YABANCI GÖZALTINA ALINIRSA NE OLUR?SINIR DIŞI EDİLİR Mİ?

Türkiye’de bulunan yabancı uyruklu kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri, gözaltına alınmaları hâlinde sınır dışı edilip edilmeyecekleridir. Uygulamada yabancının karakola götürülmesi, hakkında ceza soruşturması başlatılması veya gözaltına alınması ile sınır dışı süreci çoğu zaman aynı işlemmiş gibi değerlendirilmektedir. Oysa ceza soruşturması ile göç hukuku işlemleri farklı makamlar tarafından, farklı kanuni şartlara dayanılarak yürütülür. Bu nedenle bir yabancının gözaltına alınması, tek başına suçlu olduğu veya otomatik şekilde Türkiye’den çıkarılacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte ceza soruşturması sırasında elde edilen bilgiler, yabancının Göç İdaresi tarafından kamu düzeni ve kamu güvenliği yönünden ayrıca değerlendirilmesine yol açabilir.

Ablakat Hukuk Bürosu olarak (İzmir Göç Avukatı ve İzmir Ceza Avukatı Av. Mehmet Şirin KORKMAZ tarafından) bu yazıda gözaltına alınan yabancının hangi haklara sahip olduğu, gözaltı sonrasında hangi kararların verilebileceği, yabancının geri gönderme merkezine götürülüp götürülemeyeceği ve sınır dışı kararlarına karşı hangi hukuki yolların kullanılabileceği açıklanmaktadır.

1. Gözaltı nedir?

Gözaltı, bir ceza soruşturması kapsamında uygulanan geçici bir koruma tedbiridir. Bir kişinin gözaltına alınması, hakkında suç şüphesi bulunduğunu ve soruşturma işlemlerinin sürdürüldüğünü gösterir; ancak bu kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunduğu anlamına gelmez. Masumiyet karinesi gereğince, kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadıkça suçlu kabul edilemez.

Yabancı uyruklu kişiler bakımından da gözaltı tedbirinin niteliği değişmez. Yabancı kişi, Türk vatandaşıyla aynı ceza muhakemesi güvencelerinden yararlanır. Yabancı olması, kolluğun veya savcılığın temel usul güvencelerini uygulamamasına gerekçe oluşturamaz.

2. Gözaltına alınan yabancı otomatik olarak sınır dışı edilir mi?

Hayır. Gözaltına alınmak ile sınır dışı edilmek birbirinden farklı hukuki sonuçlardır. Ceza soruşturması Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür. Sınır dışı etme kararı ise 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında yetkili idari makamlar tarafından alınır.

Bir yabancı gözaltına alındıktan sonra ifade işlemlerinin ardından serbest bırakılabilir, adli kontrol altına alınabilir, sulh ceza hâkimliğince tutuklanabilir veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir. Bu ihtimallerden hiçbiri tek başına sınır dışı kararının zorunlu olarak verileceği anlamına gelmez.

Bununla birlikte yabancı hakkında yürütülen soruşturmanın konusu, isnat edilen fiilin niteliği, kişinin Türkiye’deki yasal kalış durumu, hakkında daha önce verilmiş kararlar ve kamu düzenine ilişkin değerlendirmeler Göç İdaresi tarafından ayrıca dikkate alınabilir. Dolayısıyla gözaltı otomatik sınır dışı sebebi değildir; ancak göç hukuku bakımından ayrı bir idari incelemeyi tetikleyebilir.

3. Ceza soruşturması ile göç hukuku süreci nasıl ayrılır?

Ceza muhakemesinde temel soru, yabancının isnat edilen suçu işleyip işlemediğidir. Göç hukuku bakımından ise yabancının Türkiye’de kalmaya devam edip edemeyeceği, sınır dışı sebeplerinden birinin bulunup bulunmadığı ve sınır dışı işleminin kişisel durumu bakımından hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilir.

Bu iki süreç birbirinden bağımsız olmakla birlikte birbirini etkileyebilir. Örneğin bir ceza dosyasında beraat veya takipsizlik kararı verilmesi, yabancı hakkında daha önce tesis edilen sınır dışı kararını kendiliğinden ortadan kaldırmayabilir. Ancak bu kararlar, sınır dışı işleminin dayanağını ciddi biçimde zayıflatabilir ve idare mahkemesinde açılacak iptal davasında önemli delil oluşturabilir.

Tersine, ceza soruşturmasının devam ediyor olması da yabancının mutlaka tutuklanacağı veya sınır dışı edileceği anlamına gelmez. Her işlem kendi kanuni şartları içinde ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

4. Gözaltından sonra hangi ihtimaller ortaya çıkabilir?

Gözaltı sürecinin sonunda yabancı hakkında farklı kararlar verilebilir. Cumhuriyet savcısı yabancıyı doğrudan serbest bırakabilir. Sulh ceza hâkimliği adli kontrol uygulanmasına veya tutuklamaya karar verebilir. Soruşturma ilerleyen aşamada takipsizlikle sonuçlanabilir ya da kamu davası açılabilir.

Ceza soruşturmasının yanı sıra yabancının İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilmesi de gündeme gelebilir. Bu teslim işlemi, tek başına kişinin geri gönderme merkezinde tutulabileceği anlamına gelmez. Geri gönderme merkezinde tutulabilmesi için kanuni şartları taşıyan ayrıca bir idari gözetim kararının bulunması gerekir.

Uygulamada özellikle yabancının yasal kalış hakkının bulunmaması, hakkında geçerli bir sınır dışı kararı olması, kaçma ve kaybolma riskinin değerlendirilmesi veya kamu düzeni bakımından tehdit oluşturduğu kanaatine varılması hâllerinde göç hukuku işlemleri başlatılabilmektedir.

5. Yabancı gözaltından sonra geri gönderme merkezine götürülebilir mi?

Evet, götürülebilir; ancak bu sonuç otomatik değildir. Geri gönderme merkezleri ceza infaz kurumları değildir. Burada tutulma, ceza mahkûmiyetinin infazı değil, 6458 sayılı Kanun kapsamında uygulanan idari gözetim tedbiridir.

İdari gözetim kararı verilebilmesi için yabancı hakkında sınır dışı sürecinin bulunması ve Kanunda belirtilen sebeplerden birinin somut olayda mevcut olması gerekir. Kaçma veya kaybolma riski, Türkiye’ye giriş ya da çıkış kurallarının ihlali, sahte belge kullanılması, verilen sürede çıkış yapılmaması veya kamu düzeni, kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit değerlendirmesi bu kapsamda gündeme gelebilir.

Anayasa Mahkemesi kararlarında da hakkında sınır dışı etme kararı bulunmayan bir yabancının sınır dışı amacıyla idari gözetim altında tutulmasının kanuni dayanak sorunu doğurabileceği vurgulanmıştır. Bu nedenle kolluğun yabancıyı Göç İdaresine teslim etmesi ile yabancının geri gönderme merkezinde hukuka uygun biçimde tutulması aynı şey değildir.

6. İdari gözetim kararına karşı ne yapılabilir?

İdari gözetim, kişinin özgürlüğünü doğrudan sınırlayan bir tedbirdir. Bu nedenle kararın kanuni gerekçesinin bulunması, kişisel durumun değerlendirilmesi ve tedbirin gerekli ve ölçülü olması gerekir.

Yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Başvuruda yabancının sabit adresi, aile bağları, düzenli yaşamı, kaçma riskinin bulunmaması, sağlık durumu, çocukların üstün yararı ve idari gözetime alternatif yükümlülüklerin yeterli olup olmayacağı ortaya konulmalıdır.

6458 sayılı Kanunda idari gözetime alternatif yükümlülükler de düzenlenmiştir. Belirli bir adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, teminat veya elektronik izleme gibi tedbirler somut olayın şartlarına göre değerlendirilebilir. İdari gözetimin devamında zaruret kalmaması hâlinde tedbirin sonlandırılması gerekir.

7. Sınır dışı kararına karşı hangi hukuki yol vardır?

Yabancı hakkında sınır dışı etme kararı verilmesi hâlinde, kararın gerekçesi ve tebliğ tarihi dikkatle incelenmelidir. Sınır dışı kararına karşı, kanunda öngörülen süre içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Güncel düzenlemeye göre bu süre kararın tebliğinden itibaren yedi gündür.

Dava dilekçesinde yalnızca ceza soruşturmasının sonucu değil; yabancının aile hayatı, Türkiye’de bulunan eşi ve çocukları, sağlık durumu, gönderileceği ülkede karşılaşabileceği riskler, geri gönderme yasağı, çocukların üstün yararı ve kişinin Türkiye’deki sosyal bağları birlikte değerlendirilmelidir.

Ceza dosyasında takipsizlik veya beraat kararı verilmişse bu karar sınır dışı davasına sunulmalıdır. İsnadın ceza hukuku bakımından ispatlanamaması, özellikle sınır dışı işlemi yalnızca aynı isnada dayanıyorsa idari işlemin gerekçesini önemli ölçüde etkileyebilir.

8. Gözaltına alınan yabancının ceza muhakemesindeki hakları nelerdir?

Yabancı uyruklu kişi, gözaltı sırasında avukat yardımından yararlanma, susma hakkını kullanma, isnadı öğrenme, yakınlarına veya belirlediği kişiye haber verilmesini isteme, sağlık kontrolünden geçirilme ve hukuka aykırı işlemlere karşı başvuru yapma haklarına sahiptir.

Yabancının Türkçe bilmemesi hâlinde tercüman görevlendirilmesi savunma hakkının temel unsurudur. Şüpheli veya sanık, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa, kendisine yöneltilen suçlamayı ve haklarını anlayabileceği dilde öğrenebilmelidir. Tercüme yalnızca şekli bir işlem olarak görülmemeli; kişinin beyanının doğru ve eksiksiz biçimde alınmasını sağlamalıdır.

Yabancıya anlamadığı dilde hazırlanmış bir tutanağın imzalatılması, tercümanın yetersiz olması veya müdafi yardımına erişimin engellenmesi savunma hakkı bakımından ciddi sorunlar doğurabilir. Bu nedenle gözaltı tutanakları, ifade belgeleri ve tercüman bilgileri dikkatle incelenmelidir.

9. Adli kontrol kararı ile sınır dışı işlemi birlikte uygulanabilir mi?

Ceza soruşturmasında verilen adli kontrol kararı ile göç hukuku kapsamında tesis edilen sınır dışı işlemi farklı hukuki alanlara aittir. Bu nedenle teorik olarak aynı kişi hakkında iki süreç birlikte yürüyebilir.

Ancak yabancının belirli günlerde imza vermesi, belirli bir adreste bulunması veya yurt dışına çıkmaması şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri ile sınır dışı işlemi arasında uygulamada çelişki doğabilir. Hatta bunlardan yurt dışı çıkış yasaı ve belirli bir adreste bulunması (ev hapsi gibi) adli control şartları sınır dışı işlemlerini adeta durdurabilir, kişiyi idari gözetim altından çıkartabilir. Bu durumda ceza soruşturmasını yürüten makamlarla Göç İdaresi arasındaki koordinasyon önem taşır.

Yabancının geri gönderme merkezinde tutulması sebebiyle adli kontrol yükümlülüğünü yerine getirememesi hâlinde, durumun ilgili savcılık, mahkeme veya denetimli serbestlik birimine derhâl bildirilmesi gerekir. Aksi takdirde kişinin kendi iradesi dışında meydana gelen bir durum, yükümlülük ihlali olarak değerlendirilebilir.

10. Takipsizlik veya beraat kararı sınır dışı işlemini nasıl etkiler?

Takipsizlik veya beraat kararı, yabancının sınır dışı kararını otomatik olarak kaldırmaz. Çünkü ceza yargılaması ile idari yargılama farklı değerlendirme alanlarına sahiptir. Bununla birlikte sınır dışı kararının temel gerekçesi ceza soruşturmasındaki suç isnadı ise, isnadın ortadan kalkması idari işlemin hukuki temelini zayıflatabilir.

Özellikle kamu düzeni tehdidi değerlendirmesinin yalnızca soruşturma kaydına veya soyut istihbari bilgiye dayandırıldığı hâllerde, kişisel ve güncel bir değerlendirme yapılması gerekir. İdare, yabancının güncel olarak neden kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğunu somutlaştırmalıdır.

Bu nedenle takipsizlik veya beraat kararından sonra mevcut sınır dışı ve tahdit işlemlerinin ayrıca incelenmesi; gerekirse idari başvuru, iptal davası veya yeni hukuki durumun mahkemeye sunulması gerekir. Eğer kesinleşen bir mahkeme kararı da var ise bu durum göç idaresine sunulmak suretiyle hukuka aykırı karardan vazgeçilmesi sağlanabilir veya ilgili mahkemeye yargılamanın yenilenmesi ve benzeri yola başvurulup ilgili adaletsizlik giderileblilecektir.

11. Hangi durumlar sınır dışı riskini artırabilir?

Yabancının Türkiye’de yasal kalış hakkının bulunmaması, sahte belge kullanması, daha önce verilmiş bir giriş yasağı veya sınır dışı kararının bulunması, kimliğinin tespit edilememesi, kaçma riskinin somut şekilde ortaya konulması veya ciddi suç isnatları göç hukuku bakımından risk değerlendirmesini ağırlaştırabilir.

Ancak suçun adı tek başına yeterli değildir. Soruşturmanın aşaması, deliller, yabancının kişisel durumu, aile bağları ve sınır dışı edilmesi hâlinde karşılaşacağı sonuçlar birlikte ele alınmalıdır. Her uyuşturucu, yaralama, dolandırıcılık veya benzeri suç soruşturması aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Özellikle henüz mahkûmiyet bulunmayan bir soruşturma aşamasında, masumiyet karinesi ile idarenin kamu düzenini koruma yetkisi arasında ölçülü bir değerlendirme yapılmalıdır.

12. Avukat desteği neden iki alanda birlikte yürütülmelidir?

Yabancıların karıştığı ceza soruşturmalarında yalnızca ceza dosyasına odaklanılması yeterli olmayabilir. Kişi ceza soruşturmasında serbest bırakılsa bile Göç İdaresi tarafından geri gönderme merkezine sevk edilebilir. Tersine, göç hukuku bakımından serbest kalan kişinin ceza dosyasındaki adli kontrol veya duruşma yükümlülükleri devam edebilir.

Bu nedenle ceza dosyasındaki ifade, delil, tutuklama ve adli kontrol süreçleri ile göç hukukundaki sınır dışı, idari gözetim, tahdit kodu ve ikamet izni işlemleri eş zamanlı takip edilmelidir. İki alan arasında kurulacak doğru bağlantı, çelişkili kararların ve telafisi güç hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olur.

13. Sık sorulan sorular

Gözaltına alınan her yabancı geri gönderme merkezine gönderilir mi?

-Hayır. Bunun için ayrıca göç hukuku kapsamında işlem yapılması ve gerekli görülürse idari gözetim kararı alınması gerekir.

Yabancı serbest bırakıldıktan sonra sınır dışı edilebilir mi?

-Evet. Ceza soruşturmasında serbest bırakılma, idari makamların ayrıca değerlendirme yapmasına engel değildir.

Takipsizlik alan yabancı kesin olarak Türkiye’de kalabilir mi?

-Hayır. Ancak takipsizlik kararı, özellikle sınır dışı işleminin suç isnadına dayandığı dosyalarda önemli bir lehe delildir.

Beraat kararı sınır dışı kararını kendiliğinden kaldırır mı?

-Kural olarak hayır. Mevcut sınır dışı kararına karşı ayrıca hukuki işlem yapılması gerekebilir.

Geri gönderme merkezi cezaevi midir?

-Hayır. Geri gönderme merkezinde tutulma ceza infazı değil, idari gözetim tedbiridir.

Türkçe bilmeyen yabancıya tercüman verilmesi zorunlu mudur?

-Kişi meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa savunma hakkının etkili kullanılabilmesi için tercüman görevlendirilmelidir.

14. Sonuç

Bir yabancının gözaltına alınması, otomatik olarak sınır dışı edileceği anlamına gelmez. Ceza soruşturması ile sınır dışı ve idari gözetim süreçleri farklı hukuki dayanaklara sahiptir. Bununla birlikte uygulamada bu süreçler çoğu zaman aynı anda ilerlediği için, ceza dosyasındaki her gelişmenin göç hukuku bakımından da değerlendirilmesi gerekir.

Gözaltına alınan yabancının avukat ve tercüman hakkının korunması, hakkında sınır dışı veya idari gözetim kararı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, tebliğ tarihlerinin kaçırılmaması ve gerekli yargısal başvuruların süresinde yapılması büyük önem taşır.

Her somut olayda suç isnadı, yabancının yasal kalış durumu, aile bağları, sağlık durumu, gönderileceği ülkeye ilişkin riskler ve kamu düzeni değerlendirmesi birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle ceza hukuku ile göç hukukunun kesiştiği dosyalarda iki sürecin eş zamanlı ve koordineli biçimde takip edilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından belirleyicidir.

Av. Mehmet Şirin Korkmaz

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişebilir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

Hemen Ara