesiz kalış sürelerinin doğru yönetilmesi kritik önem taşır. Ablakat Hukuk Bürosu olarak, Türkiye’deki yabancıların vize ve ikamet süreçlerini Yabancılar Hukuku alanındaki uzmanlığımızla yürütmekteyiz.

    Göç Hukukunda 180/90 Gün Kuralı Nasıl Hesaplanır?

    Vizesiz gelen yabancıların Türkiye’deki yasal kalış süreleri uluslararası standartlara uygun olarak denetlenmektedir.

    180/90 gün kuralının özü şudur: Vize muafiyetinden yararlanan bir yabancı, Türkiye’de bulunduğu tarihten geriye doğru sayılan son 180 günlük hareketli periyot içinde toplamda 90 günden fazla kalamaz.

    Bu kuralın uygulanmasında sıkça yapılan ve hak kayıplarına yol açan hatalar şunlardır:

    • Takvim Yılı Esas Alınmaz: 90 günlük kalış hakkı, 1 Ocak – 31 Aralık arasındaki sabit takvim yılına göre hesaplanmaz. Hesaplama, yabancının ülkeden ayrılacağı veya kontrolden geçeceği günden geriye doğru sayılan dinamik (hareketli) 180 gün üzerinden yapılır.
    • Kalış Süreleri Kümülatif (Toplam) Olarak Hesaplanır: Tanınan 90 günlük hakkın tek bir seferde kullanılması zorunlu değildir. 180 günlük zaman diliminde Türkiye’ye parçalı şekilde giriş-çıkış yapılabilir; ancak tüm bu girişlerdeki kalış günlerinin toplamı 90 günü aşmamalıdır.

    (Süre hesaplamanızda tereddüt yaşıyorsanız, ceza ve deport riskiyle karşılaşmamak adına Ablakat Hukuk Bürosu Yabancılar Hukuku departmanımızdan profesyonel hukuki danışmanlık alabilirsiniz.)

    Tek Girişte 30 Gün ve 60 Günlük Özel Muafiyet Rejimleri

    Genel kural 90 gün olmakla birlikte, Türkiye’nin taraf olduğu ikili anlaşmalar gereğince bazı ülke vatandaşlarının “tek girişteki azami kalış süresi” kısıtlanmıştır.

    • Tek Girişte 60 Gün Rejimi: Örnek olarak; Rusya Federasyonu vatandaşları vizesiz girişle tek seferde en fazla 60 gün kalabilirler. Kalan 30 günlük bakiye haklarını kullanabilmek için ülkeden çıkış-giriş prosedürünü işletmeleri gerekir.
    • Tek Girişte 30 Gün Rejimi: Kazakistan, Özbekistan gibi bazı Asya ve Orta Doğu ülkesi vatandaşları tek girişte en fazla 30 gün barınabilirler. Bu kişiler 90 günlük genel limitlerini 30’ar günlük periyotlar halinde kullanmak durumundadır.

    Avukat Uyarısı: Uyruğunuza tanınan tek seferlik kalış limitinin ihlal edilmesi durumunda tarafınıza kaçak duruma düşmeniz sebebiyle idari para cezası ve tahdit kodu (giriş yasağı) uygulanabilir. Seyahat öncesinde yasal durumunuzu büromuz aracılığıyla teyit etmeniz tavsiye edilir.

    Vizesiz Giriş Hakkının Yasal Sınırları ve Yasaklar

    Vize muafiyeti, yabancı uyruklu kişilere yalnızca turistik geziler, ticari görüşmeler (toplantı, pazar araştırması vb.) veya transit geçiş amaçlarıyla ülkede bulunma hakkı sağlar.

    Vizesiz statünün yasal sınırları şunlardır:

    1. Çalışma Yasağı: Vize muafiyetiyle Türkiye’ye girip çalışmak kesinlikle yasaktır. Kaçak çalışma tespiti halinde idari para cezası kesilmekte ve derhal sınır dışı (deport) işlemleri tesis edilmektedir.
    2. Eğitim Sınırı: Uzun süreli dil kursları veya üniversite programlarına vizesiz statüyle devam edilemez. Eğitim alacak yabancıların Öğrenci İkamet İzni alması zorunludur.

    Vize Muafiyeti Süresi Bitenler Ne Yapmalı? (İkamet İznine Geçiş)

    Türkiye’de vize muafiyetiyle tanınan yasal süreden (30, 60 veya 90 gün) daha uzun süre kalmak isteyen yabancıların, yasal süreleri dolmadan Göç İdaresi Başkanlığı’na İkamet İzni (Oturma İzni) başvurusunda bulunmaları kanuni bir zorunluluktur.

    İkamet izni müracaatının yabancının yasal kalış hakkı devam ederken sisteme işlenmesi şarttır. Süre dolduktan sonra yapılan başvurular doğrudan reddedilmekte, kişi “vize ihlali” statüsüne düşerek sınır dışı riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

    Ablakat Hukuk Bürosu Yabancılar Hukuku Hizmetlerimiz: İkamet izni başvurularının reddedilmesi, vize ihlali cezaları, tahdit kodlarının kaldırılması (Ç, G, V kodları) ve deport kararlarına karşı İdare Mahkemelerinde dava açılması süreçlerinde müvekkillerimize uzman avukatlık hizmeti sunmaktayız.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Avukat Yanıtlıyor

    1. 180 günde 90 gün kuralı sabit bir takvim yılına göre mi hesaplanır?

    Hayır. Hesaplama sabit takvim yılına dayanmaz. Türkiye’den ayrılacağınız ya da denetimin yapıldığı tarihten geriye doğru sayılan son 180 günlük hareketli blok esas alınır.

    2. Vize muafiyeti kapsamındaki 90 günlük hakkım bitti. Türkiye’ye yeniden ne zaman giriş yapabilirim?

    Son 180 gün içindeki 90 günlük yasal sınırınızı doldurduysanız, vize muafiyetiyle tekrar girebilmeniz için çıkış yaptığınız tarihten itibaren en az 90 gün boyunca Türkiye dışında kalmanız gerekir. Bu süreyi beklemeden giriş yapabilmek için Avukatınız aracılığıyla dış temsilciliklerden durumunuza uygun meşruhatlı vize (özel amaçlı vize) başvurusu yapılması gerekmektedir.

    3. Vizesiz kalış hakkımı tek bir seferde ve blok halinde mi kullanmam gerekir?

    Hayır. Vatandaşı olduğunuz ülkenin tek seferlik kalış limiti uygunsa, 90 günlük genel hakkınızı 180 gün içerisinde parçalı olarak ve çoklu giriş-çıkış yaparak kullanabilirsiniz.

    4. Uyruğum için “Tek girişte azami 30 gün” rejimi uygulanıyor. 90 günlük limitimi nasıl kullanabilirim?

    30. gün dolmadan Türkiye’den çıkış yapıp yeniden giriş yapmanız gerekir. Bu prosedürü tekrarlayarak 180 gün içinde toplamda 90 gün eşiğine kadar kalış sağlayabilirsiniz.

    5. Vize muafiyetiyle komşu ülkelere kısa süreli “gir-çık” yapmak (Visa Run) 90 günlük genel süreyi sıfırlar mı?

    Hayır, sıfırlamaz. Çıkış-giriş işlemi sadece tek girişteki 30 veya 60 günlük periyodik limitleri yeniler; 180 gün içindeki kümülatif 90 günlük üst sınırı uzatmaz.

    6. Vize muafiyeti statüsüyle ülkeye girdikten sonra ikamet izni (oturma izni) müracaatı yapabilir miyim?

    Evet, yapabilirsiniz. Yasal süreniz sona ermeden evvel Göç İdaresi birimlerine ikamet izni başvurusunda bulunmanız mümkündür. Ancak dosyanızın reddedilmemesi ve hatalı başvuru yapılmaması adına sürecin bir Yabancılar Hukuku Avukatı ile yürütülmesi tavsiye edilir.

    7. İkamet iznimin iptal edilmesi veya süresinin bitmesi durumunda vize muafiyeti otomatik devreye girer mi?

    Hayır. İkamet izni ile vize muafiyeti hukuken ayrı statülerdir. İkamet izni biten yabancının muafiyetten yararlanabilmesi için kural olarak önce Türkiye’den çıkış yapıp, sınır kapısından vize muafiyetiyle yeniden giriş yapması gerekmektedir.

    8. Vizesiz giriş yapıp Türkiye’de gayrimenkul satın almam kalış süremi uzatır mı?

    Taşınmaz satın almanız vizesiz kalış sürenizi kendiliğinden uzatmaz. Tapu devri tamamlandıktan sonra yasal süreniz bitmeden “Taşınmaz Amaçlı Kısa Dönem İkamet İzni” için avukatınız aracılığıyla başvuru yapmanız gerekir.

    9. Vize muafiyetiyle Türkiye’de “deneme süreci” adı altında veya stajyer olarak çalışabilir miyim?

    Kesinlikle hayır. Vize muafiyeti hiçbir isim altında (gönüllü çalışma, staj, deneme dahil) çalışma hakkı vermez. Kaçak çalışma tespiti halinde idari para cezası verilir ve sınır dışı (deport) kararı alınır.

    10. Vizesiz giriş yapabilmek için pasaportumun geçerlilik süresi ne kadar olmalıdır?

    YUKK mevzuatı uyarınca pasaportunuzun, tanınan vize muafiyeti süresine ilaveten en az 60 gün daha geçerli olması şarttır. Örneğin; 90 günlük muafiyetiniz varsa pasaport sürenizin en az 150 gün geçerliliği bulunmalıdır.

    Hukuki Danışmanlık ve İletişim: Türkiye’de ikamet izni başvuruları, vize ihlalleri, sınır dışı (deport) kararlarına itiraz ve tahdit kodlarının kaldırılması süreçlerinde hukuki destek almak için Ablakat Hukuk Bürosu – Av. Mehmet Şirin Korkmaz (İzmir Göç Avukatı- İzmir Yabancı Avukatı) ile iletişime geçebilirsiniz.

  • Geçici Koruma Statüsü: Suriye Uyruklular İçin Uygulanan Özel Rejim ve Yasal Haklar-İzmir Göç Avukatı-Av. Mehmet Şirin Korkmaz

    Geçici Koruma Statüsü: Suriye Uyruklular İçin Uygulanan Özel Rejim ve Yasal Haklar-İzmir Göç Avukatı-Av. Mehmet Şirin Korkmaz

    Mülteci, Şartlı Mülteci ve İkincil Koruma statüleri, kişilerin bireysel olarak zulüm veya ölüm korkusu yaşadıklarını ispatladıkları ve tek tek mülakatlardan geçtikleri bir sistemdir. Ancak bir ülkede savaş çıktığında ve yüz binlerce insan aynı anda sınır kapılarına dayandığında, her bir kişiyle saatlerce mülakat yapmak ve bireysel risk değerlendirmesi yapmak fiziksel olarak imkansız hale gelir.

    İşte tam bu noktada, Türk Yabancılar Hukuku’na (6458 sayılı YUKK Madde 91) ve uluslararası hukuka dayanan yepyeni bir “kitlesel sığınma” kalkanı devreye girer: Geçici Koruma (Temporary Protection).

    Nisan 2011’de Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınan Suriye uyruklu yabancılar ile Suriye’den gelen vatansızlar ve mülteciler, bireysel iltica sistemine dahil edilmezler. Bu kişiler, doğrudan ve toplu olarak “Geçici Koruma” statüsü altına alınmışlardır.

    Ablakat Hukuk Bürosu olarak (İzmir Göç Avukatı, İzmir İkamet İzni Avukatı ve İzmir Ceza Avukatı Av. Mehmet Şirin KORKMAZ tarafından) bu yazıda Geçici Koruma Statüsü ve karşılaşılan sorunlara hangi hukuki yolların kullanılabileceği açıklanmaktadır.

    Geçici Koruma ile Bireysel İltica (Şartlı Mültecilik) Arasındaki Kritik Farklar

    Suriye uyruklular için uygulanan bu özel rejimin, diğer sığınmacı gruplarından (Afgan, İranlı, Iraklı vb.) çok net usul farklılıkları vardır:

    • İspat Yükü Yoktur: Geçici koruma kapsamına girmek için kişinin “Suriye’de şahsen devlet veya terör örgütleri tarafından hedef alındığını” tek tek ispatlamasına gerek yoktur. Suriye’deki genel savaş durumu, bu korumanın verilmesi için yeterli kabul edilir.
    • Saatler Süren Mülakatlar Yapılmaz: Kayıt esnasında kimlik, parmak izi ve güvenlik araştırması yapılır ancak kişinin hikayesini didik didik eden o ağır “statü belirleme mülakatlarına” girilmez.
    • Üçüncü Ülkeye Yerleştirme (BMMYK) Beklentisi Yoktur: Şartlı mülteciler Kanada veya ABD’ye gitmeyi bekleyen transit yolcularken; Geçici Koruma sahipleri, Suriye’deki savaş bitene ve “gönüllü olarak” ülkelerine dönene kadar Türkiye’nin güvencesi altındadırlar.

    Geçici Koruma Sahibi Suriyelilerin Temel Yükümlülükleri (Uygulamadaki Tuzaklar)

    Türkiye Cumhuriyeti, geçici koruma altındaki kişilere barınma, sağlık ve eğitim gibi temel hakları sağlarken çok sıkı denetim ve bildirim yükümlülükleri getirmiştir. Bu yükümlülüklerin ihlali, statünün iptaline ve sınır dışı (deport) kararlarına yol açan en yaygın sebeplerdir:

    1. Kayıtlı Olunan İlde Yaşama ve Yol İzin Belgesi Zorunluluğu

    Geçici koruma kapsamındaki bir yabancı, Türkiye’de dilediği şehre yerleşemez. Kendisine kimlik verilen “Kayıtlı Olduğu İlde” yaşamak zorundadır.

    • Eğer İstanbul’da kayıtlı bir Suriyeli, Göç İdaresi’nden “Yol İzin Belgesi” almadan İzmir’e veya Ankara’ya gider ve kolluk kuvvetlerinin denetimine takılırsa, kendisine idari para cezası kesilir. Bu ihlalin tekrarlanması halinde kamu düzeni gerekçesiyle sınır dışı işlemleri başlatılır.

    2. Adres Kaydı ve V-71 (Adreste Bulunamama) Tehlikesi

    Son yıllarda en çok mağduriyet yaratan hukuki durum budur. Yabancının, Nüfus Müdürlüğüne ve Göç İdaresine bildirdiği ikametgah adresinde fiilen yaşıyor olması şarttır.

    • Polis ekiplerinin yaptığı çat kapı adres denetimlerinde kişinin beyan ettiği adreste yaşamadığı tespit edilirse, sistemine derhal V-71 Tahdit Kodu (Adreste Bulunamama) işlenir.
    • Yabancıya adresini güncellemesi için kısa bir süre tanınır (genellikle askıya alma süreci). Eğer verilen sürede adres güncellenmezse, kişinin Geçici Koruma Kimliği (99’lu kimlik) tamamen iptal edilir. Kimliği iptal edilen kişi sağlık hizmetlerinden yararlanamaz ve sınır dışı edilmek üzere Geri Gönderme Merkezi’ne (GGM) alınır.

    3. “Seyreltme Projesi” ve Kapalı Mahalleler

    Demografik yoğunluğu dengelemek amacıyla İçişleri Bakanlığı tarafından uygulanan kota sistemidir. Bir mahalledeki yabancı nüfusu, toplam nüfusun %20’sini aşıyorsa o mahalle (veya ilçe) yabancıların yeni adres kaydına kapatılır. Geçici koruma sahibinin yeni kiraladığı ev “kapalı mahallede” ise adres kaydı yapamaz ve yasal statüsü riske girer.

    Geçici Koruma Kimliği “İkamet İzni” Yerine Geçer Mi?

    Hayır, geçici koruma kimlik belgesi hukuki anlamda bir “İkamet (Oturma) İzni” değildir. Bu belge Türkiye’de yasal olarak kalma hakkı verir ancak Türk vatandaşlığına geçiş sürecinde “5 yıllık kesintisiz ikamet süresi” hesaplanırken, geçici koruma altında geçirilen yıllar dikkate alınmaz. (İstisnai vatandaşlık süreçleri hariçtir). Ayrıca bu belge doğrudan çalışma hakkı vermez; yabancının çalışabilmesi için işvereni aracılığıyla “Geçici Koruma Çalışma İzni” alması zorunludur.

    Geçici Koruma Sahibi Suriyeliler Sınır Dışı (Deport) Edilebilir Mi?

    Kamuoyundaki en büyük yanlış bilgi, “Suriyelilerin hiçbir şekilde sınır dışı edilemeyeceği” yönündeki efsanedir. Geçici Koruma statüsü, suç işleme veya kuralları ihlal etme özgürlüğü vermez.

    Aşağıdaki durumlarda geçici koruma statüsü İdare tarafından derhal iptal edilir ve yabancı sınır dışı edilir:

    • Terör örgütleriyle bağlantısı olduğu tespit edilenler.
    • Türkiye’de adli bir suça (hırsızlık, uyuşturucu, kasten yaralama, cinsel suçlar vb.) karışanlar.
    • Kamu düzenini ve güvenliğini tehdit eden eylemlerde bulunanlar (örneğin; sokak kavgalarına karışmak, ruhsatsız silah taşımak, yasa dışı protestolara katılmak).

    “Gönüllü Geri Dönüş” (V-87) İmzası Tehlikesi: Suça karışmamış olsa bile basit bir ihlalden dolayı Geri Gönderme Merkezi’ne (GGM) alınan geçici koruma sahiplerine çoğu zaman “Gönüllü Geri Dönüş Formu” imzalatılmaya çalışılmaktadır. Yabancı bu formu kendi rızasıyla (veya baskı/korku altında) imzaladığı an, geçici koruma statüsünden feragat etmiş sayılır ve V-87 (Gönüllü Geri Dönüş) kodu işlenerek Suriye’ye gönderilir.

    Geçici Koruma Kimliği İptal Edildiğinde Başvurulabilecek Hukuki Yollar

    Geçici koruma kimlik belgesinin iptal edilmesi, yabancının Türkiye’deki hukuki statüsünü doğrudan etkileyen ağır bir idari işlemdir. Ancak İl Göç İdaresi Müdürlüğü veya Göç İdaresi Başkanlığı tarafından tesis edilen her iptal işlemi hukuka uygun olmayabilir. Hukuka aykırı olarak verilen iptal kararlarına karşı idari ve yargısal başvuru yolları bulunmaktadır.

    Özellikle V-71 (adreste bulunamama) kodunun hatalı uygulanması, adres değişikliğinin zamanında bildirilmesine rağmen kayıtların güncellenmemesi, teknik kayıt hataları veya somut olay değerlendirilmeden tesis edilen işlemler bakımından hukuki denetim mümkündür.

           Bu gibi durumlarda öncelikle idareye yeniden değerlendirme başvurusunda bulunulabilir. İdarenin işlemi geri almaması hâlinde görevli İdare Mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür. Geçici koruma statüsünün iptaliyle birlikte sınır dışı kararı da verilmişse, 6458 sayılı Kanun kapsamında sınır dışı kararının iptali ve yürütmenin durdurulması talep edilebilir. İdari gözetim uygulanıyorsa Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz yoluna da başvurulabilir.

           Özellikle V-71 koduna dayalı işlemlerde kira sözleşmesi, abonelik kayıtları, muhtarlık belgeleri, okul kayıtları ve benzeri deliller büyük önem taşımaktadır. Her dosya, iptal gerekçesine göre ayrı değerlendirilmelidir.

    Geçici Koruma; adres kayıtlarındaki (V-71) küçük bir hatanın bile kimlik iptaline ve deport sürecine yol açabildiği, GGM’lerde atılan yanlış bir imzanın kişinin statüsünü tamamen bitirdiği son derece katı ve denetimli bir idari rejimdir. Haksız yere iptal edilen geçici koruma kimliklerinin İdare Mahkemesi kararlarıyla geri kazanılması, V-71 gibi tahdit kodlarının silinmesi ve sınır dışı işlemlerinin 7 günlük kesin süreler içinde durdurulması hususlarında sürecin sıfır hata ile yürütülmesi hayati önem taşır. Yabancıların yasal haklarının ve Türkiye’deki yasal kalışlarının tam korunması için uzman bir göç hukuku avukatına başvurabilir; sürecin başından sonuna kadar güvenle yönetilmesi için doğrudan profesyonel ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

    Geçici Koruma Statüsü İptal Edildikten Sonra Yeniden Başvuru Yapılabilir mi?

           Geçici koruma statüsünün iptal edilmesi, her durumda yeniden kayıt yaptırılamayacağı anlamına gelmez. Yeniden kayıt imkânı, iptal gerekçesine göre değişmektedir.

           Adres bildirim yükümlülüğünün ihlali, kayıt bilgilerindeki eksiklikler veya teknik nedenlerle kaydın pasif hâle getirilmesi gibi durumlarda eksikliklerin giderilmesi sonrasında idarece yeniden değerlendirme yapılması mümkün olabilmektedir.

           Buna karşılık gönüllü geri dönüş işlemlerinin usulüne uygun şekilde tamamlanması, kamu düzeni veya kamu güvenliği gerekçeleri, terör örgütleriyle bağlantı tespiti ya da ağır suçlara dayalı işlemlerde yeniden kayıt süreci çok daha sınırlıdır ve her somut olay kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

           Bu nedenle yeniden başvuru imkânı hakkında genel bir sonuca varmak doğru değildir. Hukuka aykırı olduğu düşünülen iptal işlemlerinde, yeniden kayıt girişiminden önce işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi ve gerektiğinde yargı yoluna başvurulması hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.



    Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Geçici Koruma Statüsü ve Bu Kapsamdaki Göçmenlerin Hakları

    1. Geçici koruma (temporary protection) statüsü nedir ve hangi yabancılara tahsis edilir? Suriye Arap Cumhuriyeti’nde vuku bulan iç karışıklıklar nedeniyle toplu olarak Türkiye hudutlarına sığınan Suriye tebaası, vatansızlar ve mültecilere yönelik tesis edilen istisnai bir rejimdir. Bireysel statü belirleme süreçlerinden (şartlı mültecilikten) farklı olarak, kitlesel akın durumlarında ivedilikle uygulanan kolektif bir koruma zırhıdır.

    2. Suriye uyruklu yabancılar “Şartlı Mülteci” veya “Mülteci” statüsü iktisap edebilir mi? Hayır. Suriye kaynaklı kitlesel sığınma vakaları hasebiyle bu kişiler, münferit mülakatlara dayalı “bireysel iltica” statülerine (mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma) müracaat hakkına malik değildir; yasal olarak doğrudan Geçici Koruma rejimi kapsamına dahil edilirler.

    3. Geçici koruma kimlik belgesi (99 serili kimlik) hukuken “İkamet İzni” yerine geçer mi? Hayır. Söz konusu belge yabancıya Türkiye hudutları dahilinde yasal barınma, temel eğitim ve kamu sağlığı hizmetlerinden istifade selahiyeti bahşetmekle birlikte, teknik anlamda bir “İkamet İzni” vasfı taşımaz. Bu doğrultuda, vatandaşlık kazanımında aranan 5 yıllık kesintisiz ikamet süresinin hesabında geçici koruma altındaki süreler dikkate alınmaz.

    4. Geçici koruma kimliğine malik olmam Türkiye genelinde serbest dolaşım ve çalışma hakkı doğurur mu? Kesinlikle hayır. Geçici koruma sahipleri, yasal kayıtlarının bulunduğu “İkamet İli” sınırları içerisinde ikamet etmekle mükelleftir. Turistik seyahat veya insani gerekçelerle dahi il dışına çıkış yapmadan evvel Göç İdaresi makamlarından “Yol İzin Belgesi” temin edilmesi kanuni bir zorunluluktur.

    5. Yol izin belgesi iktisap edilmeksizin il dışına çıkılmasının hukuki müeyyidesi nedir? İzinsiz seyahatlerin kolluk denetimlerinde tespiti halinde şahsa idari para cezası tahakkuk ettirilerek kayıtlı olduğu ile sevki icra edilir. İhlalin süreklilik arz etmesi veya idari ihtarların dikkate alınmaması durumunda, “kamu düzenini bozmak” gerekçesiyle statünün iptali ve sınır dışı (deport) prosedürünün işletilmesi mümkündür.

    6. V-71 tahdit kodu (adreste bulunamama) hangi durumlarda tesis edilir? İdareye beyan edilen yerleşim yerinde mukim olunmadığının emniyet tahkikatı ile subut bulması halinde şahsın siciline V-71 kodu işlenir. Adres güncellenmesi için tanınan askıya alma süresi içinde bildirim mükellefiyetinin yerine getirilmemesi, kimlik belgesinin tamamen iptali ve statü kaybı ile neticelenir.

    7. Mesken kiralama aşamasında karşılaşılan “Kapalı Mahalle” kısıtlamasının mahiyeti nedir? “Seyreltme Projesi” uyarınca yabancı nüfusun %20 eşiğini aştığı bölgeler yeni ikamet tescillerine kapatılmıştır. Kapalı mahallelerde kiralanan konutlar üzerinden resmi adres kaydı yapılamayacağından, yasal statünün muhafazası adına mülkiyet veya kira ilişkisi tesisinden evvel e-Devlet portalları üzerinden bölge statüsü teyit edilmelidir.

    8. Geçici koruma kimlik belgesi yabancıya doğrudan sigortalı çalışma hakkı bahşeder mi? Hayır. Kimlik belgesi tek başına çalışma selahiyeti vermez. Yasal istihdam için işverenin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezdinde “Geçici Koruma Çalışma İzni” dosyası açması elzemdir. Kayıt dışı faaliyetlerin tespiti, hem yabancı hem de işveren adına ağır idari yaptırım ve deport riski teşkil eder.

    9. Geçici koruma altındaki yabancılar hakkında sınır dışı (deport) kararı alınması hukuken mümkün müdür? Evet. Statünün dokunulmazlık bahşettiği yönündeki algı hatalıdır. Adli bir suça (müessir fiil, hırsızlık vb.) iştirak edilmesi, terör iltisakı tespiti veya toplumsal infial yaratarak kamu düzeninin sarsılması hallerinde, geçici koruma statüsü İdarece resmen fesh edilerek sınır dışı işlemleri tatbik olunur.

    10. GGM süreçlerinde tebliğ edilen “Gönüllü Geri Dönüş İstek Formu” (V-87) imzalanırsa ne olur? Belgenin tevsikiyle birlikte şahıs, Türkiye’nin sağladığı hukuki korumadan hür iradesiyle feragat etmiş addedilir. Bu durumda derhal V-87 kodu tesis edilerek, yargı mercileri nezdindeki durdurma talepleri konusuz kalır ve yabancı ivedilikle menşe ülkesine sevk edilir. Formun baskı altında imzalanmaması statü güvenliği açısından hayati ehemmiyet arz eder.

    Av. Mehmet Şirin KORKMAZ

  • Türkiye’ye giriş, vize başvuru süreçleri, meşruhatlı vize, vize reddi iptal davası ve yasal haklarınız

    Türkiye’ye giriş, vize başvuru süreçleri, meşruhatlı vize, vize reddi iptal davası ve yasal haklarınız

    Türkiye’ye Giriş, Vize Süreçleri ve Yabancıların Yasal Hakları

    Türkiye; stratejik konumu, ekonomik dinamikleri ve kültürel zenginliğiyle her yıl milyonlarca yabancı uyruklu kişiye turizm, ticaret, çalışma ve eğitim gibi farklı amaçlarla ev sahipliği yapmaktadır. Yabancı bir ülke vatandaşının Türkiye Cumhuriyeti ile kurduğu ilk hukuki temas, sınır kapılarında veya kendi ülkesindeki Türk konsolosluklarında vize süreciyle başlar.

    Türkiye’ye geliş amacınız ne olursa olsun, ülkeye yasal yollardan ve doğru vize statüsü ile giriş yapmak; ileride gerçekleştirmek isteyeceğiniz ikamet izni, çalışma izni veya Türk vatandaşlığı gibi süreçlerin hukuki temelini oluşturur. Örneğin; ülkeye yalnızca kısa süreli turistik e-vize ile giriş yapan bir yabancının, Türkiye içinden doğrudan çalışma iznine başvurması yasal olarak mümkün değildir.

    Bu nedenle, sürecin en başında doğru vize türünü seçmek ve yasal kalış sürelerine (vize muafiyet sınırlarına) titizlikle uymak; ileride yaşanabilecek yüksek para cezalarının, sınır dışı (deport) kararlarının ve Türkiye’ye giriş yasaklarının önüne geçecektir. İzmir’de faaliyet gösteren Avukat Mehmet Şirin Korkmaz, yabancıların Türkiye’ye giriş ve ikamet süreçlerinde profesyonel hukuki danışmanlık sunarak olası hak kayıplarının önüne geçmektedir.

    Türkiye Vize Türleri ve Vize Başvuru Süreçleri

    Yabancı uyruklu kişilerin Türkiye’ye yasal olarak giriş yapabilmeleri için kural olarak pasaportlarında geçerli bir vize bulunması veya Türkiye ile vize muafiyeti (vizesiz giriş) anlaşması olan bir ülkenin vatandaşı olmaları gerekir. Türkiye Cumhuriyeti, yabancıların geliş amaçlarına göre farklı vize kategorileri uygulamaktadır. Başvurulan vize türü, kişinin Türkiye’deki haklarını ve yasal statüsünü doğrudan belirler.

    Türkiye’deki Temel Vize Kategorileri

    Göç İdaresi ve Dışişleri Bakanlığı mevzuatı uyarınca, yabancılara verilen temel vize türleri şunlardır:

    • 1. Turistik ve Ticari Vizeler: Türkiye’ye seyahat, tatil, ticari görüşme, fuar ziyareti veya kültürel etkinlik amacıyla gelen kişilere verilen kısa süreli vizedir. Bu vize türü, sahibine Türkiye’de çalışma hakkı veya kalıcı olarak yerleşme hakkı vermez.
    • 2. Çalışma Vizesi: Türkiye’de bir işveren yanında yasal olarak çalışmak isteyen yabancıların alması gereken vizedir. Çalışma vizesi süreci iki ayaklıdır; yabancı kişi kendi ülkesindeki Türk temsilciliğine başvururken, Türkiye’deki işveren de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na eşzamanlı başvuru yapar. Onaylanan çalışma vizesi, aynı zamanda ikamet (oturma) izni yerine de geçer.
    • 3. Eğitim ve Öğrenci Vizesi: Türkiye’deki üniversitelerde eğitim görecek, Erasmus programına katılacak veya resmi dil kurslarında (TÖMER vb.) eğitim alacak yabancılara verilir. Bu vize ile ülkeye giriş yapan öğrencilerin, yasal süre içinde mutlaka “Öğrenci İkamet İzni”ne başvurmaları zorunludur.
    • 4. Özel Amaçlı (Meşruhatlı) Vizeler:
      • Tedavi (Sağlık) Vizesi: Türkiye’ye sağlık turizmi kapsamında tedavi olmak için gelen yabancılara verilir.
      • Aile Birleşimi Vizesi: Türk vatandaşıyla evlenen veya Türkiye’de yasal olarak ikamet eden yabancı eşinin/ailesinin yanına gelmek isteyenlere verilir.
      • Transit Vize: Türkiye üzerinden üçüncü bir ülkeye geçiş yapacak yabancıların kullandığı vizedir.

    Türkiye Vize Başvurusu Nasıl Yapılır?

    Türkiye Cumhuriyeti vize başvurularında, yabancının uyruğuna göre iki farklı sistem işletmektedir:

    A. Elektronik Vize (e-Vize) Sistemi

    Türkiye’nin belirlediği şartları taşıyan belirli ülke vatandaşları, konsolosluğa gitmelerine gerek kalmadan doğrudan internet üzerinden evisa.gov.tr adresi aracılığıyla e-vize alabilirler. Ancak e-Vize uygulaması sadece turizm ve ticaret amaçlı seyahatler için geçerlidir; çalışma veya uzun süreli eğitim için e-vize kullanılamaz.

    B. Konsolosluk / Büyükelçilik Üzerinden Fiziki Başvuru

    e-Vize hakkı bulunmayan veya çalışma, eğitim, aile birleşimi gibi uzun süreli amaçlarla Türkiye’ye gelmek isteyen yabancılar şu prosedürü izler:

    1. Ön Başvuru ve Randevu: İnternet üzerinden (konsolosluk.gov.tr) veya yetkili aracı kurumlar üzerinden ön başvuru formu doldurularak randevu alınır.
    2. Evrak Teslimi: Randevu günü pasaport, biyometrik fotoğraf, seyahat sağlık sigortası, gelir/meslek durumu belgeleri ve vize türüne özel zorunlu evraklar (iş sözleşmesi, üniversite kabul belgesi, davetiye vb.) yetkili makama teslim edilir.
    3. İnceleme ve Karar: Dış temsilciliklerimiz dosyayı inceler ve gerek görmesi halinde yabancıyı mülakata çağırır.

    Vize Başvurusunda Dikkat Edilmesi Gereken Hukuki Noktalar

    • Pasaport Geçerlilik Süresi: Başvuru yapabilmek için pasaportun geçerlilik süresi, talep edilen vizenin bitiş tarihinden itibaren en az 60 gün daha uzun olmalıdır; aksi takdirde başvuru reddedilir.
    • Davetiye Mektubunun Önemi: Ticari seyahatlerde veya özel ziyaretlerde, Türkiye’deki kişi veya kurumdan alınacak noter onaylı bir “davetiye mektubu” vizenin onaylanma ihtimalini önemli ölçüde artırır.
    • Vize Reddi ve Hukuki Yollar: Vize başvurusu reddedilirse, kişi eksik evraklarını tamamlayarak yeniden başvuru yapabilir. Ancak haksız gerekçelerle veya “giriş yasağı (tahdit kodu)” nedeniyle verilen ret kararlarına karşı, idare mahkemelerinde iptal davası açılması gerekmektedir. Bu tür karmaşık idari davaların takibinde bir uzman desteği hayati önem taşır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Türkiye’ye Giriş ve Vize Süreçleri

    1. Turistik vize veya e-Vize ile Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra çalışma izni alabilir miyim?

    Kural olarak, sadece turistik vize veya elektronik vize (e-Vize) ile Türkiye’ye giriş yapan yabancıların doğrudan Türkiye içinden çalışma iznine başvurmaları mümkün değildir. Çalışma izni alabilmek için kişinin kendi ülkesindeki Türk konsolosluğundan “Çalışma Vizesi” başvurusu yapması veya Türkiye’de halihazırda en az 6 aylık geçerli bir ikamet (oturma) iznine sahip olması gerekmektedir.

    2. Türkiye e-Vize (Elektronik Vize) her seyahat amacı için kullanılabilir mi?

    Hayır. e-Vize sistemi yalnızca turizm ve ticaret amaçlı kısa süreli seyahatler için geçerlidir. Eğitim, çalışma, staj, sağlık veya aile birleşimi gibi uzun süreli veya özel amaçlarla Türkiye’ye gelmek isteyen yabancılar e-Vize kullanamazlar; bu kişilerin dış temsilciliklerimizden fiziki “Özel Amaçlı Vize” başvurusunda bulunmaları zorunludur.

    3. Vize başvurum reddedildi. Karara itiraz edebilir miyim veya tekrar başvurabilir miyim?

    Vize başvurunuz eksik evrak veya hatalı form doldurma gibi basit idari nedenlerle reddedildiyse, eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvuru yapabilirsiniz. Ancak başvurunuz bir “giriş yasağı (tahdit kodu)” veya haksız bir idari kararla reddedildiyse, bu karara karşı Türk idare mahkemelerinde iptal davası açılması veya “Meşruhatlı Vize” prosedürünün başlatılması gerekir.

    4. Türkiye vizesi başvurusu için Türkiye’den davetiye mektubu almak zorunlu mudur?

    Her vize türü için zorunlu olmamakla birlikte; turistik, ticari veya aile ziyareti amaçlı vize başvurularında Türkiye’deki bir yakından veya şirketten “noter onaylı davetiye mektubu” alınması, vizenin onaylanma ihtimalini büyük ölçüde artırır. Davetiyede; davet edenin T.C. kimlik numarası, ikamet adresi ve yabancının seyahat masraflarını karşılayıp karşılamayacağı açıkça belirtilmelidir.

    5. Türkiye’ye vize başvurusu yaparken pasaportumun geçerlilik süresi ne kadar olmalıdır?

    Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) gereğince, Türkiye’ye giriş yapmak isteyen yabancıların pasaport veya pasaport yerine geçen belgelerinin geçerlilik süresi, talep ettikleri vize süresinin veya vize muafiyet süresinin bitiminden itibaren en az 60 gün daha uzun olmak zorundadır. Aksi halde vize başvurusu reddedilir veya sınır kapısından giriş izni verilmez.

    6. Meşruhatlı vize nedir ve hangi durumlarda alınması gerekir?

    Meşruhatlı vize; hakkında Türkiye’ye giriş yasağı (tahdit kodu) bulunan veya daha önce sınır dışı (deport) edilmiş kişilerin, yasak süresi dolmadan Türkiye’ye yasal olarak giriş yapabilmelerini sağlayan özel izinli bir vize türünür. Genellikle evlilik, eğitim, çalışma veya acil sağlık sebepleriyle, Dışişleri Bakanlığı ile Göç İdaresi’nin özel onayına tabi olarak verilir.

    7. Ülkemin Türkiye ile vize muafiyeti (vizesiz giriş) anlaşması var. Yine de e-Vize almalı mıyım?

    Hayır. Eğer vatandaşı olduğunuz ülke Türkiye’nin vize muafiyeti listesinde ise, belirlenen süreler dahilinde (örneğin 180 gün içinde 90 gün kuralı) seyahat etmek şartıyla herhangi bir vize veya e-Vize almanıza gerek yoktur. Sınır kapısında pasaportunuza sadece giriş damgası vurularak ülkeye giriş yapabilirsiniz.

    8. Havalimanında uçak altı bagajımı almadan sadece aktarma yapacağım. Türkiye transit vizesi almam gerekir mi?

    Eğer Türkiye’deki havalimanında “uluslararası transit (aktarma) salonundan” çıkmayacaksanız ve pasaport kontrolünden geçmeyecekseniz transit vize almanıza gerek yoktur. Ancak pasaport polisinden geçip Türkiye topraklarına adım atmanız gerekiyorsa (örneğin uçak değiştirmek için farklı bir havalimanına geçmeniz veya bagajınızı kendiniz alıp yeniden vermeniz), durumunuza uygun bir vize almanız zorunludur.

    9. Vizemin onaylanmış olması Türkiye’ye kesin giriş yapabileceğim anlamına gelir mi?

    Hayır, vize alınmış olması kesin giriş garantisi vermez. Vizeniz pasaportunuza işlenmiş olsa dahi, ülkeye giriş yapıp yapamayacağınıza sınır kapılarındaki pasaport polisi karar verir. Kişinin kamu güvenliği için tehdit oluşturduğu şüphesi doğarsa, kalış masraflarını karşılayacak parası yoksa veya vize türü ile geliş amacı uyuşmuyorsa kişi sınırdan geri çevrilebilir (İnadmissible yolcu işlemi).

    10. Türkiye dış temsilciliklerinden yapılan vize başvuruları ne kadar sürede sonuçlanır?

    Başvuru yapılan ülkedeki konsolosluğun yoğunluğuna, sunulan evrakların niteliğine ve talep edilen vize türüne göre değişiklik göstermekle birlikte, fiziki vize başvuruları ortalama 15 ila 30 gün içinde sonuçlanmaktadır. Olası ek evrak veya mülakat talepleri göz önüne alınarak, planlanan seyahat tarihinden en az 1 ay önce başvuru yapılması tavsiye edilir.

    İzmir Göç ve Yabancılar Hukuku Danışmanlığı

    Türkiye Cumhuriyeti’nin güncel vize mevzuatı, idari uygulamaları ve uluslararası anlaşmaları sürekli olarak güncellenmektedir. Sınır dışı edilme riskleri, haksız vize reddi kararları, tahdit kodlarının kaldırılması veya meşruhatlı vize alımı gibi teknik ve hukuki uzmanlık gerektiren konularda hak kaybı yaşamamak adına profesyonel bir avukatla çalışmanız önem arz eder.

    Vize süreçlerinizin yasal mevzuata uygun şekilde, eksiksiz ve hızlıca tamamlanması için İzmir’de faaliyet gösteren Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin Korkmaz ) ile iletişime geçerek yabancılar ve göç hukuku alanında profesyonel danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.

  • YABANCI GÖZALTINA ALINIRSA NE OLUR?SINIR DIŞI EDİLİR Mİ?

    YABANCI GÖZALTINA ALINIRSA NE OLUR?SINIR DIŞI EDİLİR Mİ?

    Türkiye’de bulunan yabancı uyruklu kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri, gözaltına alınmaları hâlinde sınır dışı edilip edilmeyecekleridir. Uygulamada yabancının karakola götürülmesi, hakkında ceza soruşturması başlatılması veya gözaltına alınması ile sınır dışı süreci çoğu zaman aynı işlemmiş gibi değerlendirilmektedir. Oysa ceza soruşturması ile göç hukuku işlemleri farklı makamlar tarafından, farklı kanuni şartlara dayanılarak yürütülür. Bu nedenle bir yabancının gözaltına alınması, tek başına suçlu olduğu veya otomatik şekilde Türkiye’den çıkarılacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte ceza soruşturması sırasında elde edilen bilgiler, yabancının Göç İdaresi tarafından kamu düzeni ve kamu güvenliği yönünden ayrıca değerlendirilmesine yol açabilir.

    Ablakat Hukuk Bürosu olarak (İzmir Göç Avukatı ve İzmir Ceza Avukatı Av. Mehmet Şirin KORKMAZ tarafından) bu yazıda gözaltına alınan yabancının hangi haklara sahip olduğu, gözaltı sonrasında hangi kararların verilebileceği, yabancının geri gönderme merkezine götürülüp götürülemeyeceği ve sınır dışı kararlarına karşı hangi hukuki yolların kullanılabileceği açıklanmaktadır.

    1. Gözaltı nedir?

    Gözaltı, bir ceza soruşturması kapsamında uygulanan geçici bir koruma tedbiridir. Bir kişinin gözaltına alınması, hakkında suç şüphesi bulunduğunu ve soruşturma işlemlerinin sürdürüldüğünü gösterir; ancak bu kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunduğu anlamına gelmez. Masumiyet karinesi gereğince, kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadıkça suçlu kabul edilemez.

    Yabancı uyruklu kişiler bakımından da gözaltı tedbirinin niteliği değişmez. Yabancı kişi, Türk vatandaşıyla aynı ceza muhakemesi güvencelerinden yararlanır. Yabancı olması, kolluğun veya savcılığın temel usul güvencelerini uygulamamasına gerekçe oluşturamaz.

    2. Gözaltına alınan yabancı otomatik olarak sınır dışı edilir mi?

    Hayır. Gözaltına alınmak ile sınır dışı edilmek birbirinden farklı hukuki sonuçlardır. Ceza soruşturması Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür. Sınır dışı etme kararı ise 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında yetkili idari makamlar tarafından alınır.

    Bir yabancı gözaltına alındıktan sonra ifade işlemlerinin ardından serbest bırakılabilir, adli kontrol altına alınabilir, sulh ceza hâkimliğince tutuklanabilir veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir. Bu ihtimallerden hiçbiri tek başına sınır dışı kararının zorunlu olarak verileceği anlamına gelmez.

    Bununla birlikte yabancı hakkında yürütülen soruşturmanın konusu, isnat edilen fiilin niteliği, kişinin Türkiye’deki yasal kalış durumu, hakkında daha önce verilmiş kararlar ve kamu düzenine ilişkin değerlendirmeler Göç İdaresi tarafından ayrıca dikkate alınabilir. Dolayısıyla gözaltı otomatik sınır dışı sebebi değildir; ancak göç hukuku bakımından ayrı bir idari incelemeyi tetikleyebilir.

    3. Ceza soruşturması ile göç hukuku süreci nasıl ayrılır?

    Ceza muhakemesinde temel soru, yabancının isnat edilen suçu işleyip işlemediğidir. Göç hukuku bakımından ise yabancının Türkiye’de kalmaya devam edip edemeyeceği, sınır dışı sebeplerinden birinin bulunup bulunmadığı ve sınır dışı işleminin kişisel durumu bakımından hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilir.

    Bu iki süreç birbirinden bağımsız olmakla birlikte birbirini etkileyebilir. Örneğin bir ceza dosyasında beraat veya takipsizlik kararı verilmesi, yabancı hakkında daha önce tesis edilen sınır dışı kararını kendiliğinden ortadan kaldırmayabilir. Ancak bu kararlar, sınır dışı işleminin dayanağını ciddi biçimde zayıflatabilir ve idare mahkemesinde açılacak iptal davasında önemli delil oluşturabilir.

    Tersine, ceza soruşturmasının devam ediyor olması da yabancının mutlaka tutuklanacağı veya sınır dışı edileceği anlamına gelmez. Her işlem kendi kanuni şartları içinde ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

    4. Gözaltından sonra hangi ihtimaller ortaya çıkabilir?

    Gözaltı sürecinin sonunda yabancı hakkında farklı kararlar verilebilir. Cumhuriyet savcısı yabancıyı doğrudan serbest bırakabilir. Sulh ceza hâkimliği adli kontrol uygulanmasına veya tutuklamaya karar verebilir. Soruşturma ilerleyen aşamada takipsizlikle sonuçlanabilir ya da kamu davası açılabilir.

    Ceza soruşturmasının yanı sıra yabancının İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilmesi de gündeme gelebilir. Bu teslim işlemi, tek başına kişinin geri gönderme merkezinde tutulabileceği anlamına gelmez. Geri gönderme merkezinde tutulabilmesi için kanuni şartları taşıyan ayrıca bir idari gözetim kararının bulunması gerekir.

    Uygulamada özellikle yabancının yasal kalış hakkının bulunmaması, hakkında geçerli bir sınır dışı kararı olması, kaçma ve kaybolma riskinin değerlendirilmesi veya kamu düzeni bakımından tehdit oluşturduğu kanaatine varılması hâllerinde göç hukuku işlemleri başlatılabilmektedir.

    5. Yabancı gözaltından sonra geri gönderme merkezine götürülebilir mi?

    Evet, götürülebilir; ancak bu sonuç otomatik değildir. Geri gönderme merkezleri ceza infaz kurumları değildir. Burada tutulma, ceza mahkûmiyetinin infazı değil, 6458 sayılı Kanun kapsamında uygulanan idari gözetim tedbiridir.

    İdari gözetim kararı verilebilmesi için yabancı hakkında sınır dışı sürecinin bulunması ve Kanunda belirtilen sebeplerden birinin somut olayda mevcut olması gerekir. Kaçma veya kaybolma riski, Türkiye’ye giriş ya da çıkış kurallarının ihlali, sahte belge kullanılması, verilen sürede çıkış yapılmaması veya kamu düzeni, kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit değerlendirmesi bu kapsamda gündeme gelebilir.

    Anayasa Mahkemesi kararlarında da hakkında sınır dışı etme kararı bulunmayan bir yabancının sınır dışı amacıyla idari gözetim altında tutulmasının kanuni dayanak sorunu doğurabileceği vurgulanmıştır. Bu nedenle kolluğun yabancıyı Göç İdaresine teslim etmesi ile yabancının geri gönderme merkezinde hukuka uygun biçimde tutulması aynı şey değildir.

    6. İdari gözetim kararına karşı ne yapılabilir?

    İdari gözetim, kişinin özgürlüğünü doğrudan sınırlayan bir tedbirdir. Bu nedenle kararın kanuni gerekçesinin bulunması, kişisel durumun değerlendirilmesi ve tedbirin gerekli ve ölçülü olması gerekir.

    Yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Başvuruda yabancının sabit adresi, aile bağları, düzenli yaşamı, kaçma riskinin bulunmaması, sağlık durumu, çocukların üstün yararı ve idari gözetime alternatif yükümlülüklerin yeterli olup olmayacağı ortaya konulmalıdır.

    6458 sayılı Kanunda idari gözetime alternatif yükümlülükler de düzenlenmiştir. Belirli bir adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, teminat veya elektronik izleme gibi tedbirler somut olayın şartlarına göre değerlendirilebilir. İdari gözetimin devamında zaruret kalmaması hâlinde tedbirin sonlandırılması gerekir.

    7. Sınır dışı kararına karşı hangi hukuki yol vardır?

    Yabancı hakkında sınır dışı etme kararı verilmesi hâlinde, kararın gerekçesi ve tebliğ tarihi dikkatle incelenmelidir. Sınır dışı kararına karşı, kanunda öngörülen süre içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Güncel düzenlemeye göre bu süre kararın tebliğinden itibaren yedi gündür.

    Dava dilekçesinde yalnızca ceza soruşturmasının sonucu değil; yabancının aile hayatı, Türkiye’de bulunan eşi ve çocukları, sağlık durumu, gönderileceği ülkede karşılaşabileceği riskler, geri gönderme yasağı, çocukların üstün yararı ve kişinin Türkiye’deki sosyal bağları birlikte değerlendirilmelidir.

    Ceza dosyasında takipsizlik veya beraat kararı verilmişse bu karar sınır dışı davasına sunulmalıdır. İsnadın ceza hukuku bakımından ispatlanamaması, özellikle sınır dışı işlemi yalnızca aynı isnada dayanıyorsa idari işlemin gerekçesini önemli ölçüde etkileyebilir.

    8. Gözaltına alınan yabancının ceza muhakemesindeki hakları nelerdir?

    Yabancı uyruklu kişi, gözaltı sırasında avukat yardımından yararlanma, susma hakkını kullanma, isnadı öğrenme, yakınlarına veya belirlediği kişiye haber verilmesini isteme, sağlık kontrolünden geçirilme ve hukuka aykırı işlemlere karşı başvuru yapma haklarına sahiptir.

    Yabancının Türkçe bilmemesi hâlinde tercüman görevlendirilmesi savunma hakkının temel unsurudur. Şüpheli veya sanık, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa, kendisine yöneltilen suçlamayı ve haklarını anlayabileceği dilde öğrenebilmelidir. Tercüme yalnızca şekli bir işlem olarak görülmemeli; kişinin beyanının doğru ve eksiksiz biçimde alınmasını sağlamalıdır.

    Yabancıya anlamadığı dilde hazırlanmış bir tutanağın imzalatılması, tercümanın yetersiz olması veya müdafi yardımına erişimin engellenmesi savunma hakkı bakımından ciddi sorunlar doğurabilir. Bu nedenle gözaltı tutanakları, ifade belgeleri ve tercüman bilgileri dikkatle incelenmelidir.

    9. Adli kontrol kararı ile sınır dışı işlemi birlikte uygulanabilir mi?

    Ceza soruşturmasında verilen adli kontrol kararı ile göç hukuku kapsamında tesis edilen sınır dışı işlemi farklı hukuki alanlara aittir. Bu nedenle teorik olarak aynı kişi hakkında iki süreç birlikte yürüyebilir.

    Ancak yabancının belirli günlerde imza vermesi, belirli bir adreste bulunması veya yurt dışına çıkmaması şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri ile sınır dışı işlemi arasında uygulamada çelişki doğabilir. Hatta bunlardan yurt dışı çıkış yasaı ve belirli bir adreste bulunması (ev hapsi gibi) adli control şartları sınır dışı işlemlerini adeta durdurabilir, kişiyi idari gözetim altından çıkartabilir. Bu durumda ceza soruşturmasını yürüten makamlarla Göç İdaresi arasındaki koordinasyon önem taşır.

    Yabancının geri gönderme merkezinde tutulması sebebiyle adli kontrol yükümlülüğünü yerine getirememesi hâlinde, durumun ilgili savcılık, mahkeme veya denetimli serbestlik birimine derhâl bildirilmesi gerekir. Aksi takdirde kişinin kendi iradesi dışında meydana gelen bir durum, yükümlülük ihlali olarak değerlendirilebilir.

    10. Takipsizlik veya beraat kararı sınır dışı işlemini nasıl etkiler?

    Takipsizlik veya beraat kararı, yabancının sınır dışı kararını otomatik olarak kaldırmaz. Çünkü ceza yargılaması ile idari yargılama farklı değerlendirme alanlarına sahiptir. Bununla birlikte sınır dışı kararının temel gerekçesi ceza soruşturmasındaki suç isnadı ise, isnadın ortadan kalkması idari işlemin hukuki temelini zayıflatabilir.

    Özellikle kamu düzeni tehdidi değerlendirmesinin yalnızca soruşturma kaydına veya soyut istihbari bilgiye dayandırıldığı hâllerde, kişisel ve güncel bir değerlendirme yapılması gerekir. İdare, yabancının güncel olarak neden kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğunu somutlaştırmalıdır.

    Bu nedenle takipsizlik veya beraat kararından sonra mevcut sınır dışı ve tahdit işlemlerinin ayrıca incelenmesi; gerekirse idari başvuru, iptal davası veya yeni hukuki durumun mahkemeye sunulması gerekir. Eğer kesinleşen bir mahkeme kararı da var ise bu durum göç idaresine sunulmak suretiyle hukuka aykırı karardan vazgeçilmesi sağlanabilir veya ilgili mahkemeye yargılamanın yenilenmesi ve benzeri yola başvurulup ilgili adaletsizlik giderileblilecektir.

    11. Hangi durumlar sınır dışı riskini artırabilir?

    Yabancının Türkiye’de yasal kalış hakkının bulunmaması, sahte belge kullanması, daha önce verilmiş bir giriş yasağı veya sınır dışı kararının bulunması, kimliğinin tespit edilememesi, kaçma riskinin somut şekilde ortaya konulması veya ciddi suç isnatları göç hukuku bakımından risk değerlendirmesini ağırlaştırabilir.

    Ancak suçun adı tek başına yeterli değildir. Soruşturmanın aşaması, deliller, yabancının kişisel durumu, aile bağları ve sınır dışı edilmesi hâlinde karşılaşacağı sonuçlar birlikte ele alınmalıdır. Her uyuşturucu, yaralama, dolandırıcılık veya benzeri suç soruşturması aynı hukuki sonucu doğurmaz.

    Özellikle henüz mahkûmiyet bulunmayan bir soruşturma aşamasında, masumiyet karinesi ile idarenin kamu düzenini koruma yetkisi arasında ölçülü bir değerlendirme yapılmalıdır.

    12. Avukat desteği neden iki alanda birlikte yürütülmelidir?

    Yabancıların karıştığı ceza soruşturmalarında yalnızca ceza dosyasına odaklanılması yeterli olmayabilir. Kişi ceza soruşturmasında serbest bırakılsa bile Göç İdaresi tarafından geri gönderme merkezine sevk edilebilir. Tersine, göç hukuku bakımından serbest kalan kişinin ceza dosyasındaki adli kontrol veya duruşma yükümlülükleri devam edebilir.

    Bu nedenle ceza dosyasındaki ifade, delil, tutuklama ve adli kontrol süreçleri ile göç hukukundaki sınır dışı, idari gözetim, tahdit kodu ve ikamet izni işlemleri eş zamanlı takip edilmelidir. İki alan arasında kurulacak doğru bağlantı, çelişkili kararların ve telafisi güç hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olur.

    13. Sık sorulan sorular

    Gözaltına alınan her yabancı geri gönderme merkezine gönderilir mi?

    -Hayır. Bunun için ayrıca göç hukuku kapsamında işlem yapılması ve gerekli görülürse idari gözetim kararı alınması gerekir.

    Yabancı serbest bırakıldıktan sonra sınır dışı edilebilir mi?

    -Evet. Ceza soruşturmasında serbest bırakılma, idari makamların ayrıca değerlendirme yapmasına engel değildir.

    Takipsizlik alan yabancı kesin olarak Türkiye’de kalabilir mi?

    -Hayır. Ancak takipsizlik kararı, özellikle sınır dışı işleminin suç isnadına dayandığı dosyalarda önemli bir lehe delildir.

    Beraat kararı sınır dışı kararını kendiliğinden kaldırır mı?

    -Kural olarak hayır. Mevcut sınır dışı kararına karşı ayrıca hukuki işlem yapılması gerekebilir.

    Geri gönderme merkezi cezaevi midir?

    -Hayır. Geri gönderme merkezinde tutulma ceza infazı değil, idari gözetim tedbiridir.

    Türkçe bilmeyen yabancıya tercüman verilmesi zorunlu mudur?

    -Kişi meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa savunma hakkının etkili kullanılabilmesi için tercüman görevlendirilmelidir.

    14. Sonuç

    Bir yabancının gözaltına alınması, otomatik olarak sınır dışı edileceği anlamına gelmez. Ceza soruşturması ile sınır dışı ve idari gözetim süreçleri farklı hukuki dayanaklara sahiptir. Bununla birlikte uygulamada bu süreçler çoğu zaman aynı anda ilerlediği için, ceza dosyasındaki her gelişmenin göç hukuku bakımından da değerlendirilmesi gerekir.

    Gözaltına alınan yabancının avukat ve tercüman hakkının korunması, hakkında sınır dışı veya idari gözetim kararı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, tebliğ tarihlerinin kaçırılmaması ve gerekli yargısal başvuruların süresinde yapılması büyük önem taşır.

    Her somut olayda suç isnadı, yabancının yasal kalış durumu, aile bağları, sağlık durumu, gönderileceği ülkeye ilişkin riskler ve kamu düzeni değerlendirmesi birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle ceza hukuku ile göç hukukunun kesiştiği dosyalarda iki sürecin eş zamanlı ve koordineli biçimde takip edilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından belirleyicidir.

    Av. Mehmet Şirin Korkmaz

    Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişebilir.

  • CEZA İNFAZ KURUMUNDAN TAHLİYE EDİLEN VEYA DENETİMLİ SERBESTLİĞE AYRILAN YABANCI GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLİR Mİ?

    CEZA İNFAZ KURUMUNDAN TAHLİYE EDİLEN VEYA DENETİMLİ SERBESTLİĞE AYRILAN YABANCI GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLİR Mİ?

    Türkiye’de ceza infaz kurumunda bulunan yabancı uyruklu kişilerin tahliye edilmesi veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle ceza infaz kurumundan ayrılması sonrasında karşılaştıkları en önemli hukuki sorunlardan biri, kişinin doğrudan serbest bırakılmayarak geri gönderme merkezine gönderilmesidir.

    Uygulamada yabancı uyruklu bir kişi ceza infaz kurumundan tahliye edildiğinde veya denetimli serbestlik hükümlerinden yararlandırıldığında, ceza infaz kurumu çıkışında kolluk görevlilerine teslim edilerek İl Göç İdaresi Müdürlüğü nezdinde işlem yapılmak üzere götürülebilmektedir. Yapılan değerlendirme sonucunda yabancı hakkında sınır dışı etme ve idari gözetim kararı alınması hâlinde kişi geri gönderme merkezine sevk edilebilmektedir.

    Ancak önemle belirtmek gerekir ki ceza infaz kurumundan tahliye edilen veya denetimli serbestliğe ayrılan her yabancının otomatik olarak geri gönderme merkezine gönderilmesi hukuken mümkün değildir.

    CEZAEVİNDEN TAHLİYE OLMAK OTOMATİK SINIR DIŞI SEBEBİ MİDİR?

    Yabancılar hakkında sınır dışı etme işlemleri, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında yürütülmektedir.

    6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinde, haklarında sınır dışı etme kararı alınabilecek yabancılar düzenlenmiştir. Özellikle 54-1-a-d bentleri verilen sınır dışı kararların gerekçesini oluşturmaktadır. Bunlar Türk Ceza Kanunu’nun 59. maddesi uyarınca sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilen yabancılar ile kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu değerlendirilen yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınması gündeme gelebilmektedir.

    Dolayısıyla yabancı bir kişinin Türkiye’de bir suçtan dolayı mahkûm olması, Göç İdaresi tarafından yabancının durumunun ayrıca değerlendirilmesine neden olabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Ceza mahkûmiyetinin bulunması ile kişinin otomatik olarak sınır dışı edilmesi veya geri gönderme merkezinde tutulması aynı şey değildir.

    İdarenin yabancının kişisel durumunu, işlenen suçun niteliğini, mahkûmiyetin içeriğini, kişinin Türkiye’deki aile ve sosyal bağlarını, Türkiye’deki yasal kalış durumunu ve sınır dışı edilmesi hâlinde karşılaşabileceği riskleri somut olay özelinde değerlendirmesi gerekir. Uygulamada ise yabancı kişi çoğunlukla hakkında belirtilen bentlerden haklarında sınır dışı kararı alınmak suretiyle GGM’ye gönderilmektedir. O yüzden sizin bu hususta hazırlıklı olmanız elzemdir.

    DENETİMLİ SERBESTLİĞE AYRILAN YABANCI GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLEBİLİR Mİ?

    Denetimli serbestlik, cezanın infazına ilişkin bir kurumdur. Bir yabancının denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanarak ceza infaz kurumundan ayrılması, kişinin ceza hukuku ve infaz hukuku bakımından cezaevinden çıkmasını sağlar. Bunun şartları 5275 Sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinde belirtilmektedir. Bu kanuna göre kişi Salı verildiği zaman, denetimli serbestliğe ayrılma talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içerisinde müracaat etmesi gerekmektedir. Kişi buraya beş gün içerisinde müracaat ettiği zaman kişi için denetimli serbestlik planı düzenlenir ve kişinin buna uyması gerekmektedir. Aksi durumda kişi denetimli serbestlik ihlalinde bulunmuş olur ve cezanın infazı için tekrardan ceza İnfaz kurumuna alınabilir. Yabancı kişi ceza İnfaz kurumundan denetimli serbest bırakıldı zaman elinde belirtilen evraklar bulunur.

    Ancak kişinin yabancı olması hâlinde göç hukuku bakımından ayrıca işlem yapılabilir. Bu nedenle uygulamada denetimli serbestliğe ayrılan yabancı, ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra doğrudan serbest bırakılmayarak kolluk birimlerine teslim edilebilmekte ve yabancının durumu İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından değerlendirilebilmektedir.

    Yabancı hakkında daha önceden verilmiş bir sınır dışı etme kararı bulunması veya yapılan değerlendirme sonucunda 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesi kapsamında sınır dışı etme kararı alınması hâlinde, idari gözetim süreci gündeme gelebilir. Ancak denetimli serbestliğe ayrılmış olmak tek başına geri gönderme merkezine gönderilme sebebi değildir.

    TAHLİYE EDİLEN YABANCI DOĞRUDAN GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLEBİLİR Mİ?

    Bir yabancının geri gönderme merkezinde tutulabilmesi için 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesi kapsamında idari gözetim kararı alınması gerekir.

    Kanuna göre hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılardan;

    • Kaçma veya kaybolma riski bulunanlar,
    • Türkiye’ye giriş veya Türkiye’den çıkış kurallarını ihlal edenler,
    • Sahte veya asılsız belge kullananlar,
    • Kendilerine tanınan sürede Türkiye’den çıkmayanlar,
    • Kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu değerlendirilenler

    hakkında idari gözetim kararı alınması gündeme gelebilir.

    Dolayısıyla ceza infaz kurumundan tahliye edilmiş olmak, tek başına idari gözetim kararı verilmesi için yeterli değildir. Fakat şunu önemle belirtelim ki uygulamada izah edildiği üzere kişi hakkında genelde 6458 sayılı yasanın 54-1-a veya d bendi gereği sınır dışı karar verilir ve kişi kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğu gerekçesiyle idari gözetim altına alınmaktadır.

                Ancak yalnızca geçmiş tarihli bir mahkûmiyet kararının varlığı üzerinden otomatik ve soyut bir değerlendirme yapılması hukuki açıdan tartışmalıdır. Özellikle yabancının cezasını infaz etmiş olması, koşullu salıverilmesi veya denetimli serbestlik hükümlerinden yararlandırılması hâlinde kişinin güncel olarak kamu düzeni açısından oluşturduğu iddia edilen tehdidin somutlaştırılması önem taşımaktadır. Şunu da önemle belirtmek gerekir ki yukarıda da belirtilen 5275 sayılı yasa gereği kişi iyi halde olmak şartıyla zaten denetimli serbest ayrılmaktadır. Yani esasen denetimli serbestliğe ayrılan yabancı zaten iyi halli birisidir. Bu sebeple ilgili kişinin kamu düzeni için bir tehdit oluşturacağı savı da çürütürmektedir.

    Yeni önemle belirtmek gerekir ki, yabancı kişi denetimli serbestliğe ayrıldığı zaman denetimli serbestlikte uyuması gereken yükümlülükler kişinin idari gözetimi alternatif yükümlülüklerinden çok daha ağır bir yükümlülüktür. Bu yükümlülüklere uyulmadığı zaman kişi daha ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Yabancı hakkında her ne kadar sınır dışı kararı verilebilecekse de idari gözetim kararı şart olmamalıdır. İdare, idari gözetim kararının neden gerekli olduğunu ve yabancının neden idari gözetime alternatif yükümlülüklerle takip edilemeyeceğini somut olay kapsamında değerlendirmelidir.

    İDARİ GÖZETİMDE GEÇERİLECEK SÜREYE İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME

    Yabancı kişi denetimli serbestlik sonrası hakkında sınır dışı kararı verilip idari gözetim altına alınmışsa kişi için başkaca sorunlar meydana gelebilmektedir. Bu sebeple kişinin özellikle hem ceza hem de göç hukuk alanında uzman bir avukat ile hareket etmesi gerekmektedir. Kişi için idare Mahkemesi süresi içinde sınır dışı davası açılıp ilgili sınır dışı işlemlerin durdurulması yanında yabancı kişinin idari gözetim altında olduğunun özellikle denetimli serbestliğini başlatacağı denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirimin temel sebebi bazen yabancı kişi idari gözetim altında iken denetimli serbestlik müdürlüğünün bu durumdan haberdar olmamasıdır.

    Yukarıda da izah edildiği üzere kişi ceza İnfaz kurumundan denetimli serbestlik ayrıldıktan sonra beş gün içerisinde ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuru yapması gerekmektedir. Başvuru yapılmadığı taktirde kişi denetimli serbestliği ihlal eder ve kişi yeniden ceza İnfaz kurumuna alınabilecektir. Bu sebeple yabancı kişinin idari gözetimde olduğu durumunun ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirilmesi suretiyle herhangi bir ihlalin yapılmadığın sağlanması gerekmektedir.

    Esasen denetimli serbestlik müdürlüğü ile geri gönderme merkezleri arasında işbirliğinin sağlanması ve yabancının mağduriyetine yol açabilecek uygulamaların önüne geçilmesi gerekmektedir. Daha önce karşılaştığımız somut bir olayda müvekkilin Hürriyet hakkı ciddi bir şekilde ihlal edilmiştir. Söz konusu somut olay şu şekildeydi; müvekkil hırsızlık suçundan 2 Yıl 1 Ay hapis cezasına hükmedilmişti. Müvekkil buna istinaden ceza İnfaz kurumuna girmiş ve birkaç gün içinde denetimli serbestliğe ayrılmıştır. Müvekkil kamu düzenini tehdit gerekçesiyle doğrudan hakkın sınır dışı kararı verilip idari gözetim altına alınmıştı. Müvekkil yaklaşık dokuz ay idari gözetim altında kaldıktan sonra hakkında bu sefer denetimli serbestliği ihlal ettiği gerekçesiyle ilgili infaz hakimliği kararı ile müvekkil yeniden ceza İnfaz Kurumu’na alınmıştı. Bu sürede tarafımızca, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 28.06.2024 Tarih ve 2024/4104 Esas ve 2024/4805 Karar sayılı ilamı ile yabancı kişinin geri gönderme merkezine alınması sebebiyle denetimli serbestlik müdürlüğüne gidemediği ve bu sebeple herhangi bir denetim ihlalinde bulunmadigi şeklindeki kararı da sunularak müvekkil kısa sürede yine ilgili infaz hakimliğini kararı ile salıverilmişti. Müvekkil, salıverildiği gibi ilgili göç idaresi tarafından yine aynı gerekçeyle idari gözetim kararı verilerek geri gönderme merkezine alındı. Tarafımızca söz konusu bu süreçler en başından itibaren detaylı bir şekilde idari gözetim itirazında bulunurken ilgili Sulh ceza hakimliğine açıklanmışsa da müvekkilin idari gözetimi herhangi bir şekilde kaldırılmamıştır. Nihai olarak müvekkil 21 ay idari gözetim altında kaldıktan sonra alternatif yükümlülük ile salıverilmişti. Söz konusu bu durum müvekkili ciddi bir şekilde mağdur etmişti. Sizin de bu tür mağduriyetleri yaşamamanız için ilgili durumu denetimli serbestlik müdürlüğüne bildirmeniz elzemdir.

    GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLEN YABANCI NE YAPABİLİR?

    Ceza infaz kurumundan tahliye edildikten veya denetimli serbestliğe ayrıldıktan sonra geri gönderme merkezine gönderilen yabancı hakkında öncelikle hangi idari kararların alındığının tespit edilmesi gerekir. Akabinde yukarıda belirttiğimiz şekilde denetimli serbestlik müdürlüğüne her ihtimale karşı yabancı kişinin idari gözetim altında olduğunun bildirilmesi gerekmektedir.  Daha sonra yabancı hakkında idari gözetim kararına karşı 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesi kapsamında sulh ceza hâkimliğine başvurularak idari gözetim kararına itiraz edilebilir.

    Sulh ceza hâkimliğine yapılacak başvuruda yabancının sabit adresi, aile bağları, Türkiye’deki yaşam düzeni, kaçma riskinin bulunmaması ve idari gözetime alternatif yükümlülüklerin yeterli olup olmayacağı özellikle değerlendirilmelidir. Ayrıca yabancı hakkında sınır dışı etme kararı verilmiş ise sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür.

    Sınır dışı etme kararına karşı açılacak davada yabancının gönderileceği ülkede karşılaşabileceği riskler, aile hayatı, çocukların üstün yararı, sağlık durumu ve 6458 sayılı Kanun’un 4. ve 55. maddeleri kapsamında sınır dışı edilmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

    SONUÇ

    Ceza infaz kurumundan tahliye edilen veya denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanarak cezaevinden ayrılan yabancıların doğrudan ve otomatik olarak geri gönderme merkezine gönderilmesi gerektiğine ilişkin genel bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.

    Bununla birlikte yabancının ceza infaz kurumundan ayrılmasının ardından Göç İdaresi tarafından göç hukuku bakımından durumu değerlendirilebilir. Yabancı hakkında sınır dışı etme ve idari gözetim kararı alınması hâlinde kişi geri gönderme merkezine sevk edilebilir.

    Ancak idari gözetim kararının 6458 sayılı Kanun’da belirtilen sebeplere dayanması, kişinin bireysel durumunun değerlendirilmesi ve tedbirin gerekli ve ölçülü olması gerekir. Özellikle cezasını tamamlayan veya denetimli serbestliğe ayrılan yabancının yalnızca geçmiş mahkûmiyeti gerekçe gösterilerek geri gönderme merkezinde tutulması hâlinde, idari gözetim kararının hukuka uygunluğu ayrıntılı olarak incelenmelidir.

    Geri gönderme merkezinde bulunan yabancılar bakımından idari gözetim kararına itiraz ve sınır dışı etme kararına karşı iptal davası süreleri ile uygulanacak hukuki yollar birbirinden farklıdır. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre hukuki sürecin ayrıca değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin Korkmaz) olarak bu konuda tarafınıza gerekli hukuki hizmet sağlanabilecektir.  

    Avukat Mehmet Şirin Korkmaz

    (Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişiklik gösterebilir.)

  • BİR YABANCI KİŞİNİN KARAKOLDA ŞÜPHELİ OLARAK İFADESİ ALINDIĞI ZAMAN GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLİR Mİ?

    BİR YABANCI KİŞİNİN KARAKOLDA ŞÜPHELİ OLARAK İFADESİ ALINDIĞI ZAMAN GERİ GÖNDERME MERKEZİNE GÖNDERİLİR Mİ?

    Bu soruya mevzuat hükümleri ile uygulamadaki fiilî durum bakımından iki farklı cevap vermek gerekir. Hukuken, bir yabancının yalnızca şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmış olması, tek başına Geri Gönderme Merkezine gönderilmesi için yeterli bir sebep değildir. Bununla birlikte özellikle son yıllardaki uygulamada, herhangi bir adli olaya şüpheli sıfatıyla karışan yabancıların ifadelerinin alınmasının ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildiği ve haklarında 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54/1-d maddesi kapsamında “kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu” gerekçesiyle sınır dışı etme işlemleri başlatıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu uygulamanın gerekçesi ilgili kolluk görevlilerine sorulduğu zaman İç İşleri Bakanlığı tarafından verilen Genelge gereği denilmektedir.  Bu tabi ki de adil bir yaklaşım değildir ve kanaatimizce fevkalade yanlıştır. Kanaatimizce salt bir ceza soruşturmasının varlığı, yabancının YUKK m.54/1-d anlamında kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğunun kabulü için tek başına yeterli görülmemelidir. Zira soruşturma makamlarınca henüz suçluluğu tespit edilmemiş bir kişi hakkında, yalnızca şüpheli sıfatına dayanılarak ‘kamu düzeni tehdidi’ kabulü yapılması; işlemin sebep unsuru, ölçülülük ilkesi ve bireyselleştirilmiş değerlendirme yükümlülüğü bakımından ciddi hukuki tartışmalar doğurmaktadır.

     Bu sebeple kişinin ifadesi alındıktan sonra ilgili Cumhuriyet Başsavcısı ile yapılacak görüşme sonrasında kişinin Göç İdaresine verilmeksizin salıverilmesi gerekmektedir. Yabancının Göç İdaresine teslimi de, “Adli olay → Göç İdaresine bildirim/değerlendirme → m.54 kapsamında sınır dışı değerlendirmesi → sınır dışı kararı → m.57 şartlarının ayrıca değerlendirilmesi → idari gözetim → GGM” şeklindeki bir yol haritası izlenmesi gerekiyorken uygulamada ise bu bireyselleştirilmiş değerlendirme çoğu zaman yalnızca yabancı hakkında bir ceza soruşturması bulunmasına indirgenmekte; soruşturmanın niteliği, delil durumu ve yabancının gerçekten kamu düzeni açısından güncel ve somut bir tehdit oluşturup oluşturmadığı yeterince tartışılmadan YUKK m.54/1-d kapsamında işlem tesis edilebilmektedir.

              Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bazen kişi mevcutlu olarak adliyeye getirtilip itham edildiği suça, işleniş şekline ve somut delillere göre 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 100 ve devamı gereği Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından karar verilmek üzere kişi Tutuklama veya Adli Kontrol Talebiyle sevki yapılabilir. İlgili Sulh ceza Hakimliği tarafından kişi hakkında Tutuklama kararı veya CMK madde 109 gereği bir belirli yerlere imza atmak, elektronik kelepçe, yurt dışına çıkış yasağı vb. adli kontrol şartları verilebilir. Burada yabancı için önemli olan tabi ki de yurt dışına çıkış yasağı kararıdır. Aksi durumda ise Yabancı kişi hakkında tutuklama kararı verilmesi durumunda zaten kişi ceza infaz kurumuna(Cezaevi) gönderilir, diğer adli kontrol durumlarında kişi yine Göç İdaresine teslim edilir ve nihayetinde geri gönderme merkezine gönderilir.

              Yazımızın başında kişinin bazı istisnai durumlar ile geri gönderme merkezine gönderilmeksizin salıverilmesini belirtmiştik. Bunlar kısaca;

    • Kişi hakkında hakimlikçe verilen Yurt Dışı Çıkış Yasağı olması durumunda kişi Göç İdaresince ya geri gönderme merkezine gönderilmeksizin salıverilmesi veya geri gönderme merkezine gönderildikten sonra salıverilmesidir. Yabancı hakkında CMK m.109 kapsamında yurt dışına çıkış yasağı bulunması, sınır dışı kararının fiilen uygulanması bakımından önemli bir hukuki engel ve kurumlar arası yetki çatışması doğurabilir. Uygulamada bu durum, yabancının derhâl sınır dışı edilmesini engelleyebilmekte; sınır dışı kararını kendiliğinden hukuka aykırı veya hükümsüz hâle gelmemekle beraber icrası yapılamadığı için kişi çoğunlukla salıverilmektedir.
    • İlgili Göç İdaresi tarafından bazen kişinin uyruğu, ikamet süreci vb. sebepler ile hakkında 6458 Sayılı Yasanın 56. Maddesi gereği kişi 15-30 gün içinde Türkiye’yi Terke Davet edebilir. Normal şartlarda ilgili madde gereği kamu düzenini bozma durumlarında ülkeyi terke davet kararı verilmemesi gerekmektedir. Fakat ilgili Göç İdaresi tarafından bazen böyle kararlar verilebilmektedir.
    • Bununla birlikte kolluk birimleri ile İl Göç İdaresi Müdürlükleri arasındaki bildirim ve sevk uygulamalarının iller ve somut olaylar bakımından yeknesak olmadığı uygulamada gözlemlenmektedir. Bu sebeple bazen kişinin şüpheli olarak ifadesi alındığı zaman Göç İdaresine haber verilmeksizin salıverilme yapılabilmektedir.

    SONUÇ VE TAVSİYE:

              Nihai olarak yabancı bir kişi haksız ithamlar ile veya taksiren ya da kasten işlediği eylemler ile bir ceza soruşturmasına tabi tutulabilecektir. Burada önemli olan Göç Hukukunu ihmal etmemektir. Bu sebeple hem Göç Hukukuna hem de Ceza Hukukuna vakıf bir avukat ile hareket etmeniz büyük önem taşımaktadır. Belki siz veya aileniz hakim karşısında herhangi bir adli kontrol şartı veya tutuklama kararı olmaksızın salıverilmenize sevinebilirsiniz. Fakat Göç Hukuku sizin bu sevincinizi tümden bitirebilir ve sizi çok daha zor bir duruma düşürebilir. Bir yabancının savcılık veya hâkimlik tarafından serbest bırakılması, yabancı bakımından özgürlüğüne kesin olarak kavuştuğu anlamına gelmeyebilir. Ceza muhakemesi yönünden serbest kalan yabancı hakkında aynı olay gerekçe gösterilerek sınır dışı etme ve idari gözetim süreci başlatılabilir. Bu nedenle yabancıların taraf olduğu ceza soruşturmalarında savunmanın yalnızca ceza hukuku bakımından değil, işlemin olası göç hukuku sonuçları bakımından da eş zamanlı yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin KORKMAZ) olarak bu süreçte sizin yanınızda olabilir, gerekli hukuki hizmeti sağlayabiliriz.

    NOT: Bu yazımız Haziran 2026 Tarihine kadar uygulamalardan ve mevzuatlardan edindiğimiz tecrübelere dayanmaktadır. Göç hukuku dinamik bir alan olduğu için güncel hali için mutlaka alanında uzman bir avukat ile iletişime geçmeniz gerekmektedir.

Hemen Ara