Etiket: yabancı eşin oturma izni

  • BOŞANMA DAVASI AÇILDIĞI ZAMAN YABANCI EŞİN AİLE İKAMET İZNİ İPTAL EDİLİR Mİ?

    BOŞANMA DAVASI AÇILDIĞI ZAMAN YABANCI EŞİN AİLE İKAMET İZNİ İPTAL EDİLİR Mİ?

    Merhaba, ben Avukat Mehmet Şirin Korkmaz. Ablakat Hukuk Bürosu bünyesinde İzmir’de özellikle göç hukuku ve ceza hukuku alanlarında hukuki hizmet vermekteyim.

    Göç hukuku alanında tarafımıza sıkça sorulan sorulardan biri şudur:

    “Türk vatandaşı eşim bana boşanma davası açtı. Aile ikamet iznim hemen iptal edilir mi?”

    Özellikle Türkiye’de aile ikamet izniyle yaşayan yabancılar, boşanma davasının açılmasıyla birlikte ikamet izinlerinin otomatik olarak iptal edileceğini ve derhâl Türkiye’den sınır dışı edileceklerini düşünmektedir. Ancak boşanma davasının açılması ile boşanma kararının kesinleşmesi birbirinden farklı hukuki durumlardır.

    Bu yazımızda boşanma davasının aile ikamet iznine etkisini, boşanma sonrasında yabancı eşin Türkiye’de kalıp kalamayacağını ve kısa dönem ikamet iznine geçiş şartlarını 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında açıklayacağız.

    1. AİLE İKAMET İZNİ NEDİR?

    6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 34. maddesinde aile ikamet izni düzenlenmiştir. Türk vatandaşlarının yabancı eşlerine belirli şartların bulunması hâlinde aile ikamet izni verilebilmektedir. Burada yabancı eşin ikamet hakkının temelinde aile birliğinin korunması bulunmaktadır. Türk vatandaşı eş, aile ikamet izni bakımından “destekleyici” konumundadır.

    Uygulamada yabancı eş, Türk vatandaşıyla evliliğine dayanarak Türkiye’de aile ikamet izni almakta ve yasal olarak Türkiye’de yaşamaktadır. Ancak eşler arasında boşanma sürecinin başlaması hâlinde aile ikamet izninin durumunun ne olacağı ciddi bir hukuki sorun hâline gelebilmektedir.Bu aşamada özellikle yabancı eş tarafından çok dikkatli adımlar atılması gerekmektedir.

    2. BOŞANMA DAVASI AÇILMASI AİLE İKAMET İZNİNİ OTOMATİK OLARAK İPTAL EDER Mİ?

    Hayır. Boşanma davasının açılması tek başına evliliği sona erdirmez. Türk Medeni Kanunu bakımından evlilik, boşanma kararının kesinleşmesiyle sona ermektedir. Bu nedenle eşlerden birinin boşanma davası açmış olması, yabancı eşin aynı gün itibarıyla “boşanmış” kabul edilmesi anlamına gelmez.

    Örneğin Türk vatandaşı bir erkek ile yabancı bir kadın evlidir ve yabancı eş Türkiye’de aile ikamet izniyle yaşamaktadır. Türk vatandaşı eşin boşanma davası açması hâlinde tarafların evliliği dava devam ettiği sürece hukuken devam etmektedir. Dolayısıyla kanaatimizce yalnızca boşanma davasının açılmış olması gerekçe gösterilerek aile ikamet izninin otomatik biçimde iptal edilmesi hukuken tartışmalıdır.

    Uygulamada ise ne yazık ki Göç İdareleri tarafından Boşanma davasının açıldığının tespiti halinde boşanma davasının açılması, İl Göç İdaresi Müdürlüğünün yabancının aile ikamet izni şartlarını yeniden incelemesine ve çoğunlukla ilgili ikameti iptal etmesine neden olabilir. Bu tespit bazen kötü niyetli eş tarafından yapılabilmekte bazen de eşlerin uzun süredir ayrı yaşaması, ortak aile hayatının fiilen sona ermiş olması veya evliliğin yalnızca ikamet izni almak amacıyla yapıldığı yönünde bir ihbar bulunması hâlinde yabancının ikamet dosyası incelemeye alınmaktadır.

    Bu nedenle “boşanma kesinleşmediği sürece Göç İdaresi hiçbir işlem yapamaz” şeklinde kesin bir değerlendirme yapmak doğru değildir. Her dosyanın kendi şartları ayrıca incelenmelidir.

    3. EŞLERİN AYRI YAŞAMASI AİLE İKAMET İZNİNİN İPTALİNE SEBEP OLUR MU?

    Uygulamada en fazla karşılaştığımız sorunlardan biri budur. Eşler boşanma davası devam ederken farklı adreslerde yaşamaya başlayabilmektedir. Türk vatandaşı eş, yabancı eşin aile ikamet izninin iptal edilmesi amacıyla Göç İdaresine dilekçe verebilmekte ve “Artık birlikte yaşamıyoruz, ikametini iptal edin” şeklinde talepte bulunabilmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki Türk vatandaşı eşin tek taraflı talebi, yabancı eşin ikamet iznini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

    İkamet izninin verilmesi ve iptal edilmesi idari bir işlemdir. Bu konuda değerlendirme yapma yetkisi ilgili idari makamlara aittir. Bununla birlikte aile ikamet izninin temelinde gerçek bir aile birliğinin bulunması nedeniyle, eşlerin fiilen ayrı yaşaması Göç İdaresi tarafından araştırılabilir. Burada ayrılığın sebebi son derece önemlidir.

    Örneğin yabancı eş; aile içi şiddet nedeniyle ortak konuttan ayrılmışsa, hakkında uzaklaştırma veya koruma kararı bulunuyorsa, Türk vatandaşı eş tarafından evden çıkarılmışsa, boşanma davasında eşinin ağır kusurlu olduğunu ileri sürüyorsa veya müşterek çocuklarıyla birlikte ayrı bir adreste yaşamak zorunda kalmışsa, yalnızca eşlerin farklı adreslerde yaşadığı gerekçesiyle yabancı eşin kötü niyetli veya anlaşmalı evlilik yaptığı, birlikte yaşama niyetlerinin olmadığı sonucuna varılması kanaatimizce hukuken doğru değildir. Tamamen benzer bir konuda karşılaştığımız bir durumda, müvekkil şiddet gördüğü gerekçesi ile boşanma davası açmış, hatta bu konuda ceza mahkemelerine intikal eden şikayetleri olmasına ragmen müvekkilin kocası Göç İdaresine müvekkilin ikametini kötüye kullandığı bu sebeple iptal edilmesini talep etmesi ile ilgili Göç İdaresi tarafından müvekkilin ikameti iptal edilmişti. Bu konuda açtığımız dava her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından reddedilmişse de İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari  Dava Dairesinin 05.03.2026 Tarihli, 2026/271 Esas ve 2026/515 Karar sayılı ilam ile, “ Dosyanın ve UYAP’ta yapılan sorgulamada elde edilen verilerin birlikte incelenmesinden, davacı ile Türk vatandaşı eşi B.G. arasındaki Denizli 2. Aile Mahkemesinin 2024/679 sayılı esasına kayden davacı tarafından açılan boşanma davası ile davacı lehine verilmiş uzaklaştırma kararlarının bulunduğu, dava dilekçesinde davacı ile eşi arasında davacının şikayeti üzerine yürütülen ceza davalarının derdest olduğunun beyan edildiği, davacının eşinin (destekleyici) davalı idareye sunduğu 09/05/2025 tarihli dilekçede ise eşiyle boşanma aşamasında olduğu, 8 aydır maliki olduğu eve gidemediğinin belirtilerek aile ikamet izninin iptalinin istenildiği, anılan dilekçe doğrultusunda davacının 09/06/2023-09/06/2026 tarihleri arasındaki ikamet izninin “destekleyiciyle birlikte yaşadığını veya yaşama niyeti taşıdığını ortaya koymak” şartının sağlanamadığı gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemle iptal edilmesi üzerine istinafen bakılan işbu davanın açıldığı, ……. Bakılan davada, davacının ikamet izninin, davalı idarece anlaşmalı evlilik olduğu gerekçesiyle iptal edilmesinin söz konusu olmadığı, davacının ikamet izninin, 6458 sayılı Kanunun 35. maddesinin 3. fıkrası (b) bendi kapsamında, davacı yabancının, Türk vatandaşı eşi ile birlikte yaşama niyeti taşıdığını ortaya koymak şartını sağlamadığı gerekçesiyle tesis edildiğinden, hukuki denetimin bu yönden yapılması gerektiği açıktır. Olayda, söz konusu boşanma davası her ne kadar davacı tarafından açılmış ise de; davacının destekleyicisinden kaynaklı aile içi şiddet mağduru olduğuna dair kuvvetli emareler bulunduğu ve boşanma davasında adli yargı yerince verilecek kararla davacının kusurlu olup olmadığının tespit edilebileceği, dolayısıyla işbu aşamada, söz konusu boşanma davasının, davacının birlikte yaşamama veya yaşama niyeti taşımama gerekçesiyle açıldığının kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olacağı, kaldı ki süreçte davacının boşanma davasından feragat ettiği ve eşi tarafından da feragat nedeniyle verilen karara istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dolayısıyla, davacının eşi ile birlikte yaşama niyeti olmadığına dair hukuken kabul edilebilir tespit ve bulgu bulunmaksızın, salt eşinin talebi ve iradesi doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.” denilmek suretiyle çok adil bir karar vermiştir. Burada her ne kadar eşler boşanmadan feragat etmişlerse de mahkeme tarafından esasen yabancının iddiaları ve durumu üstünde durularak karar verilmiştir. Fakat burada şunu önemle belirtelim ki müvekkil sınır dışı kararı ve buna istinaden alınan idari gözetim kararına istinaden yaklaşık 4 ay oğlu ile beraber Aydın Geri Gönderme Merkezinde kalmıştır. Bu sebeple yabancının en ufak bir hukuki işini yapması için bile avukat ile hareket etmesi önem taşımaktadır.

    4. BOŞANMA KARARI KESİNLEŞİRSE AİLE İKAMET İZNİ NE OLUR?

    Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte evlilik hukuken sona ermektedir. Bu durumda yabancı eşin Türk vatandaşıyla evliliğine dayalı aile ikamet izninin hukuki dayanağı ortadan kalkmaktadır. Ancak bu durum, yabancının mutlaka Türkiye’den ayrılacağı veya doğrudan sınır dışı edileceği anlamına gelmez. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, belirli şartları taşıyan yabancı eşlere boşanma sonrasında kısa dönem ikamet iznine geçme imkânı tanımaktadır.

    5. BOŞANAN YABANCI EŞ KISA DÖNEM İKAMET İZNİ ALABİLİR Mİ?

    6458 sayılı Kanun’un 31. maddesine göre, Türk vatandaşıyla evli olan ve boşanma hâlinde en az üç yıl aile ikamet izniyle Türkiye’de kalmış olan yabancılara kısa dönem ikamet izni verilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus bulunmaktadır. Kanun yalnızca “üç yıl evli olma” şartından bahsetmemektedir. Kanunda aranan şart, yabancının en az üç yıl aile ikamet izniyle Türkiye’de kalmış olmasıdır. Bu iki durum birbirinden farklıdır.

    Örneğin yabancı kişi Türk vatandaşıyla beş yıldır evli olabilir. Ancak yalnızca son bir yıldır aile ikamet izniyle Türkiye’de kalıyorsa, kural olarak Kanunda belirtilen üç yıllık aile ikamet izni şartını sağlamamaktadır. Bu nedenle boşanma sonrasında yapılacak ikamet izni başvurularında yalnızca evlilik tarihi değil, yabancının geçmiş ikamet izinleri ve Türkiye’deki yasal kalış geçmişi ayrıntılı şekilde incelenmelidir.

    6. ÜÇ YIL DOLMADAN BOŞANILIRSA YABANCI EŞ TÜRKİYE’DEN ÇIKMAK ZORUNDA MIDIR?

    Bu konuda yabancılar arasında ciddi bir yanlış anlaşılma bulunmaktadır. Üç yıllık aile ikamet izni süresini tamamlamayan yabancı eşin boşanması, yabancının hiçbir şekilde Türkiye’de kalamayacağı anlamına gelmez. Yabancının durumu diğer ikamet izni türleri bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Yabancının Türkiye’de taşınmazı bulunması, eğitim görmesi, ticari bağlantılarının bulunması veya 6458 sayılı Kanun kapsamında başka bir ikamet izni sebebine sahip olması hâlinde farklı bir ikamet izni türüne başvurulması gündeme gelebilir.

    Ayrıca somut olayın şartlarına göre insani ikamet izni hükümlerinin değerlendirilmesi de gerekebilir. Bu nedenle boşanma davası açılan yabancının ilk yapması gereken işlemlerden biri, mevcut aile ikamet izninin süresini ve geçmiş ikamet kayıtlarını inceletmek olmalıdır. Uygulamada yabancıların en büyük hatalarından biri, boşanma süreci devam ederken hiçbir işlem yapmadan aile ikamet izninin sona ermesini beklemeleridir.

    7. AİLE İÇİ ŞİDDET MAĞDURU YABANCI EŞLERDE ÜÇ YIL ŞARTI VAR MIDIR?

    Hayır. 6458 sayılı Kanun bu konuda yabancı eş lehine önemli bir istisna düzenlemiştir. Yabancı eşin aile içi şiddet nedeniyle mağdur olduğunun ilgili mahkeme kararıyla sabit olması hâlinde, kısa dönem ikamet iznine geçiş bakımından üç yıllık aile ikamet izni şartı aranmaz. Örneğin yabancı kadın veya erkek eş, Türk vatandaşı eşi tarafından fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kalmış olabilir. Bu durumda yabancı eşin yalnızca ikamet iznini kaybetme korkusuyla evliliği devam ettirmek zorunda olduğu düşünülemez.

    Ancak burada çok önemli bir hukuki ayrıntı bulunmaktadır: Kanun, aile içi şiddet mağduriyetinin ilgili mahkeme kararıyla sabit olmasını aramaktadır(uygulamada mahkeme kararı ile sabit olması bazen aranmamaktadır). Bu nedenle şiddete maruz kalan yabancı eş bakımından kolluk başvuruları, sağlık raporları, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen koruyucu ve önleyici tedbir kararları ve boşanma dosyasındaki deliller son derece önemlidir. Göç hukuku ile aile hukukunun birlikte yürütülmesi gereken en önemli dosya türlerinden biri budur.

    8. TÜRK VATANDAŞI EŞ “İKAMETİNİ İPTAL ETTİRECEĞİM” DERSE NE OLUR?

    Tarafımıza başvuran yabancı müvekkillerden sıklıkla şu ifadeyi duymaktayız: “Eşim beni Göç İdaresine şikâyet edeceğini ve ikametimi iptal ettireceğini söylüyor.” Öncelikle Türk vatandaşı eşin, yabancı eşin ikamet iznini tek başına iptal etme yetkisi bulunmamaktadır. Türk vatandaşı eş Göç İdaresine başvurabilir, eşlerin ayrı yaşadığını bildirebilir veya aile birliğinin sona erdiğini ileri sürebilir. Ancak ikamet izninin iptali konusunda idari işlem tesis edecek makam Göç İdaresidir. Göç İdaresinin yabancının somut durumunu, evliliğin devam edip etmediğini, boşanma dosyasını ve aile ikamet izni şartlarının devam edip etmediğini değerlendirmesi gerekir. Uygulamada yukarıdaki somut olayda da olduğu gibi çoğunlukla iptal yoluna gidilmektedir.

    Özellikle yabancı eşin aile içi şiddet mağduru olduğu veya Türk vatandaşı eş tarafından ortak konuttan çıkarıldığı durumlarda, Türk vatandaşı eşin tek taraflı beyanı üzerinden işlem yapılması ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle yabancı eşin Göç İdaresi nezdinde kendi durumunu ve ayrılığın gerçek sebebini belgeleriyle açıklaması önemlidir.

    9. BOŞANMA DAVASI DEVAM EDERKEN AİLE İKAMET İZNİNİN SÜRESİ BİTERSE NE OLUR?

    Kanaatimizce boşanma sürecindeki en riskli durumlardan biri budur. Boşanma davasının devam ediyor olması, süresi biten aile ikamet iznini kendiliğinden uzatmaz. Yabancı eşin ikamet izni süresi yakından takip edilmelidir. Özellikle boşanma davası çekişmeli ise yargılama aylar, hatta yıllar sürebilmektedir(Eğer eşlerden biri sürekli devam ederse ortalama 5-7 sene sürebilecektir).

    Bu süre içerisinde yabancının aile ikamet izninin sona ermesi hâlinde, yabancının Türkiye’deki yasal kalış durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekir. Yabancının kısa dönem ikamet iznine geçiş şartlarını taşıyıp taşımadığı veya başka bir ikamet izni türüne başvurup başvuramayacağı incelenmelidir. Aksi hâlde yabancının yasal kalış süresini ihlal etmesi ve ilerleyen süreçte idari yaptırım veya sınır dışı işlemleriyle karşılaşması riski ortaya çıkabilir. Burada yine yabancının yine hazırlıklı olması, alanında uzman bir avukattan mutlaka destek görmesi gerekmektedir. Biz her ne kadar ikamet konusu üstünden hareket ediyorsak da özellikle yabancı eşin boşanma davası ile beraber hak ve alacaklarını, manevi bütünlüğünü koruma durumları da söz konusu olacaktır. Bu sebeple yabancı kişinin davalarını takip etmesi, Türkiye’de kalması büyük önem taşımaktadır(avukatı vasıtası ile de takip edilebilir). Yabancı için bu tür durumlarda 6458 Sayılı Yasada Kısa Dönem İkamet İzni başlığı ile, MADDE 31 – (1) Aşağıda belirtilen yabancılara kısa dönem ikamet izni verilebilir:  …… g) Adli veya idari makamların talep veya kararına bağlı olarak Türkiye’de kalması gerekenler. ….. Şeklinde düzenlenenen maddeye istinaden ilgili Mahkemeden ikamet izni talep etmelidir. Örneğin bu konuda  İzmir 9. Aile Mahkemesi 2026/347 Esastaki dosyanınn 10.06.2026 Tarihli Tensip kararı ile, “6458 sayılı yasanın 31-g düzenlemesi gereği Mahkememiz yargılamasının sürüncemede kalmaması ve kamu düzeninden olan babalık davasının sonuçlanması bakımından, davacı ve çocukların üstün yararı gereği Türkiye’de kalması gerektiği değerlendirilmekle, sınır dışı işlemlerinin tedbiren durdurulmasına ve Mahkememizce aksi yönde karar verilmedikçe davacı ve çocuklara tedbiren dava sonuçlanıncaya kadar kısa dönem ikamet izni verilmesine, -Bu hususta ivedi olarak göç idaresine müzekkere yazılmasına,” demek suretiyle yasal kalış hakkı bile olmayan müvekkil ve çocuklarına ikamet izni verilmişti.

    SONUÇ: BOŞANMA DAVASI AÇILMASI AİLE İKAMET İZNİNİ HEMEN SONA ERDİRMEZ

    Boşanma davasının açılması, yabancı eşin aile ikamet iznini kendiliğinden ve aynı gün sona erdiren bir işlem değildir. Ancak boşanma sürecinin başlaması, eşlerin ayrı yaşamaya başlaması veya Türk vatandaşı eşin Göç İdaresine bildirimde bulunması yabancının ikamet durumunun idari makamlar tarafından yeniden incelenmesine neden olabilir.

    Boşanma kararının kesinleşmesi hâlinde ise yabancının aile ikamet izninin hukuki dayanağı sona erebilir. Türk vatandaşıyla evli yabancının en az üç yıl aile ikamet izniyle Türkiye’de kalmış olması hâlinde kısa dönem ikamet iznine geçiş imkânı bulunmaktadır. Aile içi şiddet mağduru olduğu ilgili mahkeme kararıyla sabit olan yabancılar bakımından ise üç yıllık süre şartı aranmamaktadır. Bu nedenle aile ikamet izni bulunan yabancıların boşanma davası açıldıktan sonra ikamet izinlerinin sona ermesini beklemeden hukuki durumlarını değerlendirmeleri önemlidir.

    Ablakat Hukuk Bürosu(Avukat Mehmet Şirin KORKMAZ)olarak İzmir’de göç hukuku, aile ikamet izni, ikamet izni iptali, boşanma sonrası yabancı eşin ikamet durumu ve sınır dışı işlemleri alanlarında hukuki hizmet vermekteyiz.

    Avukat Mehmet Şirin Korkmaz

Hemen Ara